Levent Kartal

Levent Kartal

Çevirmen
8.4/10
16 Kişi
·
34
Okunma
·
0
Beğeni
·
39
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
190 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
-Domuz gribi gerçekten insanları ölüme kadar götürebilecek bir virüs mü yoksa seçkin kesimin, kapitalizmin bir ürünü mü?
-Bill Gates sanıldığı gibi bir yardımsever mi yoksa nüfus azaltımı konusunu destekleyen bir insan mı?
-Tahıl kıtlığı gerçek mi yoksa ürünlerin fiyatlarını arttırmak için bir oyun mu?
-Kalıtımı değiştirilmiş gıdalar gerekli kontrollerden geçiyor mu?
Ve daha bir çok soruya cevap arayanların okuması gereken kitap. İçinde ilginizi çekecek ve bir o kadar da şaşırtacak bilgiler var.
312 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kitap 11 bölüme ayrılmış ve hepsi de kendi içinde anlatıma sahip olsa da kitabın bütünü de o parçalardan oluşuyor. Önsözde belirtildiği gibi, 1989 yılı sonunda Doğu Blokunun domino etkisiyle çökmeye başlamasıyla birlikte, yeni devletler meydana gelir. SSCB ve Varşova Paktı aşama aşama yıkılır. İki kutuplu dünyanın diğer kutbu Nato ayakta kalır. Bizde o yıllarda artık Nato'nunda tasfiye edileceğini düşünürken, Nato o tarihten günümüze gelinceye kadar gücünü daha da artırır. Artık tek başına kalır. Varşova Paktı yıkıldığına göre Nato'ya ne gerek var? Ya da Nato artık kimi kimden koruyacak? Bu ve buna benzer çeşitli sorular ortaya çıkar. Kısaca etki-tepki sonucu ortaya çıkan yapıların biri çöktüğüne göre diğerinin de işlevini yitirmesi gerekirken, etkinliğini daha da artarak devam etmesi kafalarda çeşitli şüpheleri de beraberinde getiriyor.

Küresel Tam Hakimiyet -Yeni Dünya Düzeninin Gerçek Yüzü önemli tespitler içeriyor. F. William Engdahl tarafından yazılan kitap 2009 tarihinde Türkçeye çevrilmiş. Okudukça uykunuz kaçar. Bize gösterilenle, olan arasındaki farkları anlatıyor.

Gürcistan'ın ABD'ye yakınlaşma sebepleri neler? Bunun arkasında kimler var? Niçin böyle oldu sorularına cevap aranıyor. Bu cevaplar aranırken de okuyucunun da düşünmesini istiyor.

'Rusya'yı Kontrol Etme Çabaları' ise renkli devrimlerle ve içten hareketlerle kuşatmaya dönse de Putin'in ve Rusya yönetiminin olayların farkına varıp, kendi savunma durumlarını güçlendirip, karşı atağa geçmesiyle ABD'nin istediği, özlediği şeylerin gerçekleşmemesini okuyoruz.

Sivil toplum kuruluşları adı altında (bunlar her ülke de aynı isme ya da farklı isimlere sahip olabiliyor) birilerinin maşası olup bunu da özgürlük, insan hakları, hukuk adı altında kamuoyuna sunmalarını görüyoruz. Başka bir ülke veya yabancı fonlardan destek alarak kurulan STK'lar nasıl özgür olabilir? Ya da ne kadar milli olabilir? Bunların başında bulunan insanların belirli bir eğitim seviyesinde olan ve ikna yeteneği yüksek kişiler olması ve medyanın sonuna kadar onların yanında olması sayesinde bir anda palazlanıp, 'çok önemli kişiler' olması acaba rastlantıdan ibaret mi? Bu durum da kitabın içindeki 'petrol' kısmında güzel bir şekilde anlatılır.

ABD'nin enerji sahalarını tam denetimi altına almak için yapmayacağı şeyin olmadığını okurken görüyoruz.

Bizlere birileri tarafından özellikle televizyonlar aracılığıyla aşılanan, pompalanan o uyuşturucu fikirlerin kimlerin hesabı olduğunu görmek açısından değerli bir kitap.

