Mete Gündoğan

Mete Gündoğan

Yazar
8.8/10
24 Kişi
·
57
Okunma
·
7
Beğeni
·
515
Gösterim
Adı:
Mete Gündoğan
Unvan:
Profesör Doktor
Doğum:
Dursunbey, Baılıkesir, 1963
Mete Gündoğan, 1963 Balıkesir – Dursunbey doğumludur.
İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında British Council’den kazanmış olduğu bursu değerlendirmek üzere İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990) çalışmalarını tamamladı.
Doktora’sını (1995) yine İngiltere’de, Cranfield Üniversitesi Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında yaptı.
Doçentliğini 2000 yılında aldı. Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi (yarı zamanlı), Polis Akademisi (yarı zamanlı) ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi’nde çalıştı.
Akademik çalışmalarının yanı sıra Dr.Gündoğan,
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Araştırma ve Geliştirme Planlaması Müdürlüğü’nde araştırma mühendisi ve bir müddet de müdür olarak görev aldı.
Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) Bilim ve Teknoloji Sektörü uzmanı,
Başbakanlık Başmüşavirliği ve
TBMM’nde müşavir görevlerinde bulundu.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde açılan 20nci Dönem Kamu Diplomasisi Kursunu tamamladı.
Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde,
Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) Kalite Teminat Sistemleri Başmühendisi olarak çalıştı.
Avrupa Ford Motor Fabrikalarında (Köln-Almanya, Genk-Belçika, Valencia-İspanya, Bordeaux-Fransa ve Dagenham-İngiltere) “Bilgisayar Destekli Bakım Yönetim Sistemi” projesinde mühendis olarak çalıştı.
Özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık da yapan Dr. Gündoğan, Balkanlarda ve ülkemizde özelleştirmeden alınan birçok fabrikanın devreye alınması projelerini gerçekleştirdi.
Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Gündoğan İngilizce ve Fransızcanın yanısıra kısıtlı derecelerde Felemenkçe, Boşnakça ve Arapça bilmektedir.
Uluslar arası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın akademik ilgi alanları:
Sistem Analizi ve Tasarımı, Üretim Yönetimi Sistemleri, Üretim Planlama ve Kontrolü, Teknoloji Yönetimi, Kalite Teminatı, Toplam Kalite Yönetimi, Bakım / Onarım Planlaması ve Yönetimi, Mühendislik Ekonomisi, Maliyet Analizleri ve Muhasebesi ve Ekonomi (Mikro ve Makro)’dir.
Parayı kim kontrol ediyorsa, devleti de o kontrol ediyor. Para kiminse, devlet onundur. Bu kadar basit.
Petrolü kontrol ederseniz devletleri kontrol edersiniz. Tohumu kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz.
Mete Gündoğan
Sayfa 93 - Destek yayınları
"Parayı elinde tutanlar, medyayı satın alıyorlar. Medya ve para desteği ile parlamento seçimlerinin etkiliyorlar. Bu şekilde "seçilmiş" parlamenterler de bankerlerin istedikleri yasaları çıkarıyor ve ayrıcalıkları onlara sağlıyorlar."
Mete Gündoğan
Sayfa 49 - Destek yayınları
Petrolü kontrol ederseniz devletleri kontrol edersiniz. Tohumu kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz.

