"İstanbul'da ünlü Sultanahmet Camisi'nin çok yakınında ucuz bir otelde kalıyordum. Her sabah beşte ezan sesiyle uyanıyordum. Aşağıda, sokaklarda, eski İstanbul'un diğer simgeleri, Kapalıçarşı, hamamlar ve gökyüzüne uzanmış sayısız minare vardı. Bu manzaraların arasına Marlboro, Levis ve Renault reklamlarının panoları karışmıştı. Aynı oluşumu Pekin, Moskova, Bangkok ve Berlin'de görüyoruz. Televizyon ve reklamları izleyen yeni tüketiciler, zengin Amerikalılar'ın nasıl yaşadığını çok iyi biliyorlar ve aynı yaşamı kendileri için istiyorlardı."
Bir translantiğin kaptanı nasıl dönüş yapmadan çok önce dümeni kırarsa ,insanlar ancak çevresel davranışları nı değiştirdikten yıllar sonra olumlu etkilerini görmeye başlayabilir ...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Churchill'den bu yana görüşler nasıl da değişmişti! Birçok çağdaş çevreci için "teknoloji" adeta bir küfür sözcüğüydü. Onlara göre, Hiroşima, asit yağmuru, uydular ve otobanların devri olan yirminci yüzyılda, teknolojinin iki ucu keskin bir bıçak olduğu kanıtlanmıştı. Refah ve rahatlıkla birlikte, yaşamı tehdit eden kirlilik, günlük yaşamın insanı sersem eden hızı ve nükleer savaş korkusu da gelmişti. Sorunun kökeninde çağdaş insanın teknoloji sayesinde doğadan ayrı ve doğaya üstün bir konumda yaşayabileceği, yani Churchill'in dediği gibi "cangılı ehlileştirebileceği", mağrur inancı yatıyordu."