Lavinia Petti

Lavinia Petti

Yazar
7.9/10
18 Kişi
·
34
Okunma
·
2
Beğeni
·
237
Gösterim
Adı:
Lavinia Petti
Unvan:
Yazar
Doğum:
Napoli, İtalya, 1988
1988 yılında Napoli’de dünyaya geldi. Yazmaya ve edebiyata olan tutkusunun yanı sıra dünyayı gezmeyi de seven yazar, akademik çalışmalarını da bu yolla geliştirmiştir. İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimini Lewis Carroll’un kullandığı ve yarattığı dildeki ifadeler üzerine bir tezle tamamladıktan sonra Napoli Doğu Bilimleri Enstitüsü’nde İslam Araştırmaları alanında çalışmıştır. Il ladro di Nebbia (Sis Hırsızı) ilk romanıdır. Sinema üzerine yazılar yazan Petti, durmuş saatler koleksiyonuna sahiptir. Premio Tabula Fati, Premio Robot, Premio Book’s Bar, Scrittura Giovane ödüllerine layık görülmüştür.
Bir adamın yaşı geçirdiği yıllara göre değil, gerçekleştirmek istediği hayallere göre hesaplanır.
Lavinia Petti
Sayfa 116 - Timaş Yayınları, İtalyanca’dan çeviren: Esma Fethiye Güçlü
Taşa oyulmuş figürlerden biri canlanarak iri pullarla kaplı bacaklarını büyüktü ve pençeleri ile bir pirinç borudan güç alıp kanatlarını açarak havalandı. Bu bir ejderhaydı!
Belki de hayattaki son sınavımız kendimizi affetmeyi öğrenmektir. Birçok kişi bunun ne kadar zor olduğunu anlamıyor.
Lavinia Petti
Timaş Yayınları
'' Kendi gerçekliğimizin ötesinde bir şeyin varlığını kabul etmek zor olabilir, ama buna kayıtsız kalamayız. Sonuçta bildiğimiz her şey sınırlı, görmezden geldiğimiz ihtimaller ise sonsuz. ''
Lavinia Petti
Sayfa 29 - Timaş Yayınları
“Burada hepimiz deliyiz! Dünya bir tımarhanedir, beyefendi, delilerin hapishanesidir... Ah, bundan daha doğru bir ifade olamaz! Zincire vurulmuş delileriz biz! Ve bu zincirleri kıran biri diğerlerinden daha deli değil, sadece daha özgürdür...”
Lavinia Petti
Sayfa 228 - Timaş, editör: Ayşe Tuba Ayman
448 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
“Altın dolu bir okyanus bir damla zamanı satın almaya yetmez, Signor Fonte. Şanslı olduğunuzun farkına varmalısınız. İnsanların bir saatlik kısa bir zaman karşılığında neleri verebileceğini ve zamanın kendisini ait bir saniyeden bile vazgeçmek konusunda ne kadar gönülsüz olduğunu bilmiyorsunuz. İnsanların sahip oldukları milyonlarca saati yaşamak yerine onları kaybetmeyi tercih etmelerinin nedenini bir türlü anlamıyorum. Hep ayı hikaye. Sahip olduklarımızın değerini onları kaybettiğimiz zaman anlıyoruz. Zaman da bu değerlerden biri.”
Syf:349

Harika bir fantastik kurgu okudum. Bazen çizgimizin dışına çıkıp farklı kitaplar okumaya cesaret etmek lazım. Bunu bir kere daha anladım. Sevgili Rukiye Şahin ile bir çorbacıda konuşacak ortak noktamız olsun istedik. Onun hediyesi bu kitap. Ve kesinlikle benim için çok hoş ve ilginç bir bakış açısının kapısını aralamış oldu. Seçtiği tüm kitapları okuyacağım zamanla.
Çok zengin içeriğe sahip bir kitap. Kahraman’ın bir yazar olması sebebiyle yazarların kendi iç dünyasına da ışık tutuyor aslında.

Kahramanımız fantastik olarak başka bir dünyaya geçiş yapıp seyahat ediyor gibi görünse de aslında kendine, içine seyahati .. Çocukluğuna doğru yolculuğa çıkıyor.
Çünkü küçükken çok basit gibi görünen olaylar büyüdüğümüzde hayatımıza farklı bir anlam yüklüyor. Yazarın röportajını okudum kitap bitikten sonra. Şöyle diyor:
“Hepimiz hayatlarımızı çocukluğumuzdan kalma anıların üzerine inşa ediyoruz; acıyla, kayıpla ve mutlulukla başa çıkmaya çalışıyoruz.”
Kitabın alt metinleri öyle kuvvetli ki.
Böyle bir kitap için harcanan emeği hayal bile edemiyorum . Bu anlamda editöre de bir teşekkür etmek lazım.
Kayıp bir hikaye.
Adını bile unutan hikayesini geçmişini unutan insanlar.
Kayıp orman, dalavere köprüsü, serseri pansiyonu, gözyaşından denizler, illüzyonlar, kayıp şeyler krallığı gibi ilginç simgeler üzerinden verilen mesajlar çok güzel. Hayal dünyasında cirit atacağınız bu kadar da olur mu diyeceğiniz bir kitap.
İnsanların neler uğruna nelerden vazgeçebileceği fantastik bir kurgu ile anlatılmış.
Bir bakımdan baba oğul, bir bakımdan aile, bir bakımdan sevginin hikayesi..
Ve en önemlisi kaybedilen zamanın ne kadar kıymetli olduğunun hikayesi.

“Gözlerini öfkeyle kulenin içinde gezdirdi. Bu dayanılmazdı. Boşa harcanan yaşamları görebiliyordu. Postanede, dişçiyi beklerken, otobüs durağında harcanan saatleri hissedebiliyordu. İnsanların asla karşılık bulamayacağı halde birini severek geçirdiği yılları, verimsiz işler yaparak geçirdiği ayları, yaşamaya başlamak yerine boşluğa bakıp hayatta ne yapmaları gerektiğine karar vermeye çalıştıkları sonsuz anları görebiliyordu.( sayfa: 349)”
Unutmak ve hatırlamak iç içe..
Sonuna kadar merakınızı had safhada tutacak bir kitap..
Ve sonuna doğru duygulandım. İlla bi gözüme toz kaçacak kitap okurken:)
Velhasıl hiç susmayabilirim en iyisi kesinlikle tavsiyedir okuyun derim:)
Ufak bir not; yazarın durmuş saatler koleksiyonuna sahip olduğunu onlarla kurduğu bağı kitabı okurken hissedebiliyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Lavinia Petti
Unvan:
Yazar
Doğum:
Napoli, İtalya, 1988
1988 yılında Napoli’de dünyaya geldi. Yazmaya ve edebiyata olan tutkusunun yanı sıra dünyayı gezmeyi de seven yazar, akademik çalışmalarını da bu yolla geliştirmiştir. İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimini Lewis Carroll’un kullandığı ve yarattığı dildeki ifadeler üzerine bir tezle tamamladıktan sonra Napoli Doğu Bilimleri Enstitüsü’nde İslam Araştırmaları alanında çalışmıştır. Il ladro di Nebbia (Sis Hırsızı) ilk romanıdır. Sinema üzerine yazılar yazan Petti, durmuş saatler koleksiyonuna sahiptir. Premio Tabula Fati, Premio Robot, Premio Book’s Bar, Scrittura Giovane ödüllerine layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 34 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.