Dünyaya geldiğinizde attığınız çığlık. Sarsak ve kararsız ilk adımlarınız. İlkokuldayken sınıf arkadaşınızın çılgınca savurduğu kol sallanan dişinizi nakavt ettiğinde yaşadığınız acı. Uzaktaki şu ağaç kümelerini tanıyıp da nemli, sisli tepelerden geçerek arabanın davetkâr sıcaklığına giden yolu artık bulabileceğinizi bilmenin verdiği iç rahatlığı. Birine çıkma teklif etme cesaretini toplayıp her şeyi alelacele ve pat diye söylemeniz. Utançtan kızaran yüzünüz. "Evet!" yanıtının sessiz mutluluğu. Mor kanepe ile misket limonu yeşili perdeler arasındaki renk uyumsuzluğu hakkında bir şeyler yapmaya karar vermeniz. Annenizin ekmeğinin, babanızın kızarmış tavuğunun kokusunu anımsamanız. Bebeğinizi beşiğine yatırışınız. Bu cümleyi okumanız. Ve bunu da.
Hepsi diken dalga işte.