Niye ABD, Rusya'yı yalnızlaştırmak istiyor? Niçin bu bölgede kendine dost hükümetlerin işbaşında olmasını istiyor. Görünenle yani bize anlatılanla gerçeklerin arasındaki farkı burada anlatıyor.

Çin'i de yine aynı şekilde kendisine ileri zamanda rakip olmasın diye hem yakından takip eder hem de iç dinamikleri ayağa kaldıracak çalışmaları sessizce yürütür. Amaç, kendisine karşı çıkıldığında yine 'demokrasi' sopasıyla hizaya getirmek.

Kitabı okudukça 'insan hakları' konusunun bazı devletler açısından 'insan hakları' olarak değil de bir 'havuç-sopa' gibi kullanıldığını görüyoruz. Eğer bizimle (yani ABD'nin) beraber çalışıyorsa 'iyi -havuç', ama bizimle (yani ABD) ters düşüyorsa bir an da 'kötü-sopa' olan devletlerin örnekleri kitabın içinde mevcut.

Çin'in Afrika'da kendisine enerji temin edecek yerler keşfetmesine set olarak ABD'nin o devletlerle yaptığı yine 'insan hakları' eylemleriyle ülkelerin karıştırılması ve bundan Çin'in zarar görmesinin bir örneği olarak da Sudan ve Sudan'ın bölünmesini gösterilir. Sudan'ın güneyinin niçin Sudan'dan kopartıldığı da aşikar. Petrol ya da tüm zamanların tek gerçek hammaddesi olan enerji için.

'Darfur Soykırımı' olarak kamuoyuna gösterilen yazılı ve sesli görüntülü haberlerin ABD'nin hedefine ulaşmak için kullandığı bir yol olduğunu da kitaptan okuyoruz.

Afrika kıtası içinde dolaşıp petrol bulunduktan sonra yaşanan kavgalara da tanıklık etmemizi sağlıyor yazar. Farklı şeyler okumak isteyenler için görünenin dışında bir köy olduğunu da anlatıyor. Yani karşımıza çıkan her nur yüzlü sakallının da çok da iyi niyetli olmayacağını anlatıyor.

Ezcümle: Tavsiye ederim. Bu kitabın baskısı yok ancak sahaflarda bulabilirsiniz. Bu kitap, 5-7 /Aralık / 2018 tarihleri arasında okunup inceleme yazısı ise 20 / Mart / 2019 tarihinde yazılıp siteye eklenmiştir.
190 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
gelecekte büyük savaşlarda kullanılacak silahın ne olduğunu bu kitap detayları ile açıklıyor. aslında o savaşın içindeyiz. dünyanın görünmeyen veya gizlenen yüzünün ne olduğunu korkuyla okuyacaksınız. türkiye ve az gelişmiş toplumlar bunun neresinde? aslında dünyayı sürekli kaos içinde tutan bu sektöre karşı çok akılcı stratejiler belirlenmeli ve tedbirler alınmalı. sğlık sektöründe ilaç üreten firmalarına karşı ciddi yaptırımlar uygulanmalı.
312 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
amerika dünyaya hükmeden imparatorluk.fakat bu yolda çok büyük bedeller ödetiyorlar. afrika: afrikanın iki vahşi yüzü var biri gerçek doğası;aslanlar,timsahlar leoparlar gnular zebralar v.s diğeri amerika başta olmak üzere diğeri kapitalist ülkelerin yarattıkları cehennem.milyonlarca insan kapitalizmin egoları uğruna kurban ediliyor.kimi kurşunla.kimi açlıkla teker teker toplu bir şekilde.yok ediliyor.asyadada pek farklı değil bu güruh özellikle cehaletin olduğu her kitleyi çok kolay bir şekilde içten ele geçiriyor.sonrası çok hemde çok kötü oluyor.böl parçala yönet. bu konuda müslümanlar nasibini fazlasıyla alıyor.bukitap bir amerikan vatandaşı tarafından, amerikanın aç gözlülüğüyle dünyayı nasıl sömürdüğünü anlatıyor. şimdi sıra çin de. emperyalizmin vahşeti çok daha kötü sonuçlar doğuracak.
190 syf.
·18 günde·Beğendi·9/10
Dehşetengiz bir kitap. Bu "dehşetengiz" kelimesini yıllar önce okuduğum 11 Eylül 2001, Amerika'daki terör saldırıları hakkında yazılmış bir kitapta 11 Eylül 2001 Dehşetengiz Hile duymuştum. Bu saldırıların arkasında kimlerin olduğunu ve bu saldırı şeklini inceleyip, kuşkulu durumlar olduğunu ortaya koyması anlamında çok dikkat çeken bir kitap olmuştu.

