Kutlu Tunca

Kutlu Tunca

Çevirmen
7.9/10
72 Kişi
·
215
Okunma
·
0
Beğeni
·
68
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·2 günde·8/10 puan
Shakespeare, Wittgenstein, Schopenhauer, Heidegger, Sartre, Samuel Beckett, Freud, Aristoteles, Nietzsche... Hepsinin gozunden 'Hayatin Anlami Nedir?' sorusuna cevap bulmaya calisiyor Terry Eagleton. Herseyin hizlandigi, hicbir seyin anlaminin kalmadigi, tuketildigi zamanimizda yazar "Durun! Dusunecegiz ve farkindaliklarimizi tekrar kazanicagiz" diyor adeta... Kolay okuma diyemem ama guzel ve bilgilendirici bir yolculuktu. Bu yolculuga sizde katilin derim :). Keyifli okumalar...
144 syf.
·1 günde·9/10 puan
Öncelikle kitabı hayatın anlamı nedir? sorusuna bir cevap olarak değerlendirmemek gerek. Hayatı anlamlandırma noktasında bireyin hayatı anlamlandırması, kavraması ve değerleri başlıca etkenlerdendir. Kitap yığınla soruyu beraberinde getirir bir cevap değil bir çok soru ile kalakalırsınız.
144 syf.
·80 günde·7/10 puan
Ünlü filozofların hayatın anlamı hakkındaki görüşlerini ele alıyor. Bunların ışığında hayat ve anlam hakkında kendi görüşlerimizi gözden geçirmemizi sağlıyor. Dilin sade olmasına karşın çok rahat okunabilen bir kitap değil bence. Bazı yerler kısmen heyecanla ilerlerken çoğu yer detaylarla boğuyor. Yine de bakış açımı genişlettiği için okuduğuma memnunum.
144 syf.
·Puan vermedi
'Hayatın Anlamı' var mı ?
'Hayatın Anlamı' nedir ?
Bana göre idealist bir soru ?..
Popüler kültürle ya da mistisizmle ya da metafizikle veyahut materyalizmle açıklanabilir mi ?..
İlk çağ filozoflarından beridir yaşamın anlamıyla ilgili çok fikirler öne sürülmüş.
Terry Eagleton da bu kitabında, Shakespeare, Wittgenstein, Schopenhauer, Nietzsche, Sartre, Samuel Beckett, Aristoteles, Marks gibi filozoflarla 'Hayatın Anlamı' armaya çalışıyor, konuşulan, yaşayan dillerle...
Ve Hayatın anlamına yanıt ararken elbette insanı, postmodern insanı sorguluyor.
Kitabın sonunda bir çok soruyla baş başa kalıyorsunuz, ve tabi ki en çok da Hayatın bir anlamı var mı yok mu?
düşünüyor, sorguluyorsunuz. Belki de yazarın yapmak istediği kitabı kucağınızda bırakıp sessizce gitmesi.
Bana göre;
İnsan tarihsel bir olgudur, üretkendir, emektir, yetenektir,toplumsal üretkenliğin hem öznesi hem de nesnesidir, doğanın, evrenin bir parçasıdır, dönüştürür, dönüşür ve değişir.
Ama başka bir bakış açısıyla insan bireydir, pasiftir,maliyettir, tüketendir, mülkiyettir, sevabıyla günahıyla kuldur,köledir.
İnsandan yola çıkarak hayat, kendini üreterek yaratmaktır.
Tarihsellik ve toplumsallık süzgecinden geçen yaşamın anlamı kendimce 'Doğduk, Yaşıyoruz, Ölüceğiz' ...şeklinde yorumluyorum.
Ve son olarak Marks'ın sözüyle bitirelim “...yaşam, her şeyden önce, yemeyi ve içmeyi, barınmayı, giyinmeyi ve başka birçok şeyi içerir.” kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Kitapla Kalın
144 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
İnsan eylem hâlinden koptuğu her an düşünmekle mahkum edilmiş tuhaf bir varlık. Zihin aleminden geçen düşüncelerin çeşitliliği, analitik düzlemde hem eksilerde hem de artılarda gezinen geniş bir eğri veyahut bir kalp grafisine benzeyebilen, karmaşa içerisinde titreşip duran ruhunu bedeniyle bir türlü senkronize edememesine de sebep olan bu hâli belki. Evrimsel süreci içerisinde pek çok zihinsel olguyu yaratarak ona anlam atfeden, amaç edinen, fikri faaliyetleriyle içgüdüsel varoluşu arasında çoğunlukla bir ahenk kuramayan varlıklar olarak arayışında olduğumuz çok şey olduğunu fark ediyoruz. Sorularımıza cevaplar arıyor ve bir cevap bulamayana kadar her soruyu yeni sorularla içinden çıkılamayacak dilemmalara dönüştürebiliyoruz. Hayatın anlamı da bunlardan birisi işte. Yaşadığımız hayatın bir anlamı var mı? Felsefi, psikolojik, edebi, takdiri, terminolojik mi? Terry Eagleton'ın Ayrıntı Yayınları tarafından Türkçe'ye kazandırılmış kitabı bu arayışımızla ilgili olarak bize sabit cevaplar vermiyor. Oysa ne çok isterdik değil mi? Hatta bir cevap verip vermediğinden emin bile olamıyorsunuz.

