1000Kitap Logosu
Mehmet Dağlar

Mehmet Dağlar

Yazar
Editör
BEĞEN
TAKİP ET
4
Okunma
0
Beğeni
164
Gösterim
Unvan
Yazar, Akademisyen
Doğum
Şanlıurfa, 1 Kasım 1983
Yaşamı
Mehmet Dağlar, 01.11.1983 tarihinde Şanlıurfa’da doğdu. Öğrenim hayatına Şanlıurfa Ahmet Erseven İlköğretimokulu’nda başladı İlk ve ortaokulu burada tamamladı. Müteakiben 2001 yılında Şanlıurfa Davut Zeki Akpınar Lisesi’nden mezun oldu. 2003 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde başladığı yükseköğrenimini 2007 yılında tamamladı. Daha sonra Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Tarih Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. Hasan Basri Karadeniz danışmanlığında hazırladığı “1571 Tarihli Tapu Tahrir Defterine Göre Gediz Nahiyesi” adlı teziyle Yüksek Lisansını bitirdi. Doktorasını 2017 yılında Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Doç.Dr. M. Bilal Çelik danışmanlığında hazırladığı ‘Şah Tahmasb’ın Dini Siyaseti’ adlı teziyle tamamladı. 2018 yılı Nisan ayından itibaren Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde Dr. Öğr.Üyesi olarak çalışmaktadır. Evli ve bir kız çoçuğu babasıdır.
352 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Şah Tahmasb’ın Dini Siyaseti İran’da Kızılbaşlıktan Şiiliğe Geçişi adlı kitap Mehmet Dağlar’ın Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne sunulan doktora tezinin genişletilmiş halidir. Her toplum ilk ortaya çıktığı haliyle kalmaz, zaman içinde çeşitli faktörlerin etkisiyle başkalaşır, değişir ve farklı hal ve şekillere bürünür. Kitapta Sünni İslam anlayışının hakim olduğu İran coğrafyasının Şah İsmail ile Şiiliğe geçişinin ilanı sonrasında yerine geçen oğlu Şah Tahmasb (1524-1576)’ın döneminde tamamen Şiileşmesine tanık olmaktayız. Şah İsmail, merkezi Erdebil’de bulunan Safeviyye Tarikatı’nın şeyhi olarak 1502’de Safevi Devleti’ni kurduğunda en büyük destekçisi Anadolu’dan bölgeye gelen ve Sünni Osmanlı Devleti idaresinde yaşamaktan huzursuz olan göçebe Türkmen boylarıydı. Bu Türkmen boyları, göçebe olduklarından İslamiyet’i de kendi anladıkları şekliyle yaşamaktaydılar. İslam ile eski şaman kültürüne ait özellikleri birleştirdikleri bir İslam anlayışı içinde olan göçebe Türkmenler, Safevi Devleti’ni için hayatı öneme sahipti. Şah İsmail’e destek veren bu gruplara başlarına taktıkları 12 pareli kızıl külahtan dolayı Kızılbaş denilmiştir. Şah İsmail’in 1524 yılında ölümü sonrasında yerine küçük yaşta olan oğlu Şah Tahmasb geçti. Yeni şahın küçük yaşta olmasını fırsat bilen her göçebe Kızılbaş grubu, şahı kontrolleri altında tutmaya ve Safevi Devleti’ni kendi istediği doğrultuda yöneterek devletin imkanlarından daha fazla pay almaya çalışmaktaydı. Şah Tahmasb büyüdükçe ve devletin kontrollerini eline almaya çalıştıkça kendisini Kızılbaş gruplar arasındaki çekişmelerin ortasında buldu. Ayrıca Safevi Devleti’nin doğusunda Sünni Özbeklerin batısında ise Sünni Osmanlı Devleti’nin varlığı Şah Tahmasb’ı devletin yönetimini kendi ellerine almaya zorladı. Tahmasb da güçlendikçe Safevi Devleti’nin kurulmasında büyük destek görülen Kızılbaş Türkmen boyları etkisiz hale getirmeye başladı. Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı Devleti’ne oluşturdukları tehdit sebebiyle sayıları on binleri bulan Kızılbaş Türkmenlere yönelik yaptığı kıyımın benzerini Şah Tahmasb’ın Safevilerin kuruluşunda temel dayanak olan Kızılbaş Türkmenlere İran’da yaptığını görüyoruz. Şah, bu grupları ezdikçe gruplar üzerinde hâkimiyet kurmaya başlar. Şah İsmail İran’da Şiiliği resmi mezhep ilan etse de Safevi Devleti’nin temel dayanağı olan Kızılbaş Türkmenler, hem dini kaidelere uyma konusunda çok rahat davranıyordu hem de Şiiliğin temel dini kaidelerinden yoksundu. Bu sebeple Şah İsmail, Irak’taki Şii medreselerde eğitim görmüş Şiileri bölgeye getirmeye başladı. Bu durum Şah Tahmasb döneminde de devam etti. İran’da mezhep olarak On İki İmam Şiiliği benimsenirken dini kaide ve dini uygulama bakımından ise Caferilik baz alınmıştır. , Şah Tahmasb bir yandan Kızılbaş Türkmenlerin devlet içindeki gücünü kırarken bir yandan da onların şarap içmesini, saz eşliğinde dini ritüeller yapmasını, sakal tıraşı olmasını yasakladı. İlk zamanlarda şarap içen Şah Tahmasb, daha sonra tövbe etmiş, şarap içilmesini yasaklayarak Kızılbaş Türkmenlerin de tövbe etmesini istemiştir. Safeviler Devleti’ne kadar Şii ulema soyu 12 imama dayanmayan bir kişinin yönettiği devleti meşru saymamaktaydı. Şah Tahmasb, bir yandan İran’da Şiiliğin kurumsal ve dini alt yapısını kurarken bir yandan da kendisinin soyunun Şiiliğin imamlarına dayandırarak kendisine ve devletine meşruiyet kazandırmaya çalışmıştır. Kitapta yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz süreci canlı bir anlatımla görmekteyiz. Şah İsmail döneminde Safevi Devleti’nde Kızılbaş Türkmen boyları etkin olurken Şah Tahmasb ile birlikte Şii din adamları ve ulemanın devlette etkinliğinin artmaya başlar. Şah Tahmasb’ın kendi otoritesini kurmak için Kızılbaş Türkmenlere karşı Şiiliğe ve Şii ulemaya başvurmasını Abbasilerin Arap bürokrasiye karşı devlet yönetiminde İranlılara ve Türklere görev ve yetki vermesinin bir benzeri olarak değerlendirebiliriz.
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.