Henry Kissinger
Nice az birlikler vardır ki, Allah'ın izniyle sayıca çok birlikleri yenmişlerdir; Allah sabredenlerle beraberdir.
Kissinger Mao'ya sorar: "Efendim Fransız devrimi hakkında ne düşünüyorsunuz!?"... Mao: "Fransız devrimi hakkında yorum yapmak için henüz erken! "der.
Evet işte budur. Tarih böyle birşeydir. Fransız devrimi henüz 200 yıllıktır. Ama Çin 6000 yıllık tecrübedir. Başındaki bir adamın tarihe kayıt düşecek bir yorum yapması için henüz erkendir.
Bir şeyi analiz ederken varsayımlarınız çok artıyorsa, siz gerçeklikten uzaklaşıyorsunuz demektir.
Mete Gündoğan
Sayfa 80 - Destek yayınları
Önce yeşil doları basıp bize veriyorlar, sonra onu sarı bonolarla/devlet tahvilleri ile değiştirip geri alıyorlar. Daha sonra sarı bonoları da geri alıp bize beyaz bir tek kağıt veriyorlar. Ne yazıyor kağıtta? Türkiye'nin bizde şu kadar dolar parası var! İşte bu kadar! Önce yeşil kağıt, sonra sarı, sonra da beyaz kağıt. Üç kağıt oyunu bu üç kağıt!
Mete Gündoğan, Necmettin Erbakan'ın danışmanlarında, yakın adamlarından biri. Ülkemizi pek çok uluslararası alanda temsil etmiş ve gündem yaratmış bir isim... Kitapta Erbakan'ın dönemi gerçekleşen ekonomi politikaları ve Erbakan'ın hep bahsettiği siyonizm ve küresel sermayenin Türkiye 'deki yansımalarından bahsediyor. Son bölümlerde Recep Tayyip Erdoğan ve Erbakan ilişkisinden Türkiye' deki ekonomi politilarinından doğru bir seyir izleyen kitap eleştirel bir tutuma ve halkın anlayanı dilde ekonomi ve küresel siyaseti anlatıyor.

Kitabı ben ödev kapsamında okudum açıkçası, lakin bana bazı konularda bir pencere açtı. Şahsım adına sürekli siyaseti takip etmem ve çok da yabancı olmadığım konuları barındırdığı için bana öğretici olmaktan ziyade bir bakış açısı sundu.

Ben yine de her görüşten kişileri dinlemeyi okumayı severim, bu bana tahammül gücü ve eleştirel tutuma sahip olmayı kazandırıyor.

