Mete Gündoğan

Mete Gündoğan

Yazar
8.3/10
80 Kişi
·
209
Okunma
·
20
Beğeni
·
970
Gösterim
Adı:
Mete Gündoğan
Unvan:
Profesör Doktor
Doğum:
Dursunbey, Baılıkesir, 1963
Mete Gündoğan, 1963 Balıkesir – Dursunbey doğumludur.
İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında British Council’den kazanmış olduğu bursu değerlendirmek üzere İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990) çalışmalarını tamamladı.
Doktora’sını (1995) yine İngiltere’de, Cranfield Üniversitesi Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında yaptı.
Doçentliğini 2000 yılında aldı. Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi (yarı zamanlı), Polis Akademisi (yarı zamanlı) ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi’nde çalıştı.
Akademik çalışmalarının yanı sıra Dr.Gündoğan,
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Araştırma ve Geliştirme Planlaması Müdürlüğü’nde araştırma mühendisi ve bir müddet de müdür olarak görev aldı.
Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) Bilim ve Teknoloji Sektörü uzmanı,
Başbakanlık Başmüşavirliği ve
TBMM’nde müşavir görevlerinde bulundu.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde açılan 20nci Dönem Kamu Diplomasisi Kursunu tamamladı.
Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde,
Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) Kalite Teminat Sistemleri Başmühendisi olarak çalıştı.
Avrupa Ford Motor Fabrikalarında (Köln-Almanya, Genk-Belçika, Valencia-İspanya, Bordeaux-Fransa ve Dagenham-İngiltere) “Bilgisayar Destekli Bakım Yönetim Sistemi” projesinde mühendis olarak çalıştı.
Özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık da yapan Dr. Gündoğan, Balkanlarda ve ülkemizde özelleştirmeden alınan birçok fabrikanın devreye alınması projelerini gerçekleştirdi.
Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Gündoğan İngilizce ve Fransızcanın yanısıra kısıtlı derecelerde Felemenkçe, Boşnakça ve Arapça bilmektedir.
Uluslar arası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın akademik ilgi alanları:
Sistem Analizi ve Tasarımı, Üretim Yönetimi Sistemleri, Üretim Planlama ve Kontrolü, Teknoloji Yönetimi, Kalite Teminatı, Toplam Kalite Yönetimi, Bakım / Onarım Planlaması ve Yönetimi, Mühendislik Ekonomisi, Maliyet Analizleri ve Muhasebesi ve Ekonomi (Mikro ve Makro)’dir.
Parayı kim kontrol ediyorsa, devleti de o kontrol ediyor. Para kiminse, devlet onundur. Bu kadar basit.
Erbakan “ kahraman ordumuza sahip çıkmak lazım. Ordumuz bir ve bütün oldukça iç ve dış bütün düşmanları bertaraf ederiz”.
Petrolü kontrol ederseniz devletleri kontrol edersiniz. Tohumu kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz.
Mete Gündoğan
Sayfa 93 - Destek yayınları
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası devletin değil. TBMM’ye ait olan para basma yetkisi merkez bankasına verildi.
Erbakan “ siyonistler adamı, ben israile karşıyım, türküsünü söylettire söylettire kendilerine hizmet ettirirler”.
Erbakan:
"Siyonistler adamı 'Ben İsrail'e karşıyım' türküsünü söylettire söylettire kendilerine hizmet ettirirler" diyordu
"Parayı elinde tutanlar, medyayı satın alıyorlar. Medya ve para desteği ile parlamento seçimlerinin etkiliyorlar. Bu şekilde "seçilmiş" parlamenterler de bankerlerin istedikleri yasaları çıkarıyor ve ayrıcalıkları onlara sağlıyorlar."
Mete Gündoğan
Sayfa 49 - Destek yayınları
200 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Mete Gündoğan, Necmettin Erbakan'ın danışmanlarında, yakın adamlarından biri. Ülkemizi pek çok uluslararası alanda temsil etmiş ve gündem yaratmış bir isim... Kitapta Erbakan'ın dönemi gerçekleşen ekonomi politikaları ve Erbakan'ın hep bahsettiği siyonizm ve küresel sermayenin Türkiye 'deki yansımalarından bahsediyor. Son bölümlerde Recep Tayyip Erdoğan ve Erbakan ilişkisinden Türkiye' deki ekonomi politilarinından doğru bir seyir izleyen kitap eleştirel bir tutuma ve halkın anlayanı dilde ekonomi ve küresel siyaseti anlatıyor.

