Murat Güçlü

Murat Güçlü

Yazar
8.9/10
15 Kişi
·
21
Okunma
·
7
Beğeni
·
193
Gösterim
Adı:
Murat Güçlü
Unvan:
Yazar
Doğum:
Iğdır, 1992
İnşaat mühendisi, Kırmızı Bisikletim romanı ve Konuşan Odalar deneme kitabının yazarı..
"Kızgınlıklar, gök gürültüsünü anımsatırlar. Oysa kırgınlıklar, çok sessizdirler. Çocuk gibi çekilirler köşelerine fark edilmeyi beklerler..."
Konuşan Odalar /Murat Güçlü
"Gitmelerin ardında bir boş vermişlik kalır sende
Ne yeni gelene merhaba diyesin var ne de gidene hoşçakal..."

Kırmızı Bisikletim/ Murat Güçlü
118 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
#yorumperisi
"Konuşan Odalar" adlı kitabını imzalayarak gönderen değerli yazarlarımızdan Murat Güçlü'ye teşekkürler. Kalemi daim, okuru bol, başarı yolu açık olsun.
Gün batıyor gözlerimden. Meltem, hafif mi hafif esiyor. Ben sallanan bir sandalyede zamana yenik bir kelebek. Ömrü tırtıl olmaktan yeni kurtulmuş. Sessizce ufka sesleniyorum. Ve sanki cennet iğde çiçekleri gibi kokuyor. Öyle serin ve nazlı hissediyorum ki dalların uğultusuna eşlik ediyorum. Yağmur benim içime yağıyor, mavi boyalı bir kapıdan. Çocukluğum kokuyor... Her yer masmavi denizden. Ben denizin tam orta yerinde, mavilikler de benim içimde. Burnuma çalınıyor yasemin çiçeği ve beraberinde iğde kokusu. Huzur ta içimde, şuramda...( Arka kapak tanıtım yazısından)
İç kapakta; "İçimde her yaştan insan var. Ama ben hangisiyim bilmiyorum." cümlesi var. Aslında herkesin içinde farklı yaşlar, farklı kişiler var. Bu konuda yazılmış şiirler, şarkılar, kitaplar var. İlk aklıma gelen ise İçimizdeki Çocuk / Doğan Cüceloğlu'nun kitabı ve Can Yücel'in Davet şiiri. Hep söylendiği gibi; içimizdeki çocuk ölmesin.
Ölümsüzlük adlı bölümde; "Kalbim: Ben galiba yine aradayım. Ne kadar kötü bir duygu arada kalmak. İki taraftan üzerime duvarlar yürüyor sanki. Duvarların sessizliğinden korkuyorum. Odaların ise konuşmasından bıktım." diyor. Bu duyguyu yaşamış biri olarak çok iyi anlıyorum, çoğumuzda buna yakın duygular yaşamışızdır. "İki taraftan üzerime duvarlar yürüyor sanki" demiş yazar oysa benim üzerime dört taraftan yürüdü o duvarlar... Maalesef de o odalar hiç susmazlar. Aynı "her kafadan bir ses çıkıyor." gibi her odadan bir ses çıkar.
İç hesaplaşmalar, içindeki ben ile konuşmalar, her sorunun yaşananların açtığı yaralar oda olmuş, konuşuyor. Bu konuşmalarda sorduğu sorular aslında bireysel değil, toplumsal; toplumda yaşananlar ile ilgili; çevresinde gördüklerinin duygusal dünyasına yansıması, gönlünde yarattığı duygu fırtınasını iç sesiyle sohbete dönüştürerek okura aktarıyor.
Kirlenme korkusundan ölümsüzlüğe, aldat(ıl)maktan sevgiye, yalnızlıktan dürüstlüğe, zenginlikten ayrılığa, umuttan mutluluğa, sabırdan vefaya gördüklerini, yaşadıklarını, hissettiklerini aktarmış.
Bence bu kitabı kitaplığınıza koymayın; başucunuza, çantanıza, sehpa üzerine koyun, yani elinizin altında olsun. Sıkıldığınızda, metroda, otobüste, çay- kahve molasında kısa bir şeyler okumak istediğinizde, alın elinize rastgele bir sayfa açın ve şansınıza çıkan bölümü okuyun.
118 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Konuşan Odalar...
