Manon Maren

Edebiyat Bilimi'nin Yöntemleri yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
3
Okunma
0
Beğeni
437
Görüntülenme

Hakkında

Ünvan:
Yazar

Okurlar

3 okur okudu.
3 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Araştırmacı, yapacağı araştırmaya ilk olarak bir insan olarak, yani her şeyiyle katılmalıdır: "Manevi bilimlerde önemli rol oynayan anlama gücü, insanın her şeyidir. Manevi bilimlerdeki büyük başarılar, sadece zekanın gücünden kaynaklanmamakta, kaynağını insan hayatının gücünden de almaktadır.' Bilim adamı, zeka potansiyeli ile hayat potansiyeli arasında bir aracı bağlantı unsuru olmalıdır. Burada bilim adamı, kendi hayatının safhaları arasındaki ilişkiyi, devamlı göz önünde bulundurmalıdır. Analizler, safhaları birbirleriyle irtibatlı bir hayatın temelinde yapılmalıdır. İkinci olarak her eser, bir bütün olarak anlaşmalı, hiçbir parça, gerçeğin kesitinin yansıması şeklinde anlaşılmamalı, gerçekle bir bağlantı kurulmamalıdır. Edebiyat, bir taklit değil, tamamiyle düşünce mahsulüdür ve ne olursa olsun kendine has bir şekli vardır; kendi dünyasını kendi oluşturmaktadır. Dilthey'in düşünce tarihi ile ilgili görüşü şu şekildedir: "Edebiyat, kendinden önce var olan bir gerçeğin yansıması veya taklidi değildir. Estetik kabiliyet ise gerçekleri aşan ve hiçbir soyut düşüncede bulunmayan bir konunun üretilmesindeki güçtür."
Sayfa 26
Marx, polemik bir biçimde sözde özneye bağlı gerçek araştırması hakkında, yani esere bağlı olarak cereyan eden edebiyat bilimi hakkında şunları yazar: "Tıpkı öznenin hakkını çiğnediğiniz gibi nesnenin de hakkını çiğniyorsunuz. Gerçekleri soyut olarak kavrıyorsunuz ve düşünceyi, gerçekleri kuru kuruya kaydedenin kovuşturma hakimi durumuna getiriyorsunuz." İncelemeci, özneyi geçerli, nesneyi de geçerli ve kendine yararlı hale getirmelidir. Araştırmacı, hem kendisinin tarihi-toplumsal yerini, hem de eserin tarihi-toplumsal yerini dikkate almalıdır. Ancak tarihi ve toplumsal olanın birbirine bağlanması, ölü bir objektiviteyi aşabilir. Böylece aktualite ve pratik bağımlılık mümkün olabilir; bilim, birbiriyle ilişki içindeki kolektif bir hayata girebilir. "Hayatın akışında bilime kendi içinde bir maksat verilme sınırlılığı söz konusudur."
Sayfa 109
Reklam