Kitabı ben ödev kapsamında okudum açıkçası, lakin bana bazı konularda bir pencere açtı. Şahsım adına sürekli siyaseti takip etmem ve çok da yabancı olmadığım konuları barındırdığı için bana öğretici olmaktan ziyade bir bakış açısı sundu.

Ben yine de her görüşten kişileri dinlemeyi okumayı severim, bu bana tahammül gücü ve eleştirel tutuma sahip olmayı kazandırıyor.

Komplo teorileri çok konuşulur, tartışılır durumda bildiğiniz üzere. Ancak yazar, üst düzey bir bürokrat ve soyut değil somut üzerinden açıklamalar yapmış. Yazar halen konferanslar vermektedir, fikirleri üzerine de tartışılır bir adam.
Siyasete ve günümüz küresel siyasetine ilgi duyanlar için okunabilir, katkısı olabilir..
Herkese iyi okumalar..
200 syf.
·Puan vermedi
Prof Mete GÜNDOĞAN Necmettin ERBAKAN’ın 95-97 yılları arasında danışmanlığını yapmış bir ekonomi profesörü; kitabında dünyanın para arzını elinde bulunduran küresel elitlerin gelişmekte olan ülkeleri nasıl borca dayalı para sisteminin bir parçası haline getirdikleri basit makroekonomik işlemler ile ekonomi bilgisi olmayanların bile kolaylıkla anlayabilecekleri bir biçimde anlatmakta..
Konu hakkında az çok bilgisi olanlara bildiklerini somut öğelere dayanarak pekiştirme konu hakkında bilgisi ve dolayısıyla fikri olmayanlara ise yeni bir bakış açısı sağlamakta ve önünde yeni düşünce ufukları açmakta..
Bence okunmaya değer bir kitap, okuyunuz efendim..
200 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Ekonomi konusunda gerçekten cahil biriyim. Ama bu kitap sayesinde bende oldukça güzel bir farkındalık oluştu. Yazar çok karmaşık meseleleri bakkal hesabı ile anlatıyor ve kafanıza da yatıyor. Bu açıdan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
Kitapta ana eksen ekonomi daha doğrusu dünya ekonomisini elinde tutan küresel elitler veya baronlar veya bankerler olsa da, Erbakan Ecevit ve Erdoğan dönemlerinde yaşanan gelişmelerden bir demek bulacaksınız. Yazar Erbakan in ekonomi danışmanı olduğu için hem Erbakanı hem de Erdoğanı iyi tanıyor. Her görüşü kabul görmese dahi mantıksal çıkarımlar da bulunması hoşuma gitti.
Erbakanın uygulamış olduğu ve başına bela açan ekonomik sistemi öğrenecek, 28Şubat in bir irtica değil Erbakan in eko. sisteminin küresel elitler tarafından hoş karşılanmaması sonunda olduğunu anlayacaksınız. Gerçi birçoğu gene anlamak istemeyecek Erbakan başörtüsü imam hatip yüzünden devrildi ohh olsun diyecekler. Burada bu zihniyeye kallavi bir küfür gerekir ama susmak ta şart. Şunu çok iyi anlamalı ki bu ülkede üst düzeyde bir irtica sorunu yok bu ülkede ortaya çıkan darbelerin sokak olaylarının terörün bir numaralı sebebi parayı elinde bulunduran insanların girişimleridir. Bunu ülkemizde ki tüm insanlara anlatmak şart.
Ayrıca Erdoğan dönemi yani 15 yıllık süreç hakkında kısa ama öz bilgiler bulabilirsiniz.
