Murat Gülen

Murat Gülen

Yazar
7.5/10
94 Kişi
·
286
Okunma
·
22
Beğeni
·
1.644
Gösterim
Adı:
Murat Gülen
Unvan:
Türk Yazar
Sanatın soluk almamızda en az oksijen kadar gerekli olduğunu fark eden yazar, her zaman yeni şeyler öğrenmenin peşinde koştu. Bu inanç doğrultusunda çeşitli üniversitelerin biyoloji ve felsefe bölümlerini bitirdi. Müziğe olan merakından ötürü piyano, gitar, bağlama başta olmak üzere birçok enstrümanla bağ kurdu.

Arthur Schopenhauer, Michel Foucault, Jean-Paul Sartre, Franz Kafka gibi varoluşçu yazarların etkisiyle yazmaya başladı. Belirli dönemlerde tiyatro oyunları yazıp yönetti.

Yaşamının kırılma anlarında varlığın kendine yabancılaştığını görerek hiçliği anlatmak için 2015 yılının mayıs ayında ''Bir Demlik Düş'' isimli kitabını yayınladı. Duygularını daima kaybedenlerin yanında konumlandırdı.

İnsanlara bir şey kazandırmayan, giderek yozlaşan ve bayağılaşan edebiyat kültürüne tepkisini, yeni bir üslup üreterek geliştirdi. Edebiyat sayesinde hayatımızdaki kötü insanlardan hesap sorduğunu düşündüğü için yazı yazarken kalemlerin uçlarını defalarca kırdığı söylendi. Türkiye'de değişik türdeki fanzin ve dergilerin yayın yönetmenliğini üstlendi.

Hollanda, Almanya, Belçika olmak üzere öyküleri Avrupa'da çeşitli dillere çevrildi. Aklında her zaman Oğuz Atay'ın sitemi mevcuttu: "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen nerdesin acaba?"

Kafamdaki Fillerin Hepsi Mavi, yazarın ikinci kitabıdır.
Ne güzel ifade etmişti Yaşar Kemal “insan , düşleri öldüğü gün ölür” diyerek haklıydı.Belki de düşsel ölümlerdi bizi yavaş yavaş fiziki ölüme götüren.
"Insan anlatamadığı her şeyin kölesidir.Bu yüzden Sait Faik yalnızlığının,Peyami Safa deliliğinin,Nazım Hikmet sevdalarının,Oguz Atay düslerinin,Yusuf Atılgan endişelerinin,Sabahattin Ali merhametinin,Didem Madak hislerinin,Cahit Sıtkı yaşama arzusunun ,Atilla Ilhanışığının,Turgut Uyar gökyüzünün,Cemal Süreya ise kuşların kölesi olmuştur.Hayat ,duvarları anlatamadıklarımızla örülü tımarhanenin penceresinden dünyayı seyredişimizdir."
192 syf.
·5 günde·9/10
Daha doğrusu okuyalı aylar geçti ancak kitabı içselleştirmem zaman aldı ve incelemek için yeni fırsat buldum.
Sihirli bir kalemim olsaydı belki o zaman bu kitabı size hakkıyla anlatabilirdim, benimki naçizane..

Toplum dayatmalarından, insan ön yargılarından ve özgürlüğe olan inançsızlığımızdan bahseden dizelerle buluştum. Her satırda bilgisizliğime, eksikliğime olan utancımdan ufaldıkça ufaldım. Yer yer çaresizlikle burkulan içim yer yer umutlar doldu. Altını çizdiğim paragrafların ardı arkası kesilmediği gibi aldığım notlara, daldığım düşüncelere ben bile hayret ettim. Bir günde okurum diye düşünürken her sayfasını ayrı hazmetmem gerektiği gerçeğiyle yüzleştim. İçeriği hakkında bilgi vermek isterdim lakin romanın işlediği kurgu verdiği yüzlerce sosyal mesajın gölgesinde kalıyor. Çünkü her bireyin kendine ders çıkarabileceği nitelikte bir eserle karşı karşıyayız.

Mesela alnıma dövme yaptırmak istedim bu alıntıyı.
“‘Kar gibi bembeyazdım.’ dedi kadın. ‘Kilometrelerce yol alıp kendi gökyüzümde, insan bildiklerimin arasına düştüm. Düşlerimin üzerine basıldı dostum, bulanıklaştım, eridim, tükendim.’”

Okurken kurgunun içinde sürüklenirken çoğu yerde insanın karın doyurmak, barınmak gibi ihtiyaçlar için çırpınırken hayatta köle durumuna geldiği, istediklerini yapamadığı sadece istenilenleri yetersizlik duygusu içinde yapmaya çalıştığını hissettim. Hep bir şeyler için çabalamak ve sonuç aynı yerde dönüp durmak.