Komplo teorileri çok konuşulur, tartışılır durumda bildiğiniz üzere. Ancak yazar, üst düzey bir bürokrat ve soyut değil somut üzerinden açıklamalar yapmış. Yazar halen konferanslar vermektedir, fikirleri üzerine de tartışılır bir adam.
Siyasete ve günümüz küresel siyasetine ilgi duyanlar için okunabilir, katkısı olabilir..
Herkese iyi okumalar..
Prof Mete GÜNDOĞAN Necmettin ERBAKAN’ın 95-97 yılları arasında danışmanlığını yapmış bir ekonomi profesörü; kitabında dünyanın para arzını elinde bulunduran küresel elitlerin gelişmekte olan ülkeleri nasıl borca dayalı para sisteminin bir parçası haline getirdikleri basit makroekonomik işlemler ile ekonomi bilgisi olmayanların bile kolaylıkla anlayabilecekleri bir biçimde anlatmakta..
Konu hakkında az çok bilgisi olanlara bildiklerini somut öğelere dayanarak pekiştirme konu hakkında bilgisi ve dolayısıyla fikri olmayanlara ise yeni bir bakış açısı sağlamakta ve önünde yeni düşünce ufukları açmakta..
Bence okunmaya değer bir kitap, okuyunuz efendim..
Ülkemizdeki BDPS(borca dayalı para sistemi) muhaliflerinden biri olarak bildigim Prof. Dr. Mete GÜNDOGAN hoca kitapta kuresel sermaye elitlerin ulkelerin siyasal ve ekonomik gidisatina nasil etki ettiklerini temel duzeyde gayet basarili bir sekilde anlatmiş. Faiz sarmalindan cikilmadigi muddetce tam bagimsiz kadar almanin imkansiz oldugunu bir kez daha vurgulamiş. Meseleye kafa yoran arkadaslarin mutlaka okumasi gereken bir kitap.
Mete Gündoğan küresel güçlerin, kurdukları rezerv sistemi ile tüm dünyanın kanını nasıl emdiklerini çok yalın bir dille anlatıyor. Amerikan Rezerv Sistemi, merkez bankaları ve diğer bankalardan oluşan sistemin faize dayalı ekonomik düzeni ve bu düzenin ülkeleri ve insanları nasıl sömürdüğünü açıklıyor. Ayrıca küresel güçlerin, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleri, Rusya ile uçak krizi gibi önemli olaylar ile nasıl ekonomimize yön vermeye çalıştığı kurgulanarak anlatılmış. Gündemdeki olayların ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu ekonomik yönden öğrenmek isteyenler için muhteşem bir kitap.
Ekonomi konusunda gerçekten cahil biriyim. Ama bu kitap sayesinde bende oldukça güzel bir farkındalık oluştu. Yazar çok karmaşık meseleleri bakkal hesabı ile anlatıyor ve kafanıza da yatıyor. Bu açıdan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
Kitapta ana eksen ekonomi daha doğrusu dünya ekonomisini elinde tutan küresel elitler veya baronlar veya bankerler olsa da, Erbakan Ecevit ve Erdoğan dönemlerinde yaşanan gelişmelerden bir demek bulacaksınız. Yazar Erbakan in ekonomi danışmanı olduğu için hem Erbakanı hem de Erdoğanı iyi tanıyor. Her görüşü kabul görmese dahi mantıksal çıkarımlar da bulunması hoşuma gitti.
Erbakanın uygulamış olduğu ve başına bela açan ekonomik sistemi öğrenecek, 28Şubat in bir irtica değil Erbakan in eko. sisteminin küresel elitler tarafından hoş karşılanmaması sonunda olduğunu anlayacaksınız. Gerçi birçoğu gene anlamak istemeyecek Erbakan başörtüsü imam hatip yüzünden devrildi ohh olsun diyecekler. Burada bu zihniyeye kallavi bir küfür gerekir ama susmak ta şart. Şunu çok iyi anlamalı ki bu ülkede üst düzeyde bir irtica sorunu yok bu ülkede ortaya çıkan darbelerin sokak olaylarının terörün bir numaralı sebebi parayı elinde bulunduran insanların girişimleridir. Bunu ülkemizde ki tüm insanlara anlatmak şart.
Ayrıca Erdoğan dönemi yani 15 yıllık süreç hakkında kısa ama öz bilgiler bulabilirsiniz.
Son olarak ve en önemlisi yazar faizsiz sistemi destekleyen bir kişilik Allah in belası olan bu faiz sistemi eğer ortada kaldırabilirse birçok şey o kadar hızlı düzelecek ki. Ama önce faizi kendine Müslüman diyen insanların yememesi gerekir.
Kitabı elime ilk aldığımda kitabın kapağının fazla dikkat çekici olması bu kitaba önyargıyla yaklaşmama neden olsa da, genel anlamda okuduğuma pişman etmedi beni.
Mete Gündoğan'ın iktisadi analizleri, benim kısıtlı iktisat bilgime (üniversite birinci sınıfta iktisada giriş dersi almıştım) fazlasıyla yön verdi. Tabi eminim ki bu bakış açısını ona kazandıran kişi Erbakan Hoca'nın ta kendisidir fakat yine de takdir edilesi bir şekilde kaleme almış olduğunu göz ardı edemeyiz.
Güncele de dokunmuş olması takdir edilmesi gereken bir başka nokta. Çünkü olmuş ve olmakta olan bir yapısal kuramdan bahsediyorsan bunu güncel haberlerle desteklemek zorundasın. Bu ve bu gibi nedenler beni adeta kitabın içine çekti. Samimiyetle kaleme alınmış olması da bir başka neden tabi.
Velhasıl, siz önyargısız saygıdeğer okurlara tavsiyem şu ki: Size birtakım hakikatleri göstermek isteyen insanları komplo teorisyeni olarak nitelendirip, narkoz uykusuna kendinizi bırakmayın. Açın gözlerinizi ve etrafa bakın. Yanlış nerde, doğruya nasıl ulaşırım deyip harekete geçin.
Bilmeliyiz ki mesele sen, ben, o meselesi değil.
"Mesele Erbakan meselesi de değildi. Erbakan ne ilkti ne de son olacaktı.
.
.
Mesele bu coğrafyanın, bu coğrafyanın çocukları tarafından yeniden bir barış havzasına dönüştürülme meselesiydi."
Küresel sömürü düzenin nasıl kurulduğunu bu sömürü düzenini yıkmak isteyenlerin nasıl başarısız kılındığıni bizzat yaşayarak görüp okumak isteyenlere kitap halinde sunmuştur
Öncelikle şunu ifade edeyim ki, yazar hakkında hiçbir bilgim yok. O yüzden olumlu ya da olumsuz fikre sahip değilim. Sadece takip ettiğim kitaptı ve kampanya dolaysıyla daha ucuza almıştım ve fırsat bugüneymiş diyerek kitabı okumaya başladım. Sondan başlayarak şunu söyleyebilirim: Okunabilir bir kitap. Tavsiye ederim.