Son olarak ve en önemlisi yazar faizsiz sistemi destekleyen bir kişilik Allah in belası olan bu faiz sistemi eğer ortada kaldırabilirse birçok şey o kadar hızlı düzelecek ki. Ama önce faizi kendine Müslüman diyen insanların yememesi gerekir.
200 syf.
Mete Gündoğan küresel güçlerin, kurdukları rezerv sistemi ile tüm dünyanın kanını nasıl emdiklerini çok yalın bir dille anlatıyor. Amerikan Rezerv Sistemi, merkez bankaları ve diğer bankalardan oluşan sistemin faize dayalı ekonomik düzeni ve bu düzenin ülkeleri ve insanları nasıl sömürdüğünü açıklıyor. Ayrıca küresel güçlerin, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleri, Rusya ile uçak krizi gibi önemli olaylar ile nasıl ekonomimize yön vermeye çalıştığı kurgulanarak anlatılmış. Gündemdeki olayların ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu ekonomik yönden öğrenmek isteyenler için muhteşem bir kitap.
200 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Ülkemizdeki BDPS(borca dayalı para sistemi) muhaliflerinden biri olarak bildigim Prof. Dr. Mete GÜNDOGAN hoca kitapta kuresel sermaye elitlerin ulkelerin siyasal ve ekonomik gidisatina nasil etki ettiklerini temel duzeyde gayet basarili bir sekilde anlatmiş. Faiz sarmalindan cikilmadigi muddetce tam bagimsiz kadar almanin imkansiz oldugunu bir kez daha vurgulamiş. Meseleye kafa yoran arkadaslarin mutlaka okumasi gereken bir kitap.
200 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Siyasi olarak baktığımızda her şeyi zamanında okumak ve aksiyonlar almak gerekiyormuş. Denk bütçe D8 Ortak para birimi girişimleri siyasi iktidarın yaşadıkları. Ekonomi ve Rahmetli Erbakanı anlamak için mutlaka okuyun.
200 syf.
·Beğendi·9/10
Bir ekonomi profesörü ve danışmandan çıkabilecek en iyi yapıt diye cümleye girecektim ama tam da böyle bir yapıt olmuş sahiden de. Kitap özellikle EKONOMİ alanında aslında hepimizin bildiği ama detaylandıramadığı birçok konuya değiniyor.
Ne diyebiliriz ki? Başta dünyaya hükmettiği artık bilinen Rotschild ve Rockefeller ailelerinin sıkça konu edildiği bir kitap okuyoruz. Aslında kitap mı belge mi oradan tereddütlüyüm çünkü bunlar bilinen ama geç anlaşılan kanıtları asla çıkarılamayan durumlar. Sonuçta paran kadar konuşursun, bunlar da susmazlar ki diğerleri konuşmaya sıra bulsun.
Bazı konular var ki, gerçekten de yazara değinmiş olması nedeniyle teşekkür ediyorum. Özellikle Banka – Siyaset – Para üçgeninde anlattıkları çok mantıklı geldi ve hoşuma gitti. Kesinlikle tavsiye ederim. Bu tarz konulara hepimizin ilgi duyması, en azından bilgilenmesi dileklerimle iyi akşamlar diliyorum..
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Biraz eski biraz yeni kitap okumalarımda bu sefer çok taze yani Ekim 2018 tarihinde çıkmış bir kitapla buradayım. Yine kitabevleri dolaşmalarım sırasında 'yeni çıkanlar' rafında görüp
(yine kapak önemli) şöyle üstün körü bakmam ve almam bir oldu. Okuma fırsatı ancak bu zamana kaldı.

