Çözemediğim problemlerimin, kaldıramayacağım arzularımın ve savunamıycağım suçlamaların gölgesindeki varlığım,zamanla iyice anlamını yitirmeye,silikleşmeye başladı.İçimdeki o gizil ve güçlü mekanizmalar,beni yaşatmaya değil sanki yok etmeye çalışıyordu.Onların benim yalnız ve savunmasız bilincimden çok daha güçlü olduğunu,arzularımın,isteklerimin ve öfkemin benim kaldırabileceğimden çok daha etkili olduğunu kalbimin tam orta yerinden kuvvetli bir şekilde hissediyorum. Onlara açtığım her
savaşın benim mağlubiyetimle ve çöküşümle sonuçlandığını her seferinde tecrübe ediyordum. Güçlü olmak istiyordum… Ama değildim. Var Olmak istiyordum… Ama sadece nefes alabiliyordum. Bu dünyada yaşamaya devam edebilmek için kendimle , içimde karşı konulması imkansız olan güçlerle,etten kemikten değil ama elmastan ve çekikten yaratılmışım gibi savaşmam gerektiğinin farkındaydım.”