Öncelikle konuşan odalar mıydı yazar mıydı yoksa ben miydim bunun cevabını bulmam gerekir ki bir deneme kitabında ancak bu denli kendimi bulabilirdim sanırım. Herkes kendi dünyasında yaşarken belki de bazı yollardan birlikte geçiyoruz da farkında değiliz. Bu kitap ile yazarın düşünce dünyasından çok kendi dünyama el salladım diyebilirim. Yaşama, insana, ruh dünyasına kısaca her şeye ithafen yazılmış okuduğum en güzel deneme kitaplarından biriydi. Belki de bazı yönlerden tekti benim için.
Altını çizdiğim o kadar cümle oldu ki hepsi ayrı bir anlam, hepsi ayrı bir değer taşıyor benim için. Her başlıkta farklı bir duyguya, farklı bir düşünceye götürüyor insanı.
Bu kitap ile deneme türlerine olan bakış açım oldukça iyi yönde değişti. Öyle ki bir kalem ancak bu kadar güzel kendiyle konuşabilir, kendi ruhunu dinleyebilir. Yani bir yazarın gerçekten yaşanmışlık, dibine kadar hissedilmişliği kokan satırlarıyla tanışmak benim için büyük bir zevkti. Belki de siz de benim gibi aslında kendiniz ile konuşacaksınız bu kitapla. Kesinlikle herkese tavsiye ederim.
118 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Zaman zaman , her zaman sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk katmak, biraz ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için, bir çare de kitaplara sarılmaktır. Bunun için bir fırsatta Murat Güçlü vermiş bizlere, Konuşan Odalar'a kulak vermek gerek. Çünkü içinde ya da dışında biryerde bulabilirsiniz kendinizi...
118 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Murat Güçlü' nün ikinci kitabı bir deneme kitabı hayatında geçenleri bazen gececekleri bazende şimdiyi yazmış. Kısa yazılardan oluşan kitap her bir denemede başka yere veya zamana götürüyor kendinizi . .
Kitabın başlığında dediği gibi "İçimde her insan yaştan insan var ama ben hangisiyim bilmiyorum". .
İnşaat mühendisi olan yazarımız iş dünyasının sıkıcılığından dolayı kendini edebiyata vermiş. Bir hayali varmış Oğuz Atay'ın bıraktığı yerden devam etmek istiyor. Ilk romanı Kırmızı Bisiklet ile başladığı bu yolda ikinci kitabı Konuşan Odalar ile edebiyata devam ediyor. Kendini internette @7nci.murad adı tanıtan yazarımız hayallerine kavuşur. .
217 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Gidenler, geride koca bir enkaz bırakırlar. Aldığın her darbeyle yıkıldım sanırsın. Yıkılmamışsın, yuvarlanmışsındır. Yuvarlanmaya devam edersin. Her seferinde öldüm sanırsın ama ölmemişsindir. Sadece yaran kanıyordur. Merhemi giden de ararsın, kabuk tutmasına yardım edeni görmezsin. Sonra yaran kabuk tutar ve yaşadığını yeniden hissedersin.
Hayat ya, işte ne zaman meydan okuyacağı belli olmuyor. İşte orada senin sınavın başlıyor. Yarayı açıp giden mi, yoksa yaranın kabuk tutmasına yardım eden mi? Ya gitmeler de masumsa? ( Arka kapaktan)
Ön sözü okurken çevresindekilerin tavrı dikkatimi çekti; hep bir engelleme olayı var. Sadece yazma konusunda değil, her konuda bu engelleme. Karşı taraf ( danıştığınız ya da paylaşımda bulunduğunuz kişiler), sizi kısıtlıyor, olumsuz tarafa çekiyor: Yapma- Yapamazsın- Olmaz- Batarsın... Neden arkadaşım? Yapamazsam bile denerim(hiç değilse içimde acaba kalmaz).
Kitabı okurken önce olayların süresini kestiremedim, sonra Sadık kendi kendine düşünürken süreyi söyledi; ben şaşırdım. Tüm bunlar bu kadar kısa sürede mi oldu diye. Sonra aklıma geçenlerde okuduğum bir şiir geldi:
ÖYLESİNE
Öylesine başladı aşkımız
Umulmadık bir akşamda.
Ve öylesine bitti sevdamız
O akşamın sabahında.
Ankara – Ocak 1995
HAZAN GÜNEŞİ / Kürşat Okuyucu