Mete Gündoğan'ın daha önce, yine yakın bir tarihte 'Narkoz' #34512777 isimli kitabını okumuştum ve güzeldi.

"Para Bok Gibi" kitabı da güzel ve bunu baştan söyleyeyim, öneririm.

Çoğumuzun kullandığı 'vay be, adamda bok gibi para vermiş' lafına benzer cümleyle kitaba başlıyor. Bizde günlük hayatta bu cümleleri kullanmıyor muyuz. O yüzden bazıları başlığa eleştiri getirebilir ama oldukça çarpıcı ve doğal bir başlık.

Sonra birden geçmişe dönüp, yakın zamanda sonsuzluğa uğurladığım çok değerli arkadaşımı andım. Muhabbetlerimizde şunu söylerdi: "Ben paranın kölesi olacağıma, para benim kölem olsun, para bu dünyada geçerli, para biriktirmekle hayat yaşanmaz" derdi. Dediği gibi standart bir vatandaş olarak aramızdan ayrıldı. Bunu niye yazdığıma gelince kitabın 14.sayfasında geçen,
"İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı" Özdemir Asaf cümlesi idi.
Gerçekten de kitapta güzel bir şekilde anlatılan örnekler misali hayatı yaşıyoruz.

Tefe, tefecilik, faiz, artırma, borç-alacak, arz, talep şimdinin değil insanlık tarihi boyunca irdelenmiş bir konu ve bu kitapta bunu anlatıyor. Tefe, tefecilik kavramlarına da açıklık getiriyor.


Kitap, Mekke'de gücü elinde bulunduran kabilelerin Kabe'deki putlar vasıtasıyla çevrede oluşan ekonomik imkanları kullanarak (bunun içinde borç para verme ya da faizle borç verme de var), insanları kendilerine bağlayıp, buradan geçinmelerini anlatarak başlıyor.

Buradan hareketle 'Haram Aylar'a oradan kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi sebeplerini de anlatır. Hz.Muhammed'in niçin Medine'ye gitmek zorunda kaldığı da yine başka açıdan burada anlatılır. Ki, bu yaklaşımda o bütünün bir parçası sayılabilir. O zaman burada Mekke'nin
dinini sorgulayp, Hz. Muhammed'in çatışma sebeplerini de insan kendi içinde düşünmeli ya da benim çok sevdiğim bir kitap olan, Ali Şeriati'nin Dine Karşı Din (#28428143 ) kitabı, aradığınız
çoğu şeyi de bulmanıza yardımcı olabilir. İslamiyet geldiğinde kimin ona muhalefet ettiğini ve İslamiyetin kiminle çatıştığını anlatması bakımından çok iyi bir kitaptır.

Tevrat, İncil ve Kur'an'da faizin yasaklandığını belirttikten sonra örnekler üzerinden hareket ediyor ama o kadar teolojik bilgim olmadığından dolayı bu konularda fazla bir şey diyemiyorum. Ama anlatım dili açısından değil sadece verilen örnekler babında.

Konunun anlaşılması açısından buraların çok daha dikkatli okunmasında fayda var. Esas okuması kesim ise hurafelere din diye tapanlar ama onlar kendi dinlerini yarattıkları için zaten bu tür kitapları da okumazlar, bu da ayrı bir konu. Çünkü anlasalar o taptıkları hurafelerden sıyrılırlar diye düşünürken yine Ali Şeriati, Dine Karşı Din'in ( #28428143 )
eğer okunmadıysa mutlaka okunmasında fayda var diyerek sonlandırıyorum.

Yazar Mete Gündoğan o kadar güzel anlatmış ki, yani laf cambazlığı, uzun diyaloglar, anlaşılmayan cümleler ya da
artık devrini tamamladığı halde hala o çok eski kelimeleri de (sanki onlar yazılmazsa millet dinsiz olacak yahu)
kullanmayarak herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir hale getirmiş konuyu.

Herkesimden insanın okunmasında fayda olacağına inandığımı belirterek, belki okuyanlar arasında hurafe bataklığına düşmüş olanlar da tekrar 'imana :)' gelir diye de düşünüyorum. Mesela "Zekat" konusu çok fazla konuşulmaz. Varsa yoksa 'namaz kıldın mı, oruç tuttun mu, kurban kestin mi' eee, Zekat verdin mi ve Zekatla ilgili ne biliyoruz?

Ayetler eşliğinde faiz almadan da ticaret yapılacağını ve borç verileceğini, anlaşılır bir dille 'herkesin anlayabileceği şekilde'
anlatıyor yani anlatmaya çalışmıyor, doğrudan anlatıyor. Faiz yerine Zekat üzerinden işler yürütülmeye çalışılsa o zaman
çoğu şeyin daha hızlı çözüleceğini de belirtiyor.

İslam'da Riba ya da faizin her durumda yasaklandığını anlatması bakımından ve kullandığı dilinde aydınlatıcı ve anlaşılabilir olması dolaysıyla kitap çok rahat bir şekilde okunup, anlaşılabilir.

Osmanlı'ya vakıflar aracılığıyla bu faizin girmesini de örneklerle anlatırken yine buna karşı çıkan ve öncülük edenleri de gösteriyor.

