Murat Baç

Murat Baç

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
7
Gösterim
Adı:
Murat Baç
Unvan:
Türk Felsefeci, Yazar, Şair, Çevirmen, Akademisyen
Doğum:
Trabzon, Türkiye, 1964
Murat Baç 1964 yılında dünyaya geldi. Turhal, Şenyurt ve Ankara'da öğrenim gördü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisiliği bölümünü bitirdi (1990). Aynı üniversitenin Felsefe Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı (1994). Felsefe doktorasını Kanada'da Alberta Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden aldı (2001). Doktora sonrası çalışmasını ise gene aynı ülkedeki Dalhousie Üniversitesi'nin Felsefe Bölümü'nde gerçekleştirdi (2001-2003). 2010-2011 yılları arasında ise Barselona Üniversitesi'nin Felsefe Bölümü'nün LOGOS (kelam) adlı çalışma grubuna iştirak etti.

Murat Baç şiir ve edebiyatla yakından ilgilenmekte ve yapıtlar vermektedir. Çok sayıda akademik yayını da olan Murat Baç, felsefe alanındaki çalışmalarına sonsuzun nerede olduğunu (nesnel anlamda) merak ederek başladı. İlkokul yıllarını bir Anadolu ilçesinde (Turhal) yüksek tavanlı eski bir evde geçirdi. Yeni ile eskinin iç içe geçtiği bu yaşantı onu, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında zamansal, dolayısıyla kavramsal ve felsefi bir bağ olduğu düşüncesine götürdü. İleriki yıllarında aldığı felsefe eğitimiyle pekişen bu düşüncesi, onun metafizik ve epistemolojiye yönelmesinin başlıca nedeni oldu.

Şiir ve edebiyatın yanı sıra, akademik yaşamında Epistemoloji, metafizik, metafelsefe, fenomenoloji ve dinginlik, ölümün metafiziği konularıyla ilgilenen Murat Baç halen Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde profesör.