Ama kelimeye kafam takılmıştı. Dehşetengiz. Ne demekti?

Bu kitapta benim için bir dehşetengiz niteliktedir. Öyle hafife alınıp, hadi canım sende denilecek bir tarafı yok.
Zaten yazarın yazmış olduğu kitaplardaki düşünce yapısıyla örtüşen bir içeriğe sahip. Birileri ya da belli grup, klik, topluluk, cemaatlerin nerede olursa olsun insanları kendi ideolojik, siyasi, dini ya da başka bir şekilde yönlendirdiği bir ortamda sağlık, gıda da bunların dışında kalamazdı.

Daha yeni, taze bir haber: "Türkiye'deki Şeker Fabrikaları Özelleştiriliyor..." Olumlu ya da olumsuz çok şeyler söylenebilir.
Bugün iktidarın yanında olanlar "tabii ki yapılsın" diyebilirken acaba başka bir parti iktidar da olsaydı aynı şekilde "tabii ki yapılsın" diyebilirler miydi? Bu ayrı bir konu. Hayatın gerçeği ve esas konuşulması gereken mevzu da budur.
Maalesef bunları konuşmak yerine örneğin, "asansörde halvet olur mu olmaz mı" gibi derin(!) mevzular konuşuluyor. Bu da ayrı bir konu. Ama hepsi birbirine bağlı. Bütünün parçalarıdır. Birileri bizleri başka yönlere çekip, konuşulması gereken ana konunun tali olmasını sağlamaya çalışıyorlar. Bilinçli yapanlar var ama en kötüsü bilmeden/düşünmeden şeytanın mızrağını bileyenlerindir.

Binlerce, onbinlerce çiftçi bu işten geçiniyor. Bu fabrikaları sattığımızda bizim vatandaş olarak elimize ne geçecek? Hükümetin eline bir şeyler geçeceği kesin...Fakat William Engdahl ne güzel demiş tam da bam teline basarak:"
“Yeşil devrim”in en büyük etkilerinden birisi iş aramak için şehirlere göç eden köylünün kırsaldan göç etmesi ve kırsalı boşaltması idi.
Bu bir tesadüf değildi. ABD’li küresel şirketlerin ucuz işçi havuzları yaratmak için yaptığı plânın, ya da son yıllardaki adıyla “küreselleşmenin” bir parçasıydı." Köylerin boşaltılması, köylerdeki tarım ve hayvancılığa destek olunması yerine köstek olunması ve buna bağlı gelişen ekonomik ve diğer gelişmeler. Bu bir zincirleme olaydır.

Konuyla alakası yok ama fındığımız var. Dünya fındık piyasasının büyük çoğunluğu Türkiye'den sağlanıyor. Doğru bir önerme. Peki! Borsası nerde ve
fiyatı kimler ve nasıl belirliyor ? Bunu da öğrenmek isteyen araştırsın.

Gerçekten de dehşete kapılmamak elde değil. Kitapta domuz gribi sahtekarlığı ve bunun sebepleri; genleri değiştirilmiş ve canavar haline getirilmiş melez tohumların
nasıl, dünyayı kurtarmak adına yapıldığı palavrasına insanların inandırılmaya çalışıldığı göreceksiniz. Ya da buna benzer onlarca, yüzlerce insanlık dışı faaliyetin, normal faaliyet gibi bizlere sunulduğunu okuyacaksınız.