Mete Gündoğan, varolan düzenin yanlışlarını anlatıyor. Bunu yaparken de deyimleri yerinde kullanıp, olayların daha da netleşmesini sağlıyor. Zor, çetrefilli bir konuyu anlatmak gerçekten de zor ama yazar bunu güzel bir şekilde başarmış. Okuyucuya 'bildiği' ya da 'duyduğu' düzenin 'yanlışlarını' anlatarak 'doğruya' ulaşmasını hedefliyor. Ama bunu yaparken de beni takip edin demiyor. Kitapta çok güzel belirttiği gibi 'imamlar ve hocalar bize bunları böyle anlatmıyor' cümlesini sorgulamaya başlıyor. İşte çoğu sorunun da kaynağı bu maalesef. Gelenekler din olmuş, o imamlar ve hocalar da o dinin ruhbanları olmuş. Örneğin, X hoca diyorsa doğrudur cümlesini ele aldığımızda o X hocanın doğru bildiğini
nereden biliyoruz, 'okumuş o bilir', peki, yanlış biliyorsa, 'günahı onun boynuna' diyerek kurtuluşa ermeyi amaçlayan bir sistemin içindeyiz. Hatta hocaya güvenmekle ilgili Kanuni Sultan Süleyman'a adfedilen bir alıntıyı paylaşmak istedim. Gerçekten de ibretlik bir olay diyelim:

"Bunun artık efsaneleşen bir fıkrası vardır :

Kanunî, bir gün ölünce, beni husûsî çekmecemle gömünüz, demiş. Cenazesine, birlikte gömülmesi vasiyeti var, diye bunu da getirmişler. Kanûnî gömülmüş ; sıra çekmeceye gelmiş, ulemâ, birlikte gömülmek caiz değildir, ama padişah vasiyet etmiştir, yerine getirilmesi vaciptir, diye münakaşalar olurken çekmece taşıyanın başından kurtularak yere düşmüş, parçalara bölünmüş ve içinde bir çok ufak ufak kâğıtlar etrafa dağılmış. Defin merasimi esnasında hazır bulunan Şeyhülislâm Ebussuud Efendi bunlardan birkaçının yerden alarak bakmış,
hemen hepsi Kanunî’nin emriyle kendisinin verdiği fetvalar.

Bunun üzerine : Ey Süleyman! Rûzi cezâda sen bu işi neye böyle yaptın? Ebussuud fetvasını verdi. Buna neden lüzum gördün. Ebussuud reyiyle hareket ettim. İşte fetvası diye kendini bütün sorgulardan kurtaracaksın.
Ya ben de oraya varınca halim nice olacak, diye ağlamış.

Resimde görülen bu çekmece ile bir münasebeti olabilir mi diye buraya naklettim." (Kanuni Armağanı, TTK, 2.Baskı 2001,S.306, Süheyl Ünver)

O resim: https://resmim.net/f/nnbbny.jpg


Şimdi rivayete göre Kanuni kendini bu şekilde kurtarmaya çalışırken biz bu devirde nasıl kurtulacağız.

Mete Gündoğan durumu anlatırken kimseyi de rencide etmeden bunu gerçekleştiriyor. Çünkü derdi bağcıyı dövmek değil üzüm yemek.
Ama okurken de şunu görüyoruz: Kendisini 'İslamcı' addedenlere de savaş açmış. Sizlerin bunu söylemesi lazımken siz kalkmış 'eski düzen ve gelenekleri' tekrarlayarak varolan yanlışı yanlış olarak devam ettiriyorsunuz. O zaman sizin o mesleğiniz yani 'imam, hocalık' nerede kaldı'. Esas sizlerin konuşması var diyerek, bu cenaha da sesleniyor. Ama bu cenahın belli bir kesimi hurafe, biat, bidat, tağut, tarikat, cemaat içine o kadar batmış (ya da girmiş) ki, zaten görmez, duymaz, bilmez olmuşlar. (Herkese söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın, önemli bir kesmi tenzih ederim)

Örneğin, yakın zamanda yeni bir kavramla tanıştık. Kripto para. Bitcoin. Belki de çoğu kişi bunu duymamıştır ve tam olarak ne olduğu da şu aşama da -anlatıldığı kadarıyla - bilinmiyor. Mesela bu konuyu da işlemiş ve gidilen yolun önündeki sis perdesini aralamaya çalışmış.
Niçin kayıt para, mal para, kripto paraya doğru gidildiğinin sebeplerini de anlatıyor.