Kitabı özetlemenin ötesinde çok farklı bir sorguya götürüyor okuru. "Hayatın bir anlamı olmak zorunda mı?" Bilinçsizce aslında cevap aramadığımız sorular sorarken, zaman geçiriyor olabiliriz. Eagleton'ın daha en başında hayatın anlamı hakkında kitap kaleme almakla kendisinin çılgın ya da komikler arasında ikinci tercih olmayı umut edişiyle tebessüm eden okuru sonrasında yıpratıcı sorular ve hiçbir derde ilaç olmayan yanıtlar bekliyor. Sorunun geçerliliğinin sürekliliğinden dem vurulurken bir yandan ömür boyu geçerliliğini yitirmeyecek bir iz sürme eyleminin ortasında olduğunu da okurun yüzüne vurmaktan çekinmiyor. Kalemi her adımda açtığı çukuru derinleştirip, okuru daha fazla düşünmeye zorlasa da ikinci bölümde üzerinde durduğu "anlam sorunu" bizi başka bir noktaya götürüyor. Hayatın anlamından bahsedilirken burada kastedilen anlamın ne olduğunu irdeliyor. Sheakespeare'den Douglas Adams'ın meşhur eseri Otostopçunun Galaksi Rehberi'ne uzanan biri dizi örnekleme, belirli pasajlar arasında sürdürülen anlam arayışı, anlamın çift taraflılığı gibi konular derin ve kafa karıştırıcı gibi gözükse de Eagleton (ve hatta çevirmeni Kutlu Tunca diyelim) çok akıcı, rahat anlaşılabilir bir şekilde konuya hakim olmamızı sağlıyor. Fakat burada kendi kafasındaki soruları da sıklıkla cevapsız olduğundan bir sonraki bölümde açılışı Çehov'un Üç Kız Kardeş oyunundan bir alıntıyla yaparak "anlam" dediğimiz şeyin nasıl tutulmaya uğrayabileceğini anlatmaya devam ediyor. Sartre, Camus, Beckett, Wittgenstein derken birden anlama dair nutkunuzun tutulmasına sebep olacak "bize ters olana dahi ad koyabilecek yeterli bir anlam yoktur" cümlesiyle sarsılıyor okur.

Gerçekten de öyle mi diye düşünmeden edemiyorum. Bunca arayış, bunca tanım, ölesiye anlamlandırma çabaları içerisinde üretilen, türetilen, tüketilen hiçbir anlam yok mu? Eagleton bir anlam olabileceğine ilişkin en yakın tanımı yapmaya yaklaştığında anında yepyeni bir sorunla kendi inşa ettiği tanımı yerle bir ediyor zihninizde. Yetmezmiş gibi son bölüme geldiğinizde insanın kendi kaderini kendisinin çizip çizmediğine dair sorusuyla en büyük sorunun sadece "anlam" lafzında değil "hayat" lafzında gizli olduğunu ifşa edene dek sürüyor bu çarpışma. Sorunu çözmediğimizi açık yüreklilikle vurgularken bizlerin bu anlam arayışı içerisinde yükselen yaratıcılık ve üretkenliğimizin karşısına, birlikte yaşarken ortak anlamlar bulamamaktaki başarısızlığımızı koyuyor.

Kitap içerisinde sorularınıza bir cevap bulacağımızı mı sandık? Yoksa hayatın her aşamasında olduğu gibi yeni sorulara ulaşmak için soru sormaya devam mı edeceğiz? Bizler kendisini düşünmek ülküsüyle hayvanlardan ayırmaya çalışan bir ara tür gibiyiz. Sorular ve onlara veremediğimiz cevaplar bir yönüyle inkişafımızı sağlarken, öte yandan kolektif zayıflığı, ortak amaçları, anlamları, düşünceleri ve hatta ortak yaşamayı mümkünsüz hâle getirebiliyor. Belki de aradığımız şey cevaplar veya anlamlar değil. Sorun belki de arayışımızın şeklinde ya da arayışa atfettiğimiz beklentilerimizde. Veyahut kabul edemediğimiz bilinmezlik ve belirsizliğin ta içinde yatıyor.