Artık, gün geçmiyor ki, yeni bir hastalık, yeni bir ilaç, yeni bir tedavi yolu çıkmasın. Aşağı yukarı her gün yeni yeni şeyler televizyonda, yazılı basında -internette anlık olarak yayıldığı için onu saymıyorum- çıkmasın. Malum kış ayındayız ve o zaman grip aşısı yaptırmamız lazım? Yoksa lazım mı? Uzman görüşleri alınır, birileri kesin yaptırın derken birileri daha temkinli ve risk gruplarını sayarak cevaplandırır. Ama sezon, yani artık onun da bir "sezon"u oldu ve bu tartışılır durur.

Kitap bize Domuz Gribi olarak adlandırılan salgının çıkış noktasını ve ondan sonra yapılan çalışmaları anlatıyor. Gerçekten de domuz gribi var mı? Varsa ne kadar tehlikeli? Kaynağı neresi? Yayılma alanı neresi? Doğal çiftlik hayvanlarının etkilenme oranıyla sanayi amaçlı üretilen domuzların üretim ortamlarının taşıdığı temizlik, hijyen koşulları nelerdir? Meksika'daki çıkış yerinin araştırılması yapıldı mı? Gibi, gibi onlarca soruların olduğu bir yerde tabii, insanın aklına acaba bunun içinde bir iş var mı? diye soru da takılmıyor değil. William Engdahl da bu konuda bizi aydınlatmaya çalışıyor ve bize, "size o anlatılanlar hiç de öyle masum değil" diyor ve
masa başlarında birilerinin birilerini nasıl daha da zenginleştirmeye çalışırken, insani değerlerle nasıl dalga geçip alay ederek bu işi yaptıklarının resmini çekiyor. Ve diyor ki: "Ben olayı böyle görüyorum. Bu işte bir hinlik var ey insanlık. Duy, gör, dinle, araştır, konuş yani susma, görmezden gelme, duymazdan gelme..."

ÇUŞ (Çok Uluslu Şirketler) bizleri soyarken buna sessiz kalma. Her gördüğün sakallıyı deden sanma diyor kısacası William Engdahl. Anlamak isteyen için.
Ya da benim için. Çünkü ben öyle anlıyorum.

Kitap sayfaları içinde kirli ilişkiler ağını göreceksiniz. Siyaset, ticaret, sağlık ve para. Dünyada salgınlar çıkartıp nasıl insanlarla alay ettiklerini, sömürdüklerini,
ve onları yeri geldiğinde öldürdüklerini okuduğunuzda benim niçin dehşetengiz dediğimi anlayabilirsiniz.

Kitap 5 bölümden oluşuyor. Bunlar: Domuz Gribi, Şırıngayla Soykırım - Dünya Tahıl Kıtlığı - Kalıtımı Değiştirilmiş Gıdaların Tehlikeleri - Kalıtımı Değiştirilmiş Gıdalara hayır - Kıyamet Tohum Deposu. Hepsi birbirinden dehşetli şeyler içeriyor. Öyle eğlenceli bir şey bulamazsınız.

Kitabın tüm bölümleri birbirinden değerli bilgiler içermektedir. Zaten çok azını "alıntılar" kısmına ekledim. Ama o "alıntılar" o kadar az değil. Sayfalar
dolusu. Alıntıları kendime alıntılarken, altlarına kendimce notlar ekleyerek yazmışım. Tabi, yer kısıtlı olduğu için tümü hakkında yazamam.

Diğer önemli konu ise gıda ile ilgili. Artık genetiği değiştirilmemiş hiçbirşey kalmadı desek yeridir. Ve salgın hastalıklar, enteresan hastalık isimleri ve hemen ona yönelik tedavi yöntemleri medyada yer alıyor. Sonuçta insanız. "Ölüm Korkusu" sarınca veya sardırılınca hemen yapışıyoruz yeni tedavi ve ilaç sektörüne. Buna karşı gelenler, gerçekten de yardım etmek isteyen doktorlar da mevcut. Sektörün hepsi kirli değil tabi ki.

Gıda üzerinden oynanan oyunların ( var mı öyle bir durum?) arkasında kimler var? Niçin ekmeğimizle oynanıyor. Gıdaya hükmeden dünyaya da hükmedebilir mi? Bu ve buna benzer soruların cevabı yine bu kitabın içinde bulunuyor. Korkmadan yazmış, isim vermiş, "sözüm meclisten dışarı" dememiş. "Yeni Dünya Düzeni" kurucularına yönelik bir şeyler karalamaya çalışmış ama kitap maalesef popüler olmadığı için çok fazla bilinmemiş, tanınmamış ülkemizde.

Kitabın üst başlığı ise "üstün ırk yaratma, dünya nüfus azaltımı projeleri". Bu üstün ırk nedir? Biz kimiz? Suriye'de yaşanan savaşta bu küreselcilerin parmağı var mı?

Kitabı okurken düşünerek, anlayarak, tartışarak okuduğumuzda bizlere söylenenlerin ne kadarının doğru olduğunu birilerine ihtiyaç duymadan kendimiz bile çözümleyebiliriz. Ayrıca bir uzmana veya kod çözücüye gerek kalmaz. Son olarak arka kapak yazısı ile bitirmek istedim ve yazar diyor ki kısaca:

"Domuz gribi diye bir salgın korkusu yaratılarak insanlar aşıyla boş yere hasta ediliyorlar. Daha önce Kuş Gribi ile küçük tavuk çiftliklerine büyük bir darbe vurulmuş
tavuk üretim işi dünyada 5 büyük şirketin tekeline girmişti.

Milyonları aç bırakmak, gıdayı biyolojik ve ekonomik silâh olarak kullanmak kalıtımı değiştirilmiş tohumlarla daha da kolay. Kalıtımı değiştirilmiş, Sahte Gıdalar
sâyesinde yeni, olmadık hastalıklara mâruz bırakılıyoruz. Tohum şirketlerinin gıda kontrolü ile dünya nüfusunun azaltımı gerçekleşiyor.

Ezcümle: Beğenerek, bilgilenerek okudum. Herkese okumayı tavsiye ederim.

Notlar: Kitap 2009 tarihli ve Bilim + Gönül Yayınları yani Oktay Sinanoğlu'nun (ya da onun desteklediği) bir yayınevinden çıkmış. Zamanında almıştım. Okuma fırsatı ancak geldi.
Esasında Soner Yalçın'ın "Saklı Seçilmişler" kitabını alıp, okumaya başlayacakken, bir an da bundan bir başlayayım dedim. Hatta Canan Karatay da bunlardan bahsetmiyor mu?
+ Kitabın baskısı bitmiş ve o yüzden ancak sahaflarda bulabilirsiniz.
+ Kitabın giriş kısmında yazar hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmakta ve genelde hangi konular hakkında yazdığını okuyabilirsiniz.
+ İngilizce biliyorsanız yazarı internet sitesinden takip edip ve İngilizce kitaplarını okuyabilirsiniz. Türkçe hariç başka bir dil bilmediğim için, iyi bir yayınevi ve iyi bir çeviri kitapları tercih diyorum.
+ Kitabın hem kapak resmi hem de arka kapak yazısı güzel ve açıklayıcı olmuş. Arka kapaktaki tanıtım yazısı kimsenin gözünü bozmayacak ve etkili cümleler
içermesi anlamında güzel olmuş.
+ Ayrıca kitabın yayınevine, yazarına, çevirmenine bu güzel çalışmayı bizlere sundukları için teşekkür ederim.
+ Dehşetengiz: Ürkütücü, korku uyandıran anlamına gelmektedir.
200 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
çok ilginç ruhsal bir eser, büyücülükten kasıt ruhsal dünyamız ve evrenin işleyişi ile ilgili bir eser kendimizi nasıl doğaya bırabiliriz arzularımızdan arınarak vs.. zaman ve mekanda başlangıcı olmayan bir bölünmezlikten geldik ve aynı zamanda sınırsız ve ebedi olarak hiçbir yerden geliyoruz.... tüm duyularımız ilk döllenmiş hücrenin içinde şifreli bir bilgi olarak bulunuyordu.... ruh ve felsefe ile ilgilenenler için güzel bir eser

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 34 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 74 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.