Longos

Longos

10.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
4
Gösterim
"...Eros'a ne içmek ne de yemek derman olur. Türküler de işe yaramaz; ancak öpüşmekle, sarılmakla, soyunup yan yana yatmakla şifa bulursunuz."
"Dafnis onun uyukladığını fark edince kavalını bırakıp utanmadan, çekinmeden onu baştan aşağı seyretmeye başladı ve usulca fısıldadı: 'Uykuya dalınca yumulmuş şu gözler ne biçim gözlerdir? Şu soluk alıp veren ağız ne biçim ağızdır? Elmalara da yaban armutlarına da taş çıkartır bu ağız. Ama onu öpmeye korkuyorum. O öpücük yüreğimi değişiyor, beni deli bal yemiş gibi çılgına çeviriyor. Öpersem onu uyandırırım diye korkuyorum. Ah, şu geveze ağustosböcekleri! Öyle görültü ediyorlar ki uykusunu bölecekler. Keçiler de dövüşüp duruyor, hiç durmadan birbirilerine tos atıyorlar. Ve siz kurtlar, tilkiden de yüreksiz olmalısınız ki, şu keçileri ürkütmediniz bir türlü.' "
Longos
Sayfa 22 - (Dafnis'in henüz daha adını koyamadığı hisselerinin karşısındaki halinden yansıyanlar...)
"Öpüştük ama yararı olmadı. Kucaklaştık ama işe yaramadı. Artık belli oldu ki sevdanın tek ilacı soyunup birlikte yatmak mutlaka. Bunu denemeliyiz."
Longos
Sayfa 32 - (Taki evlilikleri olana dek...)
"Hastayım ama hastalığımın ne olduğunu bilmiyorum. Canım acıyor ama yaralı değilim. Üzüntü içindeyim ama hiçbir koyunumu kaybetmedim. Boynuz yediğim oldu ama asla ağlamadım. Arılar soktu ama asla yakınmadım. Ama bu her neyse, hepsinden beter dokunuyor yüreğime. Evet, Dafnis çok güzel ama çiçekler de öyle. Kavalından çok güzel sesler çıkıyor ama bülbüllerden de güzel sesler çıkar. Oysa bütün bunlarla ilgili tek kelime düşünemiyorum. Keşke kavalı olsaydım da gün boyunca üfleseydi içime. Ah, bir keçi olsaydım da dikkatli bakışları üstümden ayrılmasaydı. Ah hain sular, yalnızca Dafnis'i güzelleştirdiniz. Bende yıkanıyorum içinizde, hiçbir şey olmuyor. Ben kaybolup gittim, sevgili Nemfler ve siz yanıbaşınızda büyüyen bu kızcağızı kurtarmak için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Yok olup gidersem kim taçlar örecek size? Zavallı kuzulara kim göz kulak olacak? Vızıltısıyla beni uyutsun diye yakalamak için onca uğraştığım ağustosböceğine kim bakacak? Şimdi uyanığım, öylece yatıyorum ve ağustosböceğinin şarkısı hiçbir işe yaramıyor."
Longos
Sayfa 15 - (Hloi'nin ilk aşkı içinde hissedişinden yansıyanlar...)
"Gece evlerine döndüklerinde Filetas'tan dinledikleriyle kendi deneyimlerini karşılaştırmaya başladılar. 'Sevdalı olanlar acı çekiyorlarmış. Biz de öyleyiz. Yemekten içmekten kesiliyorlarmış. Biz de öyleyiz. Uyuyamazlarmış; biz de uyuyamıyoruz. Ateşler içinde olurlarmış; biz de alev alev yanıyoruz. Birbirlerini görmek isterlermiş; biz de işte bu nedenle günün çok daha erken başlamasını istiyoruz. Eros buymuş işte. Biz birbirimizi seviyoruz da haberimiz yok. Yoksa bu sevgiyi tek başıma mı yaşıyorum? Öyleyse neden ikimizde aynı acılar içindeyiz? Neden birbirimizi bu kadar özlüyoruz? Filetas'ın söylediği her şey doğru. (...) Filetas'ın sözünü ettiği şifa yollarını aramalıyız, öpüşmeli, sarılmalı, soyunup yerlerde yatmalıyız. Üşüyeceğiz ama madem Filetas dayandı, biz de dayanabiliriz.' "
Longos
Sayfa 32 - (Aşkın en saf hali...)
Yazarın esere başlangıç yazısı olarak adlandırabileceğim bölümden bir alıntıyla başlayacak olursam: "...Acı çekenlere şifa olacak, yas tutanları avutup yatıştıracak, Eros'u hissetmiş olanların anılarını canlandıracak, henüz hissetmemiş olanları ise eğitecektir. Güzellik ve onu görebilecek gözler var oldukça kimse Eros'tan kaçamamıştır, kaçamayacaktır. Başkalarının yaşadıklarını yansıtırken Tanrılar kendimi dürüst, mütevazı, dengeli tutma gücünü versin bana."

Okunduğu ve anlaşılacağı üzre, saf bir aşkın Dafnis ve Hloi aracılığıyla aktarımıdır eserde anlatılanlar.

Metin antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı anlatılarından biridir. Yazarı hakkında net bir bilgiye rastlanılamıyor. Mitolojiye ilgisi olanlarında ilgisini çekebilecek, mitolojik karakterlere de yer verilmiş bir yapıt.
Hani uzun kış gecelerinde ailenin en yaşlı üyesi çocukları etrafına toplar, süslü masallar, öyküler anlatırdı ya. Hani o öyküler masallar insana dağları aşma, canavarları bir vuruşta devirme, herşeyden önce özüne güvenme, gücünü farkına varma, dürüst, güvenilir ve erdemli olma duygular aşılardı ya. O öyküleri dinlerken insanları birbirine bağlayan arasında görünmez ipler oluşurdu ya. Okurken o ortamdaymışım gibi hissettim. Ama üzüldüğüm bir nokta oldu bu “Dafnis İle Hloi’nin Aşkı’nı” okurken, günümüz şairlerin aşkı nasıl öldürdüğünü, Aşk hakkında o kadar çok şey yazarak; o saflık o masumiyeti nasıl yerle bir ettiklerini üzülerek bir daha hatırladım...

Gelelim hikayeye ve teknik kısmına;
Longos tarafından yazıldığı ileri sürülen metin antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı örneklerinden biri. Yüzyıllar öncesinden gelen bu aşk hikâyesi masumiyet, saflık ve doğanın sevgiyle yoğrulduğunda yaşananları anlatıyor. Güzel kız ile yakışıklı oğlan birlikte büyür, sevdayı birlikte öğrenirler ve sonrası…

Ben beğenerek ve hayran kalarak okudum. Özellikle arada anlatılan hikayeler çok güzeldi. Ayrıca Kitapta anlatılan başkarakterlerin mitolojide ayrı bir efsanesi var. Mesela başkarakter “Dafnis” mitolojide “Defne” ağacıdır ve çok farklı bir efsanesi vardır. “Hloi” aslında “Demeter”dir ve farklı bir efsanesi vardır. Ama bu hikayede muhteşem bir aşkın başkahramanları...

Ayrıca birçok yazara, ressamlara, bestecilere ilham olmuştur.

Kitabı herkese özellikle mitoloji severlere tavsiye eder şimdiden keyifli okumalar dilerim️

Yazarın biyografisi

Adı:
Longos

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.