Murat Baç, 2012 yılında yayınlanan Kaos Kelam Hijyen Şiddet adlı kitabında, felsefe öğrenciliğinin önemli bir kısmını kapsayan Kanada deneyiminin onu götürdüğü ontoloji kuramını anlatmaktadır.
Eski Yunan'ın ilk düşünürlerinin işlevlerini farklı kılan çok önemli bir özellik, onların gözlemleyebildiğimiz değişimleri ve olayları açıklarken, efsanelerden ve mitolojiden farklı olarak, tek tek olgulara veya durumlara değil, genellemelere başvurmalarıdır.
Biz dünyadaki etki-tepki çiftlerini izlediğimiz zaman, evrenin yapısına ilişkin metafizik kimlikte ve kesinlik içeren bir bilgi edinmiş olur muyuz? Örneğin, “eli ateşe uzatma”nın bir neden ve “elin yanması”nın sonuç olduğu nedensel bir zincir düşünelim. Benim öznel algılarım açısından bakıldığında, bu örnekteki nedenselliğin zorunlu olduğunu düşünmemizin kökeninde ne yatmaktadır? Bunun, Hume’a göre tek bir yanıtı olabilir: Benzer etki-tepki örneklerinde aynı sonucun tekrarlandığını gözlemlemek. Gözlemlenen olgu aslında yalnızca “düzenli bir şekilde tekrarlanma”dır. Biz hiç bir zaman “zorunluluğu” gözlemlemeyiz. Ancak bu tür düzenli tekrarlar oldukça, insan zihni bu izlenimlerden hareketle bir zorunluluk ideası türetir. Bu da, bir sonraki “etki” gerçekleştiğinde, daha önceden pek çok kez algılanan “sonuç”un zorunlu olarak ortaya çıkacağına dair bir beklentiye girmemize yol açar. Bizim dünyada var olduğunu sandığımız “zorunluluk”, aslında, zihnin alışkanlık sonucu belli bir “etki” ile belli bir “tepki”yi (veya sonucu) bağdaştırarak bir beklenti üretmesinden başka bir şey değildir. Buna karşın, elimi ateşe bir sonraki uzatışımda yanma hissi duymamam mantıksal olarak tamamen olanaksız bir durum değildir. O hâlde, benim zihinden bağımsız varlık alanında gerçekleşen zorunlu (metafizik) bir bağıntıyı biliyor olmam olanaksızdır. Örneğin, benim bir sonraki ateşe elimi uzatma hareketinde elimin yanacağını şu an bilemem. Bu konudaki aşırı güvenimiz, eğer Hume haklıysa, yanlış temellendirilmiş bir güvendir. Ortada bir “zorunluluk” varsa, bu gerçekliğe ait bir zorunluluk değildir. “Zorunluluk”, tekrarlamalar sonucu zihnimizde türeyen bir ideadır. Kısacası, dürüst olursak, bizim bildiğimiz zorunluluk “dışarıda” değil, “içeridedir”.
Murat Baç
Sayfa 96 - Anadolu Üniversitesi Yayınları
Her ne kadar pragmacılığın kurucusu Peirce olsa da, “doğru” kavramı konusunda en ilginç pragmacı (ve, genel anlamda, gerçekçilik karşıtı) fikirleri W. James sunmuştur. Bazı yorumcuların da fark ettiği gibi, James’in doğruluğa ilişkin söyledikleri yer yer tutarsızlık göstermektedir. O yüzden, James’in görüşü bazen “kökten pragmacılık” bazen de “ılımlı gerçekçilik” şeklinde yorumlanmıştır.
Nesnelerin “sürekli varlığı” ideası belli durumlarda zihnimizde oluşurken belli başka durumlarda oluşmamaktadır. Bir bebek bir nesneye ilk kez baktığında ve ardından o nesne görsel alanından
kaybolduğunda, bebeğin “nesnenin kesintisiz ve bağımsız bir şekilde var olma” fikrine hemen sahip olacağını düşünmeyiz. Peki, büyüyen bebeğin yavaş yavaş bu ideaya sahip olmasının nedeni nedir? Hume’a göre bunun nedeni uyarımın şiddeti (örneğin, parlaklığı) olamaz. Sorunun yanıtı, “olgunun veya nesnenin tutarlı bir şekilde tekrarlanması”dır. Örneğin, ben ne zaman ateşe baksam, alevlerin sürekli değişim içinde olmalarına rağmen belli bir tutarlılık sergilediğini algılarım. Alevlerin farklı zamanlarda ve durumlardaki şekli, rengi ve ısısı büyük farklılıklar göstermez. Bu deneyimler tekrarlandıkça, imgelem yetimiz, yanmakta olan bir ateşin veya bahçedeki ağaçların veya kuşların biz onlara bakmadığımız zamanlarda da kesintisiz olarak var olmaya devam ettikleri yönünde bir idea oluşturur. Bu türden bir ideaya veya inanca alışkanlık sonucu sahip olmamız anlaşılabilir ve kaçınılmaz bir şeydir. Ancak, Hume’un çarpıcı iddiası odur ki, belli tür algıların tekrarlandığı gerçeğinden nesnelerin zihnin dışındaki gerçek varlıksal durumlarına dair bir çıkarım yapmamız olanaksızdır.
Murat Baç
Sayfa 95 - Anadolu Üniversitesi Yayınları
İdea veya zihin tarafından “kirletilmemiş” (yani, müdahale edilmemiş), kendi nesnelliği içinde var olan madde bizim için anlaşılır bir varlık parçası değildir.
Murat Baç
Sayfa 98 - Anadolu Üniversitesi Yayınları
Bizim nesne olarak tanımladığımız ve kavradığımız bir şeyin, hiç kimse onu algılamasa da “algılandığı hâliyle var olacağını” düşünmek gerekçelendirilmesi olanaksız bir fikirdir. Berkeley’in meşhur ifadesiyle söylersek, “Var olmak, algılanmaktır”.
Murat Baç
Sayfa 98 - Anadolu Üniversitesi Yayınları
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Baç
Unvan:
Türk Felsefeci, Yazar, Şair, Çevirmen, Akademisyen
Doğum:
Trabzon, Türkiye, 1964
Murat Baç 1964 yılında dünyaya geldi. Turhal, Şenyurt ve Ankara'da öğrenim gördü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisiliği bölümünü bitirdi (1990). Aynı üniversitenin Felsefe Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı (1994). Felsefe doktorasını Kanada'da Alberta Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden aldı (2001). Doktora sonrası çalışmasını ise gene aynı ülkedeki Dalhousie Üniversitesi'nin Felsefe Bölümü'nde gerçekleştirdi (2001-2003). 2010-2011 yılları arasında ise Barselona Üniversitesi'nin Felsefe Bölümü'nün LOGOS (kelam) adlı çalışma grubuna iştirak etti.

Murat Baç şiir ve edebiyatla yakından ilgilenmekte ve yapıtlar vermektedir. Çok sayıda akademik yayını da olan Murat Baç, felsefe alanındaki çalışmalarına sonsuzun nerede olduğunu (nesnel anlamda) merak ederek başladı. İlkokul yıllarını bir Anadolu ilçesinde (Turhal) yüksek tavanlı eski bir evde geçirdi. Yeni ile eskinin iç içe geçtiği bu yaşantı onu, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında zamansal, dolayısıyla kavramsal ve felsefi bir bağ olduğu düşüncesine götürdü. İleriki yıllarında aldığı felsefe eğitimiyle pekişen bu düşüncesi, onun metafizik ve epistemolojiye yönelmesinin başlıca nedeni oldu.

Şiir ve edebiyatın yanı sıra, akademik yaşamında Epistemoloji, metafizik, metafelsefe, fenomenoloji ve dinginlik, ölümün metafiziği konularıyla ilgilenen Murat Baç halen Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde profesör.

Murat Baç, 2012 yılında yayınlanan Kaos Kelam Hijyen Şiddet adlı kitabında, felsefe öğrenciliğinin önemli bir kısmını kapsayan Kanada deneyiminin onu götürdüğü ontoloji kuramını anlatmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 1 okur okuyacak.