Dokuz kardeşin en büyüğü olan Marc Chagall, 7 Temmuz 1887′de Dvina Nehri üzerinde küçük bir Rus şehri olan Vitebsk'te dünyaya geldi.
Çağdaşı olan sanat akımlarından genellikle bağımsız, kendine özgü bir tarzda; çoğunlukla çocukluğu, kırsal yöredeki yaşamı, Yahudi gelenekleri, Kutsal Kitaplar, Rus halk sanatı ve ikonalarından aldığı esinle ürettiği tablolarıyla tanınan Chagall, tiyatro ve bale dekorları, İncil için aside yedirme baskılar ve vitraylar olmak üzere değişik alanlarda da pek çok yapıta imza attı. Rus Çarlığı'nda, Polonya sınırına yakın bir kent olan Vitebsk'de bir Yahudi ailesinde doğdu. İlk resim çalışmalarını o yöredeki gerçekçi bir ressam olan Yehuda Pen'in atölyesinde gerçekleştiren Chagall 1907’de Petersburg'a gitti. Orada aralıklı olarak üç yıl eğitim gördükten sonra ressam ve sahne tasarımcısı Léon Bakst'ın yanında çalıştı.
1910'da gittiği Paris'te dönemin öncü kübist, sürrealist ve fovist ressamların yapıtlarını inceleme imkânı buldu. Burada geçirdiği dört yıl içerisinde Chagall, kendine özgü tarzını geliştirerek ''Ben ve Köy'' (1911), ''Yedi Parmaklı Kendi Portresi'' (1912) ve ''Pencereden Paris'' (1913) gibi ünlü tablolarını tamamladı. 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı başlamadan hemen önce, Berlin'deki Der Sturm galerisinde bir solo sergi düzenleyen Chagall savaş sırasında Rusya'da ikamet etti. 1915'te pek çok yapıtına esin kaynağı olacak Bella Rosenfeld'le evlendi. 1917 Ekim Devrimi'ni başta coşkuyla karşılayan sanatçı, Vitebsk yöresinin sanat komiseri oldu ve bölge akademisiyle müze için büyük çaplı tasarılara girişti. Ancak akademiyle gitgide sertleşen estetik ve siyasal kavgaların ardından Rusya'yı terk ederek Fransa'ya yerleşti. 1920'lerde ve 1930'ların başlarında daha şiirselliği artan resimleriyle popülerlik kazanan Chagall, bu dönemde Vollard yayınevine Gogol'ün Ölü Canlar'ı, La Fontaine'in Masallar'ı ve İncil için illüstrasyonlar yaptı. 1933'te Hitler'in iktidara gelmesi ve ilerki yıllarda yeni bir dünya savaşının yaklaşmasıyla ilgili kaygılarını ise ''Beyaz Çarmıha Geriliş'' gibi yapıtlarında yansıttı. 1941'de Nazi tehdidi bütün Avrupalı Yahudiler için gittikçe daha somut bir hale gelince, ailesiyle birlikte ABD'ye sığınarak birkaç yıl New York kentinde ve çevresinde kaldı. 1944'te eşini kaybeden sanatçı, bir yıl sonra İgor Stravinski'nin Ateşkuşu balesinin New York yapımının kostüm ve dekorlarını tasarladı. 1946'da New York'taki Modern Sanat Müzesi'nde ve birkaç ay sonra da Chicago Sanat Enstitüsü'nde açılan büyük retrospektif sergiler, sanatçının bu ülkede daha iyi tanınmasını sağladı.
1948'de yeniden Fransa'ya yerleşen ve 1952'de tekrar evlenen Chagall, bundan sonraki otuz yılı hayli üretken bir şekilde geçirdi; özellikle vitray sanatında ustalaştı. Bu dönemde Fransa'daki Metz Katedrali, Kudüs'teki Hadassa-İbrani Üniversitesi, New York'taki Birleşmiş Milletler binası ve Chicago Sanat Enstitüsü için vitraylar tasarladı. Sahne tasarımı çalışmalarını da sürdürerek, Paris Operası ve New York Metropolitan Operası için Mozart'ın Sihirli Flüt'ü gibi yapımların dekor ve kostümlerini tasarladı. 1985'te Saint-Paul, Alpes Maritimes'de hayata veda etti.