Ama içeriğe girdiğimizde bazı kısımlar gerçekten anlaşılır bir şekilde ifade edilmişken özellikle AKP dönemi için hem eleştiri yapılmış hem de başka çare yok tarzında bir ifade ortaya
çıkmış gözüküyor. Olabilir o da yazarın kendi görüşü.

Kitabı okudukça ileriki yıllarda bir "aldatıldık", "kandırıldık" edebiyatı yine devreye girebilir. Yazar bunu şu şekilde ifade
ediyor: "Erdoğan yalnız, çevresi onu anlamıyor ve yanlış bilgi veriyor..." Peki o çevresi değişiyor mu, bunu bilmiyoruz. Değişmiyorsa niye değişmiyor?

Yazar kendini bazen Erdoğan'ın yerine koyarak bir çeşit niyet okuma da yapıyor.

Kitap 1996 yılında Erbakan'ın Pakistan'a yaptığı resmi ziyaretle başlıyor. Okudukça yazarın da o heyette olduğunu ve 'danışman' olarak görev yaptığını öğreniyoruz. Öznel ifadeler olduğu için kendi düşünce ve eylemlerini haklı görme hakkı kendinde var. D8 oluşumu, ona karşı verilen tepkiler ve sonunda Erbakan'ın siyasi olarak iktidardan düşürülmesinin arka planında yapmak istediği bazı ekonomik hamlelerin, küresel güçlerin hoşuna gitmemesi, sonun başlangıcı olarak sayılabilir diyerek bir pencere açıyor.

Temel nokta, parayı basan ve yöneten güçlerle bunlara karşı gelen kişi ya da devletlerin başlarına neler gelebileceğini anlatması. Evet, FED özel banka, parayı basar Amerikan devletine satar. Hatta Kennedy bile bunların yüzünden öldürülmüş şeklinde yazılmış kitaplarda mevcut. Kitapta yazmasa da buna benzer daha onlarca olay da var. Hatta yeni bitirdiğim Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü
kitapta çok da ayrıntılı ve kaynak belirtilerek yapılan açıklamalar var. FED'in tarihinden tutunda, yönetim yapısı ve iktidarları (sadece ABD'de de değil, diğer yerler için de geçerli) nasıl elinde oynattığına kadar çok sayıda bilgiye erişebilirsiniz.

Anlatım akıcı, sürükleyici ve herkesin anlayacağı şekilde olduğu için kitabın okunup, anlaşılması daha kolay.
Örneğin "Hazine bonosu ihraç etti (s:47)." Bunu güzel bir şekilde açıklamış. Anlatımın bu şekilde basite indirgenmesi
konunun anlaşılması açısından oldukça önemli.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası isminin nereden geldiği ve 'cumhuriyet', 'cumhuriyeti' arasındaki farklı anlatması
çok anlaşılır.

Kitapta çok fazla olay olduğu için konu içinde geçişler çoğu zaman kısıtlı veya yok. Her şeyi anlatayım edasıyla
bazı şeylerin anlatılması yapılırken bazen de arka plan gözardı edilmiş. Bunu da sayfa sayısına bağlıyorum. 200 değil de 400
sayfa olsaydı bazı olaylar tam olarak anlatılabilirdi. Sayfa sayısı kısıtlılığı verilmek istenen iletiyi tam olarak verememiş ama anlatılmak istenen şeyleri bir nebze de olsa ifade etmiş gözüküyor.


1990'lı yıllardaki AÖF İktisata Giriş dersinde dünyadaki merkez bankaları anlatılırken 3 tip oluşumdan bahsedilirdi.
1. Tamamen özel. Amerika FED örneği. 2.Tamamen kamu. Eski SSCB, Küba, Çin, K.Kore gibi. 3.ise Türkiye'nin de içinde
bulunduğu Kamu-Özel sektör oluşumu. Yani merkez bankaların da hem kamunun (yani hazine-devlet) hem de özel sektör (yani bankalar) hisseleri oranında söz sahibi. Ama egemen güç yine Türkiye örneğinde kamunun payı.

Tabi bu araştırma-inceleme kitabı ya da ders kitabı olmadığı için bazı kavramlar tam oturmuyor. Merkez bankasına
sözümüz geçmiyor. Peki ne yapalım? Oturup ağlayalım mı yoksa herşeyin değiştirildiği bir yer de (hatta gecenin bir vaktinde özel kanunlar çıkartıldığı bir dönem de) buna nasıl müdahele edilemiyor. Bunun cevabı yok. Sadece böyle...



Yazılacak çok şey var. Ama genel olarak bilgilendirme amaçlı, konuyu anlatması devamında verdiği örneklerin basitliği, uygunluğu kitabın okunurluğunu daha da artırıyor.

AKP dönemini ise çok basit ve hızlı bir şekilde geçilmiş. "Yalnızlık" üzerine bir kurgu oluşturup, çevresinin bile onu anlamadığı ve yanlışa sürüklediği ifade ediliyor.


Kitapta sevmediğim kısım ise yazarın "niyet okuma" ile yaptığı "zorlama yorumları". Bu tarz ifade sanki "ben buradayım", unutmayın gibi geldi bana. Çok fazla bir şey yazmadan burayı da kısa kesiyorum.


Olumsuz gördüğüm nokta ise yazarın yaptığı alıntılara kaynak göstermemesi. Örneğin 39.sayfa da bulunan Woodrow Wilson'a atfedilen cümleler. Dipnot ve kaynak verilmeyen kitabın notunu kırıyorum. Çünkü o alıntıyı nereden almış belki gidip o kitabı alıp ben de okuyacağım.

İkincisi ise yayınevine: Kitabın kapağında kullanılan resimler kimlere ait. Burada da başka bir niyet okumamı var. İç sayfada kapakta kullanılan resimler şunlar, bunlar diye açıklama da yok.

Ezcümle: "Niyet okuma", "Zorlama yorumlar", "Ben de varım"ları çıkartığımızda özellikle konuyu anlatım tarzı itibarıyla güzel çalışma olmuş.

AKP dönemini Erbakan'la kıyasladıktan ve Erbakan'ın "boyun eğmediği" için iktidardan indirildiğini ifade ederken, AKP'nin önce küresel güçlere boyun eğdiğini sonra müstakil bir şeyler yapmaya çalıştığını ifade ederken yine küresel güçlerin sarmalına girdiğini kendi ifade ediyor. Esasında bir şeyler yazmaya çalışsa da ya kendisinden ya çevresinden kaynaklı (bu da benim niyet okumam) bazı şeyleri yazmamış.

Borçlanma ekonomisinin ülkelere neler yapabileceğini gösteren bir örnek Türkiye. Borçlanarak kalkınma nasıl gerçekleşebilir?

Anıların hem siyasetle hem de ekonomiyle yoğrulmasını okuyacağız.

Kitap içinde çok altın geçince uzun zamandır elimin altında olan Paul Erdman'ın "Altın Dosyası" isimli kitabını okumaya başladım. Eski bir bankacının para, altın, siyaset dünyasına dair gerçek olayların roman olarak kurgulanmasına bir bakayım dedim.

https://www.nadirkitap.com/...me=Alt%FDn+dosyas%FD

29-30/09/2018 tarihinde okunup, notlar çıkarıp, kısmi inceleme yazılmıştır. İyi okumalar.
Ülkenin önemli kademlerinde görev yapmış olan Prof. Dr. Mete Gündoğan'ın bu kitabını Narkoz adlı kitabından etkilenerek almıştım. Ama kitapta genel olarak beklediğim etkiyi bulamadım.

Gündoğan, kitaba adını veren "Oyun Teorisi" üzerinde durarak hem ülkenin iç siyasetini hem de dış siyasetini etkileyen birkaç olayı da bu teori ile açıklamaya çalışıyor. Bununla birlikte dünyayı tehdit eden veya dünya siyasetine yön veren tohumculuk, küresel ısınma, petrol yatakları, Büyük Ortadoğu Projesi gibi önemli konulara değiniyor.