"
“Ama abi o bir orospu değil mi?” diye sordu. Taylan yine güldü. “Yahu Galip, ne farkın var ondan, soruyorum sana? Bak onun da müdürü, patronu, iş verip aldığı, bedenini kiraladığı birileri var. Senin de bir müdürün, bir patronun, ayrıca onlara bedeninin her yerini kiralattığın bir işin var! Tıpkı senin gibi milyonlarca insan böyle. Kendilerine orospu dense küfür sayacak milyonlarca insan, sistemin orospusu olup bundan zevk alıyor. O da para ile doyuyor, sen de para ile doyuyorsun. Ne yani birkaç deliğini kullandırtmıyorsun diye mi onun statüsünde olmuyorsun? O da senin yaptıklarını yapmıyor.”
"

Okuduğunuz üzere toplumun aksaklıklarını, sistemin kölesi haline gelmemizi sürekli eleştiriyor.

“Karadeniz'in güzelim akarsularını, çiçeklerini kurutup metropollerdeki kafelerin kenarlarına yapay akarsular, çiçekler yaptık. Neşet Ertaş'ın kurban olduğu Zahide'yi unutup popüler kültürün anlamsızlıkları üzerine yapay duygular kurduk. Eski kitapların kokusundaki sonsuzluğa burun tıkayıp ,yeni kitapların çilek kokusunda yapay edebiyatı bulduk. Sosyal medyada, insanın istediği kişiliğe büründüğü yapay akla dadandık. Estetik ile yapay vücudu, kıyafetler ile yapay sınıfı keşfettik. Meyvenin, sebzenin, paranın hep yapayını ürettik. Şimdi tüm bu yapay dünyada, yapay olmayan insanı lütfen kimse düşlemesin.”

Tabi bu eleştirilerden insanoğlu da nasibini alıyor..

"Farkında mısınız bilmem ama insan nüfusu arttıkça, insan nesli tükeniyor. Dünya’yı insan değil, insansızlık ağırlaştırıyor."

"İlk insanın cennet ağacındaki elmayı koparışından, son insanın sevdiğini üzüşüne kadar; insan cennet bildiği her yeri talan ederdi."

"Ona göre “z” harfi hayatta belirli noktalar belirleyip o noktalara düzgünce giden insanın harfiydi, “ş” harfi ise çıkarlarla dolu bir yolu kıvıra kıvıra geçen bir insanı anlatıyordu. Belki de bu yüzden doğru yolda yürüyen insan herşeye rağmen yalnı”z” , türlü yollar deneyerek belirli noktalara varmaya çalışan insanları da yanlı”ş” olarak değerlendiriyordu. "

Bunlar gibi birçok eleştirisine rağmen okuyuculara umut aşılmayı asla bırakmıyor.

“Bir odadaki pisliği temizlemek için süpürge gerekir, bir elbisedeki pisliği temizlemek için deterjan, bir tabaktaki pisliği temizlemek için su gerekir, bir yoldaki pisliği temizlemek için makine. Ne süpürge ne deterjan ne su ne makine. Bir kağıt, bir kalem, bir de düşlerimle dünyadaki bütün pislikleri temizleyebilirim.”

"
"Öğretmenim ben ise hiç dilek tutmayacağımız bir dünya isterdim."
.
.
Hiç dilek dilemeye gerek duymayacağımız, kinden ve hırstan arınmış bir dünya, ne güzel bir dünyaydı.
"

Kitap akıcı, merak duygusuyla sayfaları hemen çeviriveriyorsunuz. Altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki, -incelemeden de anladığınız üzere- tabi alıntılamaya kıyamadım, kendime sakladığım bir çok paragraf hala var.

Yazar devrik cümleler kullanması konusunda çok eleştiri almış ancak benim hoşuma gitti, çünkü ben pek kurallı cümle kuramayan o devrik cümle insanıyım.
Örnek
“Sevgi, merdiven temizlikçisiydi. Sildiği her basamağın insanları daha da temiz yollarla yukarı çıkarttığını biliyordu, insanların çıktığı her temiz basamak için yoksulları kullandıklarını da.”

Sizce de toplumsal eleştirisini bu devrik cümlesiyle çok güzel anlatmamış mı?
.
.
.
Hayat dipsiz bir kuyudur, doğduğunuz an da düşmeye başlar ve büyüdükçe boşluğa düşeriz. Kitap ben bir bilinmeyenim diyen, uçurum tepesinde eskiden evinin bulunduğu yere bilinmeyen tepe adını vermiş bir ihtiyar anlatıcımız ile başlıyor. Özellikle yazar, kitaptaki karakterlerin adını öyle özenle seçmiş ki duyguyu en derinden hissetmeniz için..

