“Ne bileyim vallahi ne bileyim. Henüz koyamadık. Yani ne koyacağımızı bilemedik. Büyük kızım olunca yüzüne baktım, dünyanın en güzel gülünden dahi güzeldi, adını Birgül koyduk. İkinci kızım dünyaya geldiğinde baktım ki öyle güzel, öyle güzel, ne bileyim anlatamam, adını Ongül koydum. Telli dedi ki: ‘Hayırlısıyla bu defa belki erkek bir çocuk olurda Gürsoy’a eş olur.’Kısmet bu ya üçüncüsüde kız olunca Nazlı anam adını koydu. Bu kadar kız evlat yeter, bu sana olsun. Bunun adı Songül olsun dedi. Songül’ün adını Nazlı anam koyunca Telli dedi ki: ‘Belki Nazlı anamın dileği kabul olur da bu defa erkek olu. ‘Hem Nazlı ana iyilerdendir. Namazında niyazında. Yıllardan beri ebelik yapıyor. Köyde hayda kalanın hayına, huy diyenin huyuna yetiyor. Belki erkek olur dedik de kız oldu. Belki de Nazlı anamın dileği kabul olur da hayırlı kız evlat olacağı için kız oldu. Biz de düşündük de bir ad bulamadık. Buluruz bir ad hayırlısı ile de koyarız, hele bir bakalım.”