Kitapta konu bütünlüğü olmamasına rağmen konular önemli olduğu için bu anlamda okuyucu sıkmıyor. Hatta çok değerli bilgiler de aktarıyor. Ama maalesef aynı konular ve cümleler neredeyse her sayfada tekrar ediyor. Özellikle kitabın ilk 100 sayfalık kısmı neredeyse her sayfada aynı şeyi anlatıyor. Gündoğan, nedendir bilinmez her sayfada, o sayfaya kadar anlattıklarını özetleme ihtiyacı duymuş. Haliyle 20-30 sayfa olacak ilk bölüm 100 sayfa yer kaplıyor. Okurken bunalabilirsiniz.

Kitapla ilgili bölüm bittikten sonra Prof. Dr. Mete Gündoğan hakkında da birkaç kelam etmek istiyorum. Ülkemizde yetişmiş ve küresel ekonomik sistemi çok iyi bilen değerli şahsiyetlerden biri. Basit düşünmek ve alt düzey oyunlarla ilgilenmek yerine, oyun teorisinde de belirttiği gibi üst düzey düşünebiliyor. Kendisi kesinlikle üst düzey yönetim kademelerinden birinde değerlendirilmeli. Ekonomi ve hazineyle ilgili bakanlık görevine bile getirilebilir.
Kitap gayet başarılı bir Türk finans tarihinin özeti olmuş. İşte bu tür kitapların üniversitedeki özellikle iibf öğrencilerinin müfredatına konulması gerektiği düşüncesindeyim. Yıllarca basmakalıp bilgileri beyinlere enjekte ettiler, işleyişi yaşanmışlıklarla bağdaştırmaktan uzak kaldılar ve neticesinde içi boş ekonomi mezunu bir topluluk oluşturuldu. Sonra da dünyadaki bu bozuk sermaye düzeninin en büyük oyuncaklarından biri olduk maalesef.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mete Gündoğan
Unvan:
Profesör Doktor
Doğum:
Dursunbey, Baılıkesir, 1963
Mete Gündoğan, 1963 Balıkesir – Dursunbey doğumludur.
İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında British Council’den kazanmış olduğu bursu değerlendirmek üzere İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990) çalışmalarını tamamladı.
Doktora’sını (1995) yine İngiltere’de, Cranfield Üniversitesi Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında yaptı.
Doçentliğini 2000 yılında aldı. Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi (yarı zamanlı), Polis Akademisi (yarı zamanlı) ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi’nde çalıştı.
Akademik çalışmalarının yanı sıra Dr.Gündoğan,
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Araştırma ve Geliştirme Planlaması Müdürlüğü’nde araştırma mühendisi ve bir müddet de müdür olarak görev aldı.
Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) Bilim ve Teknoloji Sektörü uzmanı,
Başbakanlık Başmüşavirliği ve
TBMM’nde müşavir görevlerinde bulundu.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde açılan 20nci Dönem Kamu Diplomasisi Kursunu tamamladı.
Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde,
Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) Kalite Teminat Sistemleri Başmühendisi olarak çalıştı.
Avrupa Ford Motor Fabrikalarında (Köln-Almanya, Genk-Belçika, Valencia-İspanya, Bordeaux-Fransa ve Dagenham-İngiltere) “Bilgisayar Destekli Bakım Yönetim Sistemi” projesinde mühendis olarak çalıştı.
Özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık da yapan Dr. Gündoğan, Balkanlarda ve ülkemizde özelleştirmeden alınan birçok fabrikanın devreye alınması projelerini gerçekleştirdi.
Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Gündoğan İngilizce ve Fransızcanın yanısıra kısıtlı derecelerde Felemenkçe, Boşnakça ve Arapça bilmektedir.
Uluslar arası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın akademik ilgi alanları:
Sistem Analizi ve Tasarımı, Üretim Yönetimi Sistemleri, Üretim Planlama ve Kontrolü, Teknoloji Yönetimi, Kalite Teminatı, Toplam Kalite Yönetimi, Bakım / Onarım Planlaması ve Yönetimi, Mühendislik Ekonomisi, Maliyet Analizleri ve Muhasebesi ve Ekonomi (Mikro ve Makro)’dir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.