Michael Löwy

Michael Löwy

YazarDerleyen
7.7/10
20 Kişi
·
78
Okunma
·
11
Beğeni
·
809
Gösterim
Adı:
Michael Löwy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Brezilya, 1938
Sosyal bilimci, akademisyen ve marksist bir aydındır. kendisi aslen musevi kökenli olmakla beraber 1938 yılında brezilya'da doğmuş, sonra 1961 yılında fransa vatandaşlığına geçmiştir. bu tarihten itibaren kâh lucien goldmann'ın kâh nikos poulantzas'ın yanında akademik çalışmalarını sürdürerek marksizmle ilgilenmiştir. tabiî bu arada tel-aviv olsun manchester olsun, üniversite üniversite dolaşmıştır. ayrıca "centre national de la recherche scientifique"in (cnrs) sosyoloji bölümünde yöneticilik de yapmış ve aynı kurumdan ödül de almıştır.

löwy birçok düşünürle, edebiyatçıyla ve özellikle marksist teorisyenlerle ilgilenmiş, makaleler yazmıştır. marksizm'de geçen birçok kavramı örneğin ulus devlet, enternasyonalizm ve milliyetçiliği tartışmıştır. bunun yanı sıra, din ile de ilgili çalışmalar yapmış, örneğin latin amerika kökenli olmasından olsa gerek "kurtuluş teolojisi" ilgisini çekmiştir, ve bir kitap da yazmıştır.

löwy'nin marksizm anlayışı troçkizme denk düşer. "dördüncü enternasyonal"in kuramcılardan biridir ve bu enternasyonal'le bağlantılı "ligue communiste révolutionnaire" (lcr) üyesidir [edit: sevgili dengiz'in teşekkür ederek şunu da belirtelim: dördüncü enternasyonal ile bağlantıları eskisi kadar organik değil]. ancak kimliği bununla da sınırlı da değildir. değinildiği üzere "kurtuluş teolojisi" ile ilgilenmesinin yanı sıra, seattle '99'a selam çakmış, "association pour une taxation des transactions financières pour l'aide aux citoyens" (attac) isimli ignacio ramonet amcamızın kurulmasına önayak olduğu harekete ve dünya sosyal forumu'na destek vermiştir. bunun dışında kendisi gibi bir marksist olan joel kovel ile "ekososyalist bir manifesto" isimli ekolojik bir metin yazmıştır.
Gerçek bir hümanizme verilen en yüksek değer ancak
insanlığın kendisi olabilir: "İnsan ·yaşamı ancak ve ancak sonsuz olanın hizmetinde olduğu sürece bir anlam taşır. Bizim için, sonsuz olan işte bu insanlıktır."

Bu sözcükler l 927'de Bolşevik lider Adolf Joffe'nin , Troçki'ye yazdığı veda mektubundan alınmıştır.
Che öylesine hümanisttir ki insanı merkeze koyan, onu ve onun kişiliğinin esas etmen olarak devrimci öneminden söz eden tutarlı ya da hemen hemen tutarlıya yakın, marksist, sosyalist bir sistem kurmaya çalışan Küba Devrimi'nin özgünlüğü ve önemi üzerinde hassasiyetle durur.
İki asker gelip beni yakaladı. Kendimi savundum ama beni sıkı sıkıya tutuyorlardı. Beni efendilerinin önüne götürdüler, bir subay. Üniforması nasıl da alacalı bulacalıydı! ‘Benden ne istiyorsunuz? Ben bir sivilim’ dedim. Subay güldü ve ‘Sen bir sivilsin ama bu seni yakalamamıza engel değil. Ordu her şeyi kendi elinde tutar
"Bizzat kendimin yaratmadığı her bağ, benliğimin parçalarına karşı olsa, değersizdir, yürümemi engeller, bu bağlardan nefret ederim ya da nefret etmeye çok yakın bir his içindeyimdir.”
305 syf.
19. yüzyıl hareketi olan romantizmin, yeniden doğuşunun, günümüz post-modern kapitalist toplum düzenine karşı bir başkaldırış misyonu atfedilerek yeniden tasarlandığı Lövy eseri.

Reel olarak mevcuttaki moderniteye karşı bir alternatif mümkün mü?

Sorusu üzerinden detaylı bir anlatım yapmış yazarımız. ve insanı (daha çok sistemsel) ikilikler arasında bırakan mantığı eleştirerek bundan kaçışın yollarını aramaktadır. İsyanın ve melankolinin yolunda Romantizmi, sanayi devriminin yarattığı modern uygarlığa ve kapitalist düzenin tektipleştirmesine çok yönlü bir muhalefet olarak ortaya çıkarmıştır. ve bu büyük baş kaldırışın perspektifinde, nitelikli bireyleşme ve yeni bir toplum biçimi arayışı vardır.

Tüketimci teknoloji çağında insanın en büyük kaybı hayalleri oldu. Belki bunu sektörel sınırlar dahilinde tasarlamaktadır ancak sınırlar dahilinde üretilen hayal bile teknolojik argümanlar barındırmakta, toplum yapısını yansıttığı gibi insan ruhundan da bir o kadar uzak kaldı. Realizmdeki gerçekçi romantizmin dahi yok olmaya başladığı bir evredeyiz artık. ve insan asla bu değildir.

Melankolinin düşsel zerafeti vardır. Bunu özellikle Virginia Woolf okuduğumuzda çok net göreceğiz. Melankolinin en önemli üreticisidir bana göre Woolf. Marksist yazar Löwy, melankoliye sırtını dayayarak isyanın felsefesini işlemektedir bu eserinde.

Romantizm tandanslı bu çıkışı ileri kapitalist dönem ve modern köleliğe karşı bir çözüm yolu sunmaktadır.

Öznel bir değerlendirme yapacak olursam, kitabın eksik tarafları da yok değil. Tarihsel materyalizmin doğası gereği yaptığı mevcudu teşhis ve çözüm yolları aramak, insan için bir çözüm yolu değildir. Keza günümüz dünya düzeninde yeni bir yol arayışlarını sürekli Karl Marks ve Engels üzerinden yürütmeleri bu çözümsüzlüğü perçinlemekte. Peki neden?
Çünkü güç istenci olgusunu müsvedde bir kağıt misali buruşturup bir kenara atmaktaydı tarihsel materyalizm.

İktidarın doğası insan benliğinin özünün bir yansımasıdır. İktidarı elinde bulunduran güç bunu sağlayabilmek için her odağa birer basamak gibi basarak yükselmektedir. Keza bu durumun afili halini post-modern kapitalist düzende görürken reel sosyalizm içinde de gördük, yaşadık. Bu noktada yüzümüzü İtalya'ya çevirip Antonio Gramsci'yi saygıyla yad etmek gerekmekte diye düşünüyorum.

Dolayısıyla salt marksist bir değerlendirmeyle yazılmış olması ve Nietzsche'ci düşüncenin eklemlenerek aranan yeni yolda yeni bir altyapının geliştirilmemiş olması kitabın eksikliğiydi bana göre. Romantizmden, yükselmek için yıkımdan, kendini aşmaktan bahsedip Nietzsche'ci düşünceye atıfta bulunmamak olmamış pek.
153 syf.
·Beğendi·8/10
Çevrenizi dikkatlice gözlemlerseniz eğitimle ters orantıda dogmaların, itaatin ve belki de ütopyanın sınırlandığını sezersiniz. Tolstoy 'un itiraflarında, başta sosyalist olup sonradan hidayete ermiş #necipfazılkısakürek 'te dahi görürsünüz. Peki neyi?

Eğitimsiz, cahil ve maddi-manevi fakir kalabalıkların ezilmişliklerin hırsıyla ezme, sömürme çabaları ile günümüze dek süre gelen vahşi kapitalizm olgusunu. Pek çok yazar, kişilikli aydının bu soruna 150 yıl önce verdikleri bir cevap veya alternatif sistemdur Komünizm. Sert, kesin bilgileri ve uygulanabilirliği ile sürekli tartışmalara uğrayarak birçok ülkede değişik versiyonları uygulanan sosyal sistem.

Ve ünlü devrimci #ernestocheguevara (1928-1967),. #jeanpaulsartre tarfından "çağının en bütünseli" olarak nitelendirilen, doktor- iktisatçı, devrimci-bankacı, kumandan-elçi, yetkin bir düşünür-yazar . Buenos aires'in astımlı tıp öğrencisinden gerilla komutanına, Küba merkez bankası müdürlügüne, sanayi bakanlığına ve sonunda henüz 39 yaşındayken Bolivya'nın dağlarında CIA'nin öldürttüğü, parmak izleri kaybolsun diye ellerini kestirip, tutsakken savaşta öldürüldüğü varsayılsın diye üzerine 28 kez ateş edilen, ünlü şarkısı gibi Comandante #cheguevara . Kitap onun düşüncelerine kısa bir dokunuş ve ölümünden , 1968 Fransız olaylarından hemen sonra kaleme alınmış.

Durumun vehameti adına; Vahşi Kapitalizm'e (belki Neoliberalizmin sonuna) ülkemizden naçizane birkaç örnek vermek isterim :

1)Üniversitelerimizden birinde sosyal bir deney yapılmak istendi. O zamanlar için de küçük bir meblağ olan 5'er bin TL gecekondu mahallelerinden birinde belirlenen evlere dağıtılıp sosyal sonuçları gözlenecekti. Emeksiz bu meblağ, ilgili ailelerde sadece ilk ay içinde 1 ölü, birkaç yaralı ve boşanma ile neticelendi. İnsanlar parayı ne yapacaklarını aralarında tartışmışlar ve büyük kavgalar yaşamışlardı.

2)Ülkemizde piyango kazananlar üzerine yazılan kitapta, kazanılan meblağdan sonra eski durumuna göre daha kötüye gidenlerin oranı %89 olarak gösterilmiş.

3)Her gün kullandığım minibüste yaptığım sohbetlerden birinde hayat pahalılığı ve yolsuzluktan yakınan bir vatandaşa, 'Hiçbir fatura ödemeyecegini, kendisinin ve çocuklarının işsiz kalmayacağını, barınma ve aş sorununun olmayacağını bilse mülkünü devlete bağışlayıp bağışlamayacağını sorduğumda aldığım yanıt ise çok ilginç olmuştu : 'Gosgoca devlet buba, benim fakirhaneye mi kaldı gardaş? '
480 syf.
·4 günde·3/10
20. Yüzyıla damgasını vurmuş 9 devrimci tarih dilimini, fotoğraflar eşliğinde irdeleyen bir kitap "Devrimler." Michael Löwy tarafından derlenmiş ve her devrim başka bir yazar tarafından kaleme alınmış. Böyle bir kitap farklı bir okuma ve zaman zaman derin düşüncelere dalarak fotoğrafları inceleme sağlayan iyi bir fikir. Normalde sadece altyazı ile verilse çok daha yüzeysel bakacağım fotoğraflara, çok daha uzun süre baktığımı, farklı ayrıntılara dikkatimin çekildiğini ve orada gördüğüm insanlara daha yakın hissederken, olayları daha derinden duyumsadığımı farkettim.
Ancak kitabın birçok eleştrilecek yönü var. Öncelikle ve ilk dikkatimi çeken, makaleleri yazan farklı yazarların kimlikleri, kim oldukları kısaca bile olsa kitapta verilmemiş. Bu kişilerin yazdığı metinlere ve fotoğrafları yorumlayış biçimine okuru emanet ederken; okurun yazarı tanımasını engelleyen bence çok olumsuz bir tutum. Diğer yandan, fotoğraf üzerine kurulmuş bir kitabın baskıda çok daha titiz olması gerekirdi. Bazı fotoğraflar çift sayfaya basılırken birçok detay kitabın katlanan kısmında kayboldu, fotoğraf bakılamaz bir noktaya geldi. Bundan çok daha fenası, belli ki orijinal baskıda metinlerin içine yerleştirilmiş olan fotolar, Ayrıntı yayınları tarafından bölümlerin sonuna toplanmış üstelik de metinde bahsedilen sıra ile değil karman çorman bir şekilde yapılmış bu. Metin bir fotoğrafın detaylarını incelerken, o fotoğrafı bulmak için canınızı yemenize neden oluyor ve bıktırıcı bir noktaya getiriyor bir süre sonra sizi... En kötüsü ise metinlerde bahsi geçen onlarca fotoğraf, kitaba hiç alınmamış veya Türkçe baskıdan çıkarılmış. Bu tam bir hayal kırıklığı!
Metinler ise, ilk başta geçmişe ilişkin olaylardan bahsedildiği için normal olduğunu düşündüğüm ama giderek rahatsız edici hale gelen bir nihilizm ile damgalı. Öyle ki sonlara gelindiğinde "devrimden uzak durun yoksa sonunuz bu fotolardaki insanlar gibi olur" yazsaydı, hiç şaşırmayacaktım. Hevesle aldım ama sevmedim...
305 syf.
·Beğendi·10/10
Romantizm nedir? Her şeyden önce modern kapitalist toplumun yaşam tarzına karşı bir direnme biçimi. Romantizm bir muhalefet olarak çıkıyor karşımıza, öyle ki pazar ekonomisi ve endüstri devriminin yarattığı modern uygarlığa karşı koyuyor ve bunu da şiir, sanat, siyaset ve felsefeyle direnerek yapıyor. Hayal gücünün akla üstün olduğu bu büyük reddediş, yeni bir insan toplumu biçiminin aranışı aynı zamanda.

On dokuzuncu yüzyıldan gelen romantizm algısı, karşıt görüşlü düşünürler arasında da, Mayıs 68 hareketinde de ortaya çıkıyor ve zamana ayak diremeye devam ediyor. Bugün dahi parçalarını şehirlerde, direnişlerde görebileceğimiz bir umut olarak beliriveriyor.
Nihayetinde geçmiş zamanın anısı, gelecek zaman için yürütülen mücadelede silah olarak kullanılacaktır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Löwy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Brezilya, 1938
Sosyal bilimci, akademisyen ve marksist bir aydındır. kendisi aslen musevi kökenli olmakla beraber 1938 yılında brezilya'da doğmuş, sonra 1961 yılında fransa vatandaşlığına geçmiştir. bu tarihten itibaren kâh lucien goldmann'ın kâh nikos poulantzas'ın yanında akademik çalışmalarını sürdürerek marksizmle ilgilenmiştir. tabiî bu arada tel-aviv olsun manchester olsun, üniversite üniversite dolaşmıştır. ayrıca "centre national de la recherche scientifique"in (cnrs) sosyoloji bölümünde yöneticilik de yapmış ve aynı kurumdan ödül de almıştır.

löwy birçok düşünürle, edebiyatçıyla ve özellikle marksist teorisyenlerle ilgilenmiş, makaleler yazmıştır. marksizm'de geçen birçok kavramı örneğin ulus devlet, enternasyonalizm ve milliyetçiliği tartışmıştır. bunun yanı sıra, din ile de ilgili çalışmalar yapmış, örneğin latin amerika kökenli olmasından olsa gerek "kurtuluş teolojisi" ilgisini çekmiştir, ve bir kitap da yazmıştır.

löwy'nin marksizm anlayışı troçkizme denk düşer. "dördüncü enternasyonal"in kuramcılardan biridir ve bu enternasyonal'le bağlantılı "ligue communiste révolutionnaire" (lcr) üyesidir [edit: sevgili dengiz'in teşekkür ederek şunu da belirtelim: dördüncü enternasyonal ile bağlantıları eskisi kadar organik değil]. ancak kimliği bununla da sınırlı da değildir. değinildiği üzere "kurtuluş teolojisi" ile ilgilenmesinin yanı sıra, seattle '99'a selam çakmış, "association pour une taxation des transactions financières pour l'aide aux citoyens" (attac) isimli ignacio ramonet amcamızın kurulmasına önayak olduğu harekete ve dünya sosyal forumu'na destek vermiştir. bunun dışında kendisi gibi bir marksist olan joel kovel ile "ekososyalist bir manifesto" isimli ekolojik bir metin yazmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 78 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 142 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.