Kitabın sonlarına doğru 'Yeni Bir Model Yeni Bir Dönem' başlığı altında anlatılan ise oraya kadar anlatılanların nasıl değişeceğine dair yeni dönem düşünceleri. Ama bunu yaparken de ben buldum da demiyor, sadece Kur'an'da bundan zaten bahsedildiğini belirterek bir yol çizmeye çalışıyor.

Şimdi kitabın bu kısmını okuyan çoğu kişi hemen şunu söyleyebilir: 'Bu olmaz ya!', 'Tutmaz' (ne yani balık mı tutuyoruz:)), 'Mantığı yok' (sanki şu andakiler çok mantıklı da), 'Yürümez' (sanki ötekiler çok iyi yürüyorda) veya 'bu zamanda olmaz, imkansız, yanlış, hatalı' gibi gibi çeşitli savlar ortaya atabilirler.

Bu sefer de ben yazarın yerine geçerek niyet okuma yapıyorum: 'Ey muhterem! Ben bunu daha yaşanabilir dünya için öneri olarak sundum. Kur'an'da faizin yasaklandığı ve yasaklanma sebebi aleni anlatılıyor ve ben de buradan hareket ediyorum. Bugün yani şu an hemen bunu uygulayıp da yine hemen mükemmel sonuç alırız demiyorum ki. Şu anda varolan sistemler zaten binlerce yıldır değişe değişe buraya kadar geldi. Bak, şimdi de tek para, tek dünya ve kripto paraya doğru gidiyor. Tabi ki, bahsettiğim düzenin de yerleşmesi, kabul edilmesi, insan unsuru, inanç, felsefe, karakter, zaman gibi çeşitli etkenlere bağlı.' (Bu kısım tamamen niyet okumadır yazarı bağlamaz, bana ait)

Kısaca, Mekke'deki müşriklerin faizli borç para düzeninden bu zamana kadar geçen sürede ve dinler içinde faizle ilgili kavramlara kadar ve oradan da şu andaki sistemler ve kripto paraya kadar varolan yapının temelden bozuk, yanlış ve insan onuru için ahlaksızca bir sistem olduğunu anlatıp, çıkış yolu olarak da, Kur'an'da faizin yasaklanma sebeplerinden hareketle yeni bir bakış açısı (bu tarz başka kitap okumadığım için)
getiriyor. Mekkeli müşriklerin İslam öncesi dönemde yaptıkları rezilliğin devamının şu an hala nasıl devam ettiğini anlatması açısından önemli.
Tabi kitabın temeli olan, İslam öncesi müşriklerin faiz sarmalına Kur'an'nın verdiği cevap (ve çözüm) ve oradan hareketle 'İslami bir çözüm sunuyor'.
Tüm şeylerin kaynağının bu faiz, borç sarmalı olduğunu da belirtiyor.

Ezcümle: Beğendim, tavsiye ederim. Sıradan bir okur olarak anlayabildiklerimi aktarmaya çalıştım. Yazamadığım, değinemediğim konular da var.
Mutlaka alın, okuyun diyorum. Sonuç kısmı belki şu anki dünya şartlarında yazarın belirtiği şekilde olması zor gözüksede, yarının ne göstereceğini kimse de bilmiyor. O çerçevede biraz daha geniş açıdan son bölüme bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Sadece yazara şunu sormak isterim. Anlattığınız düzen (hedeflenen) şu an ki dünyada örneğin bizlerin ilkel diye nitelendirdiği kabilelerde yaşanıyor mu? Hiç bu konuda araştırma yapmış mı? Ya da bir benzerlik kurulabilir mi? Çünkü orada 'ortak payda', bölüşüm var diye biliyoruz? (ya da belgesellerden gördüğümüz kadarıyla)
Teşbihte hata olmaz diyerek, konuyu kapatıyorum.