Sevgi ve Barış bir arada olmayı en çok hak eden iki kavram, iki insan, iki yürek.
Biri fakir bir ailenin kızı, diğeri inşaat işçisi genç bir adam. İlk görüşte aşık oluyorlar birbirlerine ve tüm zorluklara rağmen hayatlarını birleştiriyorlar. Fakat evlenince de bırakmıyor dertler peşlerini. Geçim sıkıntısı, aile, komşular.. derken çocukları Galip, güneş gibi doğuyor hayatlarına. Tüm dertlerin geçeceğini artık hayatlarının daha güzel bir hal alacağını düşünüyorlar fakat öyle olmuyor.

“Aşk, kendini kaybetmek değil, kendini keşfetmek ve her keşifte olduğu gibi, geri dönüş yolu düşünmemekti.”

“Evren, Tanrı’nın lunaparkı olmalı.”
“Yıldızlar, Tanrı’nın misketleri.”
“Dünya, Tanrı’nın karamsarlığı olmalı.”
“İnsan, Tanrı’nın yarası.”
.
.
“Aşk, Tanrı’nın merhameti.”


Hayata 1-0 yenik başlayan insanların bilinmeyenden hiçliğe yolculuğu, daha doğrusu herkesi bildiği ama kayıtsız kalmayı seçtiği yaşamlar.. Herkesin kendinden veya çevresinden bir şeyler bulabileceği ya gerçekten de böyle diyeceği psikoloji ve metafizikle yoğrulmuş bir hikayeydi..

Kitabın adı neden bu diye okumadan önce çok sorgulamıştım ama bence bir kitap adı bu kadar mükemmel olabilirdi. Çünkü kitabı okurken ve bıraktığımda aklımda bir sürü soru oluştu. Bu sorular birer fil olsalar hepsi mavi mi olurdu acaba diye düşündüm.

Ve son olarak.. Gerçek filleri maviye boyamak sizler için ütopik bir fikir olsa da zihninizdekileri boyayarak başlayabilirsiniz. Umudun rengi olan mavi ile güzel yarınlara yelken açmanız dileğiyle..

Edit.İncelemem bile devrik olmuş.
240 syf.
Kitabı alırken bu denli trajik bir hikaye olacağını tahmin etmemiştim doğrusu. Her sayfada altını çizdiğim bir sürü satırla karşılaştım. Edebiyatı bir kez daha sevmeme sebep oldu. Konuları ele alırken yazar sizi ordan oraya savuruyor. En nihayetinde özgürlüğün,esaretin,köleliğin,efendiliğin,aşkın,dostluğun ne demek olduğunu sert yüzüyle bir kez daha suratıma çarptı bu eser. Okurken hem sevindim,hem üzüldüm. Sevgili Murat Gülen’in emeğine sağlık
192 syf.
·9/10
Kendini bu çağın uzağında konumlandıran insanların gizlice buluştuğu bir yer olmalıydı. demiş Murat Gülen
Bence o yer tam da burası
"okunası kitaplar" belki aynı anda durup düşündüğümüz sayfaları ya da her birimize farklı anlamlar ifade eden satırları...

Gizlice buluştuğumuz yer kitaplar olmalıydı...
192 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sevgi ve Barış birbirini çok seven, yoksulluk ve toplum baskısına rağmen ayakta kalmaya çalışan iki insan ..Umutları tükenmişken yıllar sonra gelen bir bebekle (Galip) herşeyin daha farklı olucaklarını düşünürler. Fakat yoksulluk yakalarını hiçbir zaman bırakmaz. Barış’ın özgürlük tutkusu onu bir gece herşeyi bırakıp gitmesine neden olur. Bu yüzden deliren Sevgi de hastaneye yatırırken Galip bu hayat savaşında tek başına kalır. Galip’in gördüğü rüyalar, ruh eşi olduğunu sandığı Nesrinle yaşadıkları , onu ölüme yaklaştıran düşünceleri .. Olaylar ise bundan sonra mistik bir havaya bürünüyor ..
240 syf.
·Beğendi
Duygularını daima kaybedenlerin yanında konumlandıran yazarımız “Kafamdaki Fillerin Hepsi Mavi” adlı kitabında hayatımızdaki kötü insanlarla bir nevi hesaplaşma yapıyor.
Yozlaşan edebiyat kültürüne tepkisini farklı bir türde yazdığı bu kitabında görebiliyoruz.
Kafamdaki Fillerin Hepsi Mavi …. Kaybolan hayatlardan kendini bulmaya, bağlamadan gitara, Aşık Veysel’den Nazım’a uzanan bağdaştırmaları ustalıkla kaleme almış yazarımız. Devamini guzel bir muzik esliginde okumak için link bırakıyorum.

https://www.biriktirdiklerim.com/...erin-hepsi-mavi/amp/
Bayan_ Kitap
Bayan_ Kitap Elma Şekerleriyle Yürüdüm Acıların Üstüne'yi inceledi.
136 syf.
·7/10
İnsanın yolu cesareti kadardır.
demiş Murat Gülen
Ama bence insanın yolu çaresizliği kadardır.
Cesaret güzel, çaresizlik çirkindir
yani güzelliklerle çıktın o yolda çirkinlikler çıkar karşına çamur olur ayaklarının altına,
siler temizler yine devam edersin yoluna,
ama yine kirlenir ayakların, yine, ve yine,
belki pes etmezsin ama o çamurlu yolda da ilerleyemezsin...

"Bu hayatta çaresiz kalmamış insanlar o yolları hep cesareti kadar zanneder"
240 syf.
·8/10
Murat Gülen-Kafamdaki Fillerin Hepsi Mavi


#alıntı
“Yaşlı bir ağaç gibiydik nitekim. Dallarımıza kuşlar konarken, köklerimizi solucanlar kemiriyordu.”


“İnsanın yaşadığı dünyaya ayak uydurduğunun en net göstergesi, insanın da tıpkı dünya gibi, karanlık yüzünü aydınlık yüzünden saklar biçimde ikiyüzlü oluşuydu.”


“Bir odadaki pisliği temizlemek için süpürge gerekir, bir elbisedeki pisliği temizlemek için deterjan, bir tabaktaki pisliği temizlemek için su gerekir, bir yoldaki pisliği temizlemek için makine. Ne süpürge, ne deterjan ne su ne de makine. Bir kağıt, bir kalem ve bir de düşlerimle dünyadaki bütün pislikleri temizleyebilirim.”



Hepimiz özgürlük düşkünü varlıklarız. İnsanlar, kuşlar.. Peki hangimiz gerçekten özgürüz ? Bir insana aşık olmamız, çalıştığımız iş, yaşadığımız hayat.. Aslında hepsi kölelik. Galip tüm bunların dışında kalan gerçek özgürlüğü aradı hayatı boyunca. Yaşadığı dünyada bunu bulamayınca da kendi düş dünyasında aradı. Buldu mu ? Belki. Aşkı buldu ama hem de hiç beklemediği bir yerde ve beklemediği bir kadında.(!) Özgürlüğü de kuşlarda buldu bir zaman. Tüm bunlar olurken düş dünyası onunla her daim konuşmaya devam etti.En çokta özgürlüğe yaklaştığı anlarda sürdürdü konuşmasını. Galip kendi bildiği ve doğru bulduğu şekilde yaşadı hayatını. Kitaplarla, işiyle ve aşkıyla.. Sonunda ulaştığı yer ise kimine göre cennet kimine göre cehennem..



Kitabın özellikle sorgulatan kısımlarını çok beğendim. Düşlerle gerçeklerin harmanlanması ayrı bir anlam katmış kitaba. Bağımsız gibi görünen olayların aslında birbirinin tamamlayıcısı olması şaşırttı bazı yerlerde. Ve en sonunda merak ettiğim her sorunun cevabını bulmak kitaptan beklentilerimi tam olarak karşıladı, doyuma ulaştırdı. Kesinlikle okumalısınız. Kitaptaki herkesin size bir şeyler katacağına eminim. Keyifli okumalar ️
Tuğba
Tuğba Elma Şekerleriyle Yürüdüm Acıların Üstüne'yi inceledi.
136 syf.
·3 günde·8/10
Bu kitabı bence Murat kendine yazmış.
Kendiyle yüzleşme kitabıydı bana göre ki, bir insanın en zor
anı nedir deseler, kendiyle yüzleşmesidir diyebilirim.
Birine yalan söylemek, mutluy-muş gibi yapıp, -miş gibi yaşamak
her zaman tercih edilen zaman dilimidir.
Ama gerçekler hiçte öyle değildir.
Üzülmedim ki, yada sevmedim ki demek hep kolaydır.
En büyük sınavlardan biridir kendine dürüst olabilmek.
Kendi iç dünyan da kendinle konuşup, barışabilmek.
Kitabın inceliğine bakmadan, içinden oldukça yeri çiziktirdim.
İnanılmaz aforizmalar, güzel kendini bulacağınız sözler yazmış yazