Sultanın en azılı muhalifleri yeniçerilerdi. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun temelinde, üç buçuk asır öncesine dayanan bu imparatorluk muhafızının askeri gücü vardı. Sultanın tebaasından seçip alınan erkek çocuklardan oluşan yeniçerilerin sultana sadık kalmaları için evlenmelerine veya çocuk yapmalarına müsaade edilmezdi; oysa III. Selim 1794'te tahta çıktığı vakit Yeniçeri Ocağı yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder bir hâle bürünmüştü. Yeniçeriler evlenmeye başlamış ve küçük hanedanlıklar kurmuşlardı. Eş, dost, akraba ve dalkavuklar, münhasır müessesenin imtiyazlarından nemalanıyordu. 1790'da İstanbul'daki yeniçeri defterlerine kayıtlı on iki bin kişiden yalnızca iki bini ocağa katılmasına hak tanıyan askerlik vazifesini yerine getirmekteydi. Nizâm-ı Cedîd, onların bu çıkarlarına doğrudan bir tehditti. Yaman bir rakip, onların bu miskinliklerini meydana çıkarabilirdi. Yeniçeriler reformların önünü kesme niyetiyle, sultanın her birine ulufesini vermek zorunda olduğu, ocağa çok fazla sayıda yeni asker kaydettiler. 1809 yılına gelindiğinde, kayıtlı yeniçeri sayısı yüz on bir bine ulaşmıştı. Bu da Nizâm-ı Cedid'in ihdasından bu yana dört katlık bir artışa tekabül ediyordu.