Ve sosyal medyada çok konuşulan (içeriği tam hatırlamıyorum yaklaşık şöyleydi): Sabah merhaba, akşam sevgili; ertesi sabah elveda hızında ilişkiler. Evet teknoloji çağındayız, her şey ışık hızından da hızlı ilerliyor. Ama bu insanları harcamayı, ilişkileri tüketmeyi, karşımızdakini saymamayı, duyguları önemsememeyi, empati yapmamayı mı gerektiriyor? Hızlı tüketen (üretmeden)bir toplum olduk, bu hız ve kaos içinde maddi değerleri tüketirken manevi değerleri de tükettik. Maddi varlıklar, eşyalar yerine konulabilir ama ya manevi değerler, tekrar yerine konulabilir mi?
Bir bölümde:"Gidenler, geride koca bir enkaz bırakırlar. Aldığın her darbeyle yıkıldım sanırsın. Yıkılmamışsın, yuvarlanmışsındır. Her seferinde öldüm sanırsın ama ölmemişsindir. Sadece yaran kanıyordur. Merhemi gidende arasın, kabuk tutmasına yardım edeni görmezsin. Sonra yaran kabuk tutar ve yaşadığını yeniden hissedersin. Yarayı açıp giden mi, yoksa yaranın kabuk tutmasına yardım eden mi?" sorusu bana daha önce izlediğim; Selvi Boylum Al Yazmalım, Atıf Yılmaz tarafından yönetilen, baş rollerinde Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın oynadığı, 1977 tarihli filmi hatırlattı. Ve filmden replikler: "Sevgi neydi? Sevgi sahip çıkan dost , sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti, sevgi emekti…"
"Kırmızı Bisikletim" kendinizden, yaşadıklarınızdan, gördüklerinizden bir şeyler bulacağınız bir roman. Ben çocukken bisikletim vardı ama olmayanların özlemini anlıyorum, bisiklet maceralarımı hatırlattı; zaten olaylar benim memlekette geçiyor ( Kadıköy)( ) başka söze gerek yok. ()
118 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kurgu, düzen ve derinlik açısından tadına doyum olmaz bir hal almış. Yazarımızın ikinci kitabı olan Konuşan Odalar'ı okumanızı tavsiye ediyorum. Kalemi hiç susmasın...
118 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Birbiriyle bağlantılı, roman tadında, birbirinden kuvvetli aforizmalardan oluşan bu denemeyi severek okudum. Yazarın kalemine bereket, baş ucu kitaplarıma ekledim. Şimdiden iyi okumalar :))
118 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitaplığımın ilk imzalı kitabı... Okumak için geç kaldığımı düşündüğüm ama aslında her şeyin vaktini beklediğini gösteren bir kitap. Hepimizin hayatında karşılaştığı yorgunluklar, yüreğinden geçen cümleler.. Yazar yüreğimizin sesi olmuş, hislerimizi kaleme dökmüş gibi.. Bi yerlerde hislerimizi yaşayan var ya da aslında yazarın hisleri bizim tercümanımız olmuş. Tek beğenemediğim nokta "Başkanım" kelimeleri oldu burda yazar kendi içindeki sesle konuşuyor; insanın içinde olan iki sesten birine verilen bir ad. Belki kendinle konuşurken bu daha iyi geliyordur ama bana kitabın akıcılığını bozuyor gibi geldi. Gerisi benim için güzel bir keyif oldu..
Ve ben susuyorum kitap kalbimin sesi oluyor... Murat Güçlü

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Güçlü
Unvan:
Yazar
Doğum:
Iğdır, 1992
İnşaat mühendisi, Kırmızı Bisikletim romanı ve Konuşan Odalar deneme kitabının yazarı..

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.