Belki de bir şeylere ulaşmak için değil, zaman geçirmek için okuyoruz. Yine de zaman geçirmenin en güzel şekli olduğuna dair bireysel bir eminliğin esiri olduğum fikrindeyim.
144 syf.
·8/10 puan
“Hayat” dediğimiz yalnızca lazım olan bir kurmacadır. Fantezinin muazzam katkısı olmasaydı gerçeklik sona ererdi.(s.24)

Hayat ve Anlam. Buraya odaklanıyor Eagleton. Bunu öyle basit fikirlere indirgeyip ‘pozitif olun’ tarzı saçmalıklarla yapmıyor.

Aristoteles, Schopenhauer, Nietzsche, Wittgenstein gibi filozoflar ve Shakespeare, Conrad, Joyce, Kafka, Beckett gibi edebiyatçılar aracılığıyla açıklama gayretine giriyor.

Çeşitli soru ve sorunlarla açıyor ilk bölümü.

Devamında ‘anlam’ kelimesine odaklanıp alıntı ve fikirlerle burayı sorguluyor.

Tutulma diyeceği bölümde ise ‘modernizm ve postmodernizm’ başlıklarını kendine yardımcı kılıyor.

“Genel olarak insanlık tarihi bir uygarlık ve aydınlanma masalından çok bir kıtlık, ıstırap ve sömürü hikayesi olageldi.”(s.78)

İnsanlık tarihine parmak basıp mutluluk nedir aslında diyerek insanlığın ‘ortak anlam bulamama’ sorununa değinecek mesela.

Terry Eagleton. Britanyalı büyük eleştirmen ve düşünür. Hayatın Anlamı başlığı onun kaleminde çok da kolay anlaşılır bir şekilde vücut bulmuyor.

Biraz felsefe, biraz sosyoloji ve biraz edebiyat. Tabiki çokça insan. Buyurun.
144 syf.
Yazar,kitabın isminden de anlaşılacağı gibi "hayatın anlamı"nı sorguluyor.
Aristoteles,Nietzsche,
Wittgenstein,Marx,Freud, Shakespeare vb... gibi ünlü düşünürlerin bakış açılarıyla konuyu ele alıyor.
Ancak tüm düşüncelere karşı gelen ve eleştiren yazar,bu sırada başka sorular yönelterek okuyucuya da sorgulama ve düşünme fırsatı veriyor.
'
Hayatın anlamından bahsederken
Kader,sevgi,mutluluk gibi başka kavramların da sorgulandığı,sayfa olarak az ama anlam olarak derinlik içeren çok güzel bir kitaptı

Herkesin hayata yüklediği anlam farklı.
Belki de hayat,nefes alıp vermek kadar basit,belkide farkında olmaksızın şu anda yapmakta olduğumuz şeydir hayatın anlamı ?
144 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Hayatın kendine içkin bir anlamı olmadığını bir anlamı varsa bunun bizim ona verdiğimiz bir anlam olduğunu veya hayatın anlamını kendimizin oluşturmasını gerektiğini gündelik hayatta dile getirirdim.Bu kitapla beraber gördüm ki ''hayatın anlamı''na dair sorunsallık daha büyükmüş Terry Eagleton ''hayat'' ve ''anlam'' kavramlarını bir çok açıdan sorunsallıştırıp,çözmeye çalışmıştır bunu yparken de birçok düşünürden faydalanmıştır.Kötü haber ise kitap bitttiğinde hayatın anlamını öğrenmiş olmuyorsunuz (o kadar kolay mı sandın :) )hatta terry bile sadece sorunu daha da sorunsallaştırıyor ve oda içinden çıkamıyor sanki.Kitap bazı yerlerde sıkıyor ama bitirin yine de.
144 syf.
·2 günde·7/10 puan
Bir çok düşünürün fikirleri sorgulanıyor,dil bilimciler,nihilistler,teologlar...Tam da bekledigim gibi hiç bir sonuç yok. Anlamsız bir soru hayatın anlamı nedir.Ölüm varsa bir anlamı olabilir mı? Ya da bu kadar güzellik anlamsız olabilir mı? Kafanız daha çok karışacak.
144 syf.
·30 günde·7/10 puan
Bir edebi metinden ziyade bir tez çalışması şeklinde ortaya konulmuş yapıtta, Aristoteles, Shakespeare, Sarte, Baggini, Heidegger, Weber,
Freud, Marx, Nietzsche ve özellikle Wittgenstein gibi düşünür fikirleri kaynakça gösterilmiş. Son 25-30 sayfası hariç okuma olarak benim için zordu.

Hayatın anlamı nedir sorusuna modern topluma atıfta bulunarak; "modernite en hayati ve temel meselelerde bile uzlaşamadığımızı kabul etmekle başlar" diyerek kitabı noktalaması, oldukça espiritüel bir final olmuş.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 215 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 263 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.