Melisa Yenmiş

Melisa Yenmiş

Çevirmen
7.2/10
17 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
34
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
360 syf.
·Beğendi·8/10
Yine, yeniden bir korona gününden daha merhaba hepinize. Bugün sizlere Kafka’nın Şato’sundan bahsedeceğim. Elbette çoğunuz biliyorsunuzdur, okumuşsunuzdur veyahut Kafka’nın biçemini bildiğinizden tahmin ediyorsunuzdur kitabı. Evet, doğru tahmin ediyorsunuz. Şato da tıpkı diğer romanları gibi yabancılaşmayı, kötü işleyen bürokrasiyi ve bunun sonucu ortaya çıkan kırtasiyeleşmeyi içeren bir kitap. Fakat neden bilmiyorum, ben Dönüşüm ve Dava’ya nazaran daha çok beğendim Şato’yu. Belki de içlerinde en geç okuduğum Şato olduğu içindir, belki de Kafka’yı anlama noktasına yeni gelmişimdir. Kim bilebilir? Birazcık da kitabın konusuna değinip yorumumu bitireceğim. Bir kadastrocu çıkıyor karşımıza bu kitapta, bilmediği bir köye Kont tarafından çağırılan bir kadastrocu. Köye geldiği anda başlıyor bu bürokrasi sorunu, çağırılan fakat konaklaması bile sağlanmamış bir çalışan. Küçük bir köy burası ve herkes birbirini tanıyor, K’nın varlığı, yabancılığı dikkat çekiyor haliyle. Köy halkı sorgulamaya başlıyor K’yı, neden burada olduğu, ne yapacağı gibi sorular soruyorlar. Fakat K’nın Kont tarafından çağrılmış olabileceğine inanmıyor hiçbiri ve köyün bir kadastrocuya ihtiyacı olmadığı noktasında da hemfikirler. Oysaki çoğu bir kadastrocunun ne iş yaptığını bilmemenin yanında Şato’da işlerin nasıl yürüdüğünden ve de Kont’un kim olduğundan bir haber. Fakat K. kendinden emin ve kim tarafından çağırıldığını da gayet iyi biliyor; bu yoldaki eylemlerini de haklı buluyor. Köy halkının bu tutumuna ve o gece Şato’ya yapılan aramalar sonucundaki Şato’nun tutumuna karşı sinirleniyor ve bu olaydan sonra Şato’ya, Kont’a varmaya çalışma yolculuğu başlamış oluyor. İşte bu noktada gördüğümüz köydeki insan ilişkileri, yönetimin zayıflıkları ve kusurları, insanların bilmedikleri yönetim hakkındaki saplantılı tutumları ve hiçbir şeyi sorgulamayışları sizi tekrardan günümüze getiriyor. Hâlâ aynı sorunların devam ettiğini, hâlâ insanların aynı ahval içinde olduğunu görmek bir hayli sinir bozucu oluyor. Ama tam da bu noktada bu sinir bozukluğuyla boğuşurken, içimi huzurla dolduran bir ayrıntıdan bahsedeceğim. Sanıyorum ki ben bu kitabı okurken kar yağmıştı ya da kar yeni kalkmıştı ve kitapta da bir kış atmosferi vardı. K’nın karda yaptığı yürüyüşleri düşünmek içimi huzurla doldurdu kitabı okurken. Ve de okurken dinlediğim bir playist o atmosferi hissetmeme çok yardımcı oldu. Daha da bir keyifli oldu okuma sürecim. Bu yüzden sizinle o playisti hatta bilhassa içlerinden bir tanesini paylaşmak istiyorum: KayThePianist, Studio Ghibli Piano Collections, Deezer. Howl’s Moving Castle theme. Kitabı okurken belki siz de bir dinlemek istersiniz. Evde kalın, kitapla kalın.
360 syf.
·53 günde·Puan vermedi
Bazen düşünmeden yapamıyorum. Hangimiz ya da ne kadarımız üç ya da beş bin liralık maaşa hayallerimizi satmadık ki ? Ve tüm bunlara rağmen kimler hakettiği ya da haketmediği yerde ? Hepsi yetmezmiş gibi çalıştığımız yerlerde bir sürü boş laf, dedi kodu, yalan, ego savaşları ... Say say bitmez.
Kafka bu eserinde buna değinmiş. Basit durumlarda ince detaylara çok inildiği için kitap biraz yorucu, bitirmem baya zaman aldı o yüzden. Sıkıldığım kısımlar bile oldu diyebilirim. Ama yukarıda bahsettiğim durumları hergün yaşayıp üstüne bide tesadüfen karşılaştığı bir kitapta okumak kimi bezdirmez ki canından. Bu da Kafka'nın etkisi olsa gerek.
Yapı bakımından yorucu ve durağan olsa da içerik bakımından okumaya değer.
%65 (200/312)
Şuanda okumuş olduğum kitap. Okurken sizin hayal gücünüzü alıp kitapla birleştiriyor okudukça her cümleyi kitabı aklınızda yaşıyorsunuz. Heyecanı yavaş ama inceden inceden sinyaller vererek sizi kitaba bağlı tutuyor franz kafka bu işi ıyi biliyor.
360 syf.
Muhteşem kafa karıştırıcı bir kitap. Bir melankoli hali nasıl yaratılır, bunun en güzel cevabıdır bu eser. Bürokrasinin eleştirisi üzerine yazılabilecek muhteşem bir eser yaratan yazar, hem birinci hem ikinci hem de üçüncü şahıs ağızlarını şaşırtıcı bir şekilde harmanlamış.
Kafka insanda kafa bırakmıyor gerçekten. Kitabın sonu nereye varacak derken han sahibesinin elbisesi üzerinde bitmesi bir ironi midir bilmem, ama boğazımda kalan bir baklava dilimi gibi geldi.
Bütün uğraşlarına rağmen amacına yürüyen bir insanın hikayesinde, en çok etkilendiğim taraf Amilea ve hikayesi. Şerefli ve haysiyetli bir insanın kendi zıttı insanlar içinde yaşamaya çalışmasındaki zorluklar ve mahalle baskısı dedikleri o kötücül toplumsal zehrin nasıl değerleri alt üst ettiğini görebiliyor insan.
Uzun sözün kısası beni en çok etkileyen kafkanın dolambacı değil amelianın hikayesi oldu. Buraya takılıp kaldım. Kim bilir belki de amelianın hikayesi için yazılmış bir eserdir bu.