Murat Arda

Murat Arda

Yazar
7.0/10
9 Kişi
·
20
Okunma
·
4
Beğeni
·
483
Gösterim
Adı:
Murat Arda
Unvan:
Müzik Yazarı
yillardir deli kasap adli internet dergisinde yapdigi degerlendirmelerle dikkat ceken, turkiye'de bu meslegin gerektirdigi gorgu ve sagduyuya sahip birkac muzik yazarindan biri.
Ah İstanbul; yedi tepesi oynak fahişe, eski bir ozanın da dediği gibi, sen kanla yazılmış ve ancak kan ile çözülebilecek bir meseleler yığınıydın, dün, bugün ve yarın da öyle kalacaksın...
"Filler hikayesi gibi bu memleket. File dokunan körler hayvanın neresini ellerse öyle tanımlar ellediklerini. Bu, hayvanın dokunduğun yerine göre bir balta sapı olabilir halbuki tenasül organıdır. Hortumunu okşarsın nargile olur, kulaklarını ellersin yelpaze sanırsın. Fili okşayan körlerin hiçbiri anlayamaz neye benzediğini hayvanın. İşte biz de tüm şu olup bitenlere fili elleriyle yoklayan körler gibi bakıyoruz çocuk."
"Hayatın sırrı nedir Kerovpe Baba?" dedim.
Şarabından bir yudum içti.
Mübarek sakalını sıvazlayarak yaprakları gösterdi.
Gülümseyerek, "Ağaç" dedi.
Murat Arda
Destek Yayınları
Bu ülkede çocukluktan başlayarak, sistematik olarak insanların birbirlerini sevmesi yasaklanıyor.
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun.

Montaigne
Aslında tek amacımız kafamıza göre takılmak, yaşamın koyu gerçekliklerinin çirkinliklerini kapsamayacak alternatif bir dünya yaratmaya çalışmaktı.
Yıllar geçmişti ve uzun saçlı, uzun sakallı halimle karşısına çıkıyordum.
İşte, Nazmiye teyzem, tüm uhreviyatını simgeleyen kara çarşafının arasında gülümseyen yüzüyle tam karşımdaydı. Kollarımı iki yana açıp 'teyzeciğim benim!' diye ona doğru ilerledim.
'Ya Rabbi' dedi yüzünü peçeyle kapatarak...
Son anda yüzündeki gülümseyişin birdenbire sönümlenmiş olduğunu fark edebildim...
'Sana ne olmuş böyle...' dedi hayal kırıklığıyla...
'Seni rüyamda görmüştüm halbuki, böyle değildin... yüzünde nur vardı...'
Ellerim iki yanda kalıverdi öyle.
'Teyzeciğim....' dedim. 'Ben hala nur yüzlüyüm'
İçimdeki dinsellikten koca bir parça işte o anda kopup yitti sanki.
Bu şekilcilik, bu yüzeysellik, benim ait olabileceğim bir inanç sistemi olamazdı.
320 syf.
Zaman kaybı. Kapaktaki övgüler ve "aman şöyle, yok efendim böyle"lerin ötesinde, gereksiz derecede küfre ve belaltına bulanmış sayfalar yığını yani. Kapakta Dede Korkut Hikayeleri'nden bahsedilmiş, ancak sadece "Yerli kara dağların yıkılmasın, gölgelice kaba ağacın kesilmesin..." kısmı gözüme çarptı Dede Korkut Hikayeleri'ne dair. Göz boyama şekli yani.
Ağaç demişken, kitabın isminden zaten bazılarımız, kitabın konusunun ne olduğunu bulabilirler. Ben çok uğraştırmadan söyleyeyim size. Gezi Parkı eylemlerinin olduğu dönem ile yüz yıl öncesinin harmanlandığı bir kurgu var kitapta, ki bu fikir bana oldukça parlak gelmişti ilk başta. Lakin iş, konuyu işlemeye gelince işler zıvanadan çıkıyor. Kitapta gayet tek taraflı bir anlatım var ve bir taraf iyilik meleği, diğer taraf şeytanın osuruğu gibi gösterilmiş. Tarihten örnek verirken tüm halklara hak verip, barış kardeşlik mesajları döşenen yazar, ne hikmetse aynı sağduyuyu, emir alıp bunu uygulamak durumunda olan polis teşkilatı için göstermemiş ve polisi nasıl aşağılayacağını bilememiş. Bu tip zihniyet, bu olayların olduğu dönemde de ortaya çıktı ve halk, kapı komşusu, akrabası, arkadaşı olan polislere düşman oldu. Sonuç ne oldu peki? Polisi kötü bildiniz, polis sizi kötü bildi. Birbirinizi kırdınız, sizi karşı karşıya getirenler ellerini ovuşturarak ve pis pis sırıtarak bu sahneyi seyre daldılar. Yani filler tepişti çimenler ezildi.
Çok da fazla bir şey söylememe gerek yok. Kitabı beğenmedim, edebi değeri zaten yok, yanlılığı da üste tuz biber oldu. Tavsiye etmiyorum.
406 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Gerçeklik, hayal, cemaat, din, heavy metal, 90lar, istanbul, kemancı,Avrupa, uyuşturucu ve Pelin yani adaşım... sarı çocuk Can Sancak Pelin'i anlatıyor. Okudugum kitaplar arasında kendini ayrı bir rafa kaldırttı bu kitap, ara ara hatırlatacak kendini, eminim. Kelimelerle oynamayı seven, seveni ayrı sevenler bu kitabı da sevecektir.
416 syf.
·10 günde·Puan vermedi
90'ların istanbul'unun birebir anlatıldığı kitap, gerçek karakterlerden yola çıkılarak yazılmış. Bazı ünlü kişilerin isimleri rahatlıkla tahmin edebileceğiniz şekilde değiştirilmiş ve bunu sevdim:) Karakterler tam bir kaçık ve fikirleri çok sağlam.
Nam-ı diğer atlantis'ten gelen adamın kalemine şapka çıkarılır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Arda
Unvan:
Müzik Yazarı
yillardir deli kasap adli internet dergisinde yapdigi degerlendirmelerle dikkat ceken, turkiye'de bu meslegin gerektirdigi gorgu ve sagduyuya sahip birkac muzik yazarindan biri.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 20 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.