+ Bu kitabı 21-22/Kasım/2018 tarihinde okuyup 23 Kasım 2018 tarihinde inceleme yazısını siteye ekledim.
200 syf.
·Puan vermedi
Kitabı elime ilk aldığımda kitabın kapağının fazla dikkat çekici olması bu kitaba önyargıyla yaklaşmama neden olsa da, genel anlamda okuduğuma pişman etmedi beni.
Mete Gündoğan'ın iktisadi analizleri, benim kısıtlı iktisat bilgime (üniversite birinci sınıfta iktisada giriş dersi almıştım) fazlasıyla yön verdi. Tabi eminim ki bu bakış açısını ona kazandıran kişi Erbakan Hoca'nın ta kendisidir fakat yine de takdir edilesi bir şekilde kaleme almış olduğunu göz ardı edemeyiz.
Güncele de dokunmuş olması takdir edilmesi gereken bir başka nokta. Çünkü olmuş ve olmakta olan bir yapısal kuramdan bahsediyorsan bunu güncel haberlerle desteklemek zorundasın. Bu ve bu gibi nedenler beni adeta kitabın içine çekti. Samimiyetle kaleme alınmış olması da bir başka neden tabi.
Velhasıl, siz önyargısız saygıdeğer okurlara tavsiyem şu ki: Size birtakım hakikatleri göstermek isteyen insanları komplo teorisyeni olarak nitelendirip, narkoz uykusuna kendinizi bırakmayın. Açın gözlerinizi ve etrafa bakın. Yanlış nerde, doğruya nasıl ulaşırım deyip harekete geçin.
Bilmeliyiz ki mesele sen, ben, o meselesi değil.
"Mesele Erbakan meselesi de değildi. Erbakan ne ilkti ne de son olacaktı.
.
.
Mesele bu coğrafyanın, bu coğrafyanın çocukları tarafından yeniden bir barış havzasına dönüştürülme meselesiydi."
200 syf.
·Beğendi·10/10
Küresel sömürü düzenin nasıl kurulduğunu bu sömürü düzenini yıkmak isteyenlerin nasıl başarısız kılındığıni bizzat yaşayarak görüp okumak isteyenlere kitap halinde sunmuştur

Yazarın biyografisi

Adı:
Mete Gündoğan
Unvan:
Profesör Doktor
Doğum:
Dursunbey, Baılıkesir, 1963
Mete Gündoğan, 1963 Balıkesir – Dursunbey doğumludur.
İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında British Council’den kazanmış olduğu bursu değerlendirmek üzere İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990) çalışmalarını tamamladı.
Doktora’sını (1995) yine İngiltere’de, Cranfield Üniversitesi Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında yaptı.
Doçentliğini 2000 yılında aldı. Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi (yarı zamanlı), Polis Akademisi (yarı zamanlı) ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi’nde çalıştı.
Akademik çalışmalarının yanı sıra Dr.Gündoğan,
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Araştırma ve Geliştirme Planlaması Müdürlüğü’nde araştırma mühendisi ve bir müddet de müdür olarak görev aldı.
Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) Bilim ve Teknoloji Sektörü uzmanı,
Başbakanlık Başmüşavirliği ve
TBMM’nde müşavir görevlerinde bulundu.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde açılan 20nci Dönem Kamu Diplomasisi Kursunu tamamladı.
Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde,
Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) Kalite Teminat Sistemleri Başmühendisi olarak çalıştı.
Avrupa Ford Motor Fabrikalarında (Köln-Almanya, Genk-Belçika, Valencia-İspanya, Bordeaux-Fransa ve Dagenham-İngiltere) “Bilgisayar Destekli Bakım Yönetim Sistemi” projesinde mühendis olarak çalıştı.
Özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık da yapan Dr. Gündoğan, Balkanlarda ve ülkemizde özelleştirmeden alınan birçok fabrikanın devreye alınması projelerini gerçekleştirdi.
Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Gündoğan İngilizce ve Fransızcanın yanısıra kısıtlı derecelerde Felemenkçe, Boşnakça ve Arapça bilmektedir.
Uluslar arası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın akademik ilgi alanları:
Sistem Analizi ve Tasarımı, Üretim Yönetimi Sistemleri, Üretim Planlama ve Kontrolü, Teknoloji Yönetimi, Kalite Teminatı, Toplam Kalite Yönetimi, Bakım / Onarım Planlaması ve Yönetimi, Mühendislik Ekonomisi, Maliyet Analizleri ve Muhasebesi ve Ekonomi (Mikro ve Makro)’dir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 209 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 134 okur okuyacak.