Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
2 beğeni  · 
96 gösterim
İktisatçı yazar W, Engdahl büyük ilgi uyandıran Ölüm Tohumları adlı kitabından sonra dünyadaki egemen güçlerin gizli plânını açıklıyor: Üstün Irk Yaratma ve Dünya Nüfusunun Azaltımı.

Aile plânlaması, doğum kontrolü, tarımda sözde "yeşil devrim", moleküler biyolojideki gelişmeler, biyo-yakıt, biyo-teknoloji, Dünya Sağlık Teşkilâtı, Dünya Bankası, Rockefeller Vakfı ve daha niceleri hep bu gizli amaca kilitlenmiş. Küçük bir elit dışında kalanlar ise habersiz bu gizli amaçdan. Oysa biyo-savaş için hazırlıklar aralıksız devam ediyor.

Domuz gribi diye bir salgın korkusu yaratılarak insanlar aşıyla boş yere hasta ediliyorlar. Daha önce Kuş Gribi ile küçük tavuk çiftliklerine büyük bir darbe vurulmuş tavuk üretim işi dünyada 5 büyük şirketin tekeline girmişti.

Milyonları aç bırakmak, gıdayı biyolojik ve ekonomik silâh olarak kullanmak kalıtımı değiştirilmiş tohumlarla daha da kolay. Kalıtımı değiştirilmiş, Sahte Gıdalar sayesinde yeni, olmadık hastalıklara mâruz bırakılıyoruz. Tohum şirketlerinin gıda kontrolü ile dünya nüfusunun azaltımı gerçekleşiyor.
S. Ali 
 01 Mar 22:28 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dehşetengiz bir kitap. Bu "dehşetengiz" kelimesini yıllar önce okuduğum 11 Eylül 2001, Amerika'daki terör saldırıları hakkında yazılmış bir kitapta duymuştum. Bu saldırıların arkasında kimlerin olduğunu ve bu saldırı şeklini inceleyip, kuşkulu durumlar olduğunu ortaya koyması anlamında çok dikkat çeken bir kitap olmuştu.

Ama kelimeye kafam takılmıştı. Dehşetengiz. Ne demekti?

Bu kitapta benim için bir dehşetengiz niteliktedir. Öyle hafife alınıp, hadi canım sende denilecek bir tarafı yok.
Zaten yazarın yazmış olduğu kitaplardaki düşünce yapısıyla örtüşen bir içeriğe sahip. Birileri ya da belli grup, klik, topluluk, cemaatlerin nerede olursa olsun insanları kendi ideolojik, siyasi, dini ya da başka bir şekilde yönlendirdiği bir ortamda sağlık, gıda da bunların dışında kalamazdı.

Daha yeni, taze bir haber: "Türkiye'deki Şeker Fabrikaları Özelleştiriliyor..." Olumlu ya da olumsuz çok şeyler söylenebilir.
Bugün iktidarın yanında olanlar "tabii ki yapılsın" diyebilirken acaba başka bir parti iktidar da olsaydı aynı şekilde "tabii ki yapılsın" diyebilirler miydi? Bu ayrı bir konu. Hayatın gerçeği ve esas konuşulması gereken mevzu da budur.
Maalesef bunları konuşmak yerine örneğin, "asansörde halvet olur mu olmaz mı" gibi derin(!) mevzular konuşuluyor. Bu da ayrı bir konu. Ama hepsi birbirine bağlı. Bütünün parçalarıdır. Birileri bizleri başka yönlere çekip, konuşulması gereken ana konunun tali olmasını sağlamaya çalışıyorlar. Bilinçli yapanlar var ama en kötüsü bilmeden/düşünmeden şeytanın mızrağını bileyenlerindir.

Binlerce, onbinlerce çiftçi bu işten geçiniyor. Bu fabrikaları sattığımızda bizim vatandaş olarak elimize ne geçecek? Hükümetin eline bir şeyler geçeceği kesin...Fakat William Engdahl ne güzel demiş tam da bam teline basarak:"
“Yeşil devrim”in en büyük etkilerinden birisi iş aramak için şehirlere göç eden köylünün kırsaldan göç etmesi ve kırsalı boşaltması idi.
Bu bir tesadüf değildi. ABD’li küresel şirketlerin ucuz işçi havuzları yaratmak için yaptığı plânın, ya da son yıllardaki adıyla “küreselleşmenin” bir parçasıydı." Köylerin boşaltılması, köylerdeki tarım ve hayvancılığa destek olunması yerine köstek olunması ve buna bağlı gelişen ekonomik ve diğer gelişmeler. Bu bir zincirleme olaydır.

Konuyla alakası yok ama fındığımız var. Dünya fındık piyasasının büyük çoğunluğu Türkiye'den sağlanıyor. Doğru bir önerme. Peki! Borsası nerde ve
fiyatı kimler ve nasıl belirliyor ? Bunu da öğrenmek isteyen araştırsın.

Gerçekten de dehşete kapılmamak elde değil. Kitapta domuz gribi sahtekarlığı ve bunun sebepleri; genleri değiştirilmiş ve canavar haline getirilmiş melez tohumların
nasıl, dünyayı kurtarmak adına yapıldığı palavrasına insanların inandırılmaya çalışıldığı göreceksiniz. Ya da buna benzer onlarca, yüzlerce insanlık dışı faaliyetin, normal faaliyet gibi bizlere sunulduğunu okuyacaksınız.

Artık, gün geçmiyor ki, yeni bir hastalık, yeni bir ilaç, yeni bir tedavi yolu çıkmasın. Aşağı yukarı her gün yeni yeni şeyler televizyonda, yazılı basında -internette anlık olarak yayıldığı için onu saymıyorum- çıkmasın. Malum kış ayındayız ve o zaman grip aşısı yaptırmamız lazım? Yoksa lazım mı? Uzman görüşleri alınır, birileri kesin yaptırın derken birileri daha temkinli ve risk gruplarını sayarak cevaplandırır. Ama sezon, yani artık onun da bir "sezon"u oldu ve bu tartışılır durur.

Kitap bize Domuz Gribi olarak adlandırılan salgının çıkış noktasını ve ondan sonra yapılan çalışmaları anlatıyor. Gerçekten de domuz gribi var mı? Varsa ne kadar tehlikeli? Kaynağı neresi? Yayılma alanı neresi? Doğal çiftlik hayvanlarının etkilenme oranıyla sanayi amaçlı üretilen domuzların üretim ortamlarının taşıdığı temizlik, hijyen koşulları nelerdir? Meksika'daki çıkış yerinin araştırılması yapıldı mı? Gibi, gibi onlarca soruların olduğu bir yerde tabii, insanın aklına acaba bunun içinde bir iş var mı? diye soru da takılmıyor değil. William Engdahl da bu konuda bizi aydınlatmaya çalışıyor ve bize, "size o anlatılanlar hiç de öyle masum değil" diyor ve
masa başlarında birilerinin birilerini nasıl daha da zenginleştirmeye çalışırken, insani değerlerle nasıl dalga geçip alay ederek bu işi yaptıklarının resmini çekiyor. Ve diyor ki: "Ben olayı böyle görüyorum. Bu işte bir hinlik var ey insanlık. Duy, gör, dinle, araştır, konuş yani susma, görmezden gelme, duymazdan gelme..."

ÇUŞ (Çok Uluslu Şirketler) bizleri soyarken buna sessiz kalma. Her gördüğün sakallıyı deden sanma diyor kısacası William Engdahl. Anlamak isteyen için.
Ya da benim için. Çünkü ben öyle anlıyorum.

Kitap sayfaları içinde kirli ilişkiler ağını göreceksiniz. Siyaset, ticaret, sağlık ve para. Dünyada salgınlar çıkartıp nasıl insanlarla alay ettiklerini, sömürdüklerini,
ve onları yeri geldiğinde öldürdüklerini okuduğunuzda benim niçin dehşetengiz dediğimi anlayabilirsiniz.

Kitap 5 bölümden oluşuyor. Bunlar: Domuz Gribi, Şırıngayla Soykırım - Dünya Tahıl Kıtlığı - Kalıtımı Değiştirilmiş Gıdaların Tehlikeleri - Kalıtımı Değiştirilmiş Gıdalara hayır - Kıyamet Tohum Deposu. Hepsi birbirinden dehşetli şeyler içeriyor. Öyle eğlenceli bir şey bulamazsınız.

Kitabın tüm bölümleri birbirinden değerli bilgiler içermektedir. Zaten çok azını "alıntılar" kısmına ekledim. Ama o "alıntılar" o kadar az değil. Sayfalar
dolusu. Alıntıları kendime alıntılarken, altlarına kendimce notlar ekleyerek yazmışım. Tabi, yer kısıtlı olduğu için tümü hakkında yazamam.

Diğer önemli konu ise gıda ile ilgili. Artık genetiği değiştirilmemiş hiçbirşey kalmadı desek yeridir. Ve salgın hastalıklar, enteresan hastalık isimleri ve hemen ona yönelik tedavi yöntemleri medyada yer alıyor. Sonuçta insanız. "Ölüm Korkusu" sarınca veya sardırılınca hemen yapışıyoruz yeni tedavi ve ilaç sektörüne. Buna karşı gelenler, gerçekten de yardım etmek isteyen doktorlar da mevcut. Sektörün hepsi kirli değil tabi ki.

Gıda üzerinden oynanan oyunların ( var mı öyle bir durum?) arkasında kimler var? Niçin ekmeğimizle oynanıyor. Gıdaya hükmeden dünyaya da hükmedebilir mi? Bu ve buna benzer soruların cevabı yine bu kitabın içinde bulunuyor. Korkmadan yazmış, isim vermiş, "sözüm meclisten dışarı" dememiş. "Yeni Dünya Düzeni" kurucularına yönelik bir şeyler karalamaya çalışmış ama kitap maalesef popüler olmadığı için çok fazla bilinmemiş, tanınmamış ülkemizde.

Kitabın üst başlığı ise "üstün ırk yaratma, dünya nüfus azaltımı projeleri". Bu üstün ırk nedir? Biz kimiz? Suriye'de yaşanan savaşta bu küreselcilerin parmağı var mı?

Kitabı okurken düşünerek, anlayarak, tartışarak okuduğumuzda bizlere söylenenlerin ne kadarının doğru olduğunu birilerine ihtiyaç duymadan kendimiz bile çözümleyebiliriz. Ayrıca bir uzmana veya kod çözücüye gerek kalmaz. Son olarak arka kapak yazısı ile bitirmek istedim ve yazar diyor ki kısaca:

"Domuz gribi diye bir salgın korkusu yaratılarak insanlar aşıyla boş yere hasta ediliyorlar. Daha önce Kuş Gribi ile küçük tavuk çiftliklerine büyük bir darbe vurulmuş
tavuk üretim işi dünyada 5 büyük şirketin tekeline girmişti.

Milyonları aç bırakmak, gıdayı biyolojik ve ekonomik silâh olarak kullanmak kalıtımı değiştirilmiş tohumlarla daha da kolay. Kalıtımı değiştirilmiş, Sahte Gıdalar
sâyesinde yeni, olmadık hastalıklara mâruz bırakılıyoruz. Tohum şirketlerinin gıda kontrolü ile dünya nüfusunun azaltımı gerçekleşiyor.

Ezcümle: Beğenerek, bilgilenerek okudum. Herkese okumayı tavsiye ederim.

Notlar: Kitap 2009 tarihli ve Bilim + Gönül Yayınları yani Oktay Sinanoğlu'nun (ya da onun desteklediği) bir yayınevinden çıkmış. Zamanında almıştım. Okuma fırsatı ancak geldi.
Esasında Soner Yalçın'ın "Saklı Seçilmişler" kitabını alıp, okumaya başlayacakken, bir an da bundan bir başlayayım dedim. Hatta Canan Karatay da bunlardan bahsetmiyor mu?
+ Kitabın baskısı bitmiş ve o yüzden ancak sahaflarda bulabilirsiniz.
+ Kitabın giriş kısmında yazar hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmakta ve genelde hangi konular hakkında yazdığını okuyabilirsiniz.
+ İngilizce biliyorsanız yazarı internet sitesinden takip edip ve İngilizce kitaplarını okuyabilirsiniz. Türkçe hariç başka bir dil bilmediğim için, iyi bir yayınevi ve iyi bir çeviri kitapları tercih diyorum.
+ Kitabın hem kapak resmi hem de arka kapak yazısı güzel ve açıklayıcı olmuş. Arka kapaktaki tanıtım yazısı kimsenin gözünü bozmayacak ve etkili cümleler
içermesi anlamında güzel olmuş.
+ Ayrıca kitabın yayınevine, yazarına, çevirmenine bu güzel çalışmayı bizlere sundukları için teşekkür ederim.
+ Dehşetengiz: Ürkütücü, korku uyandıran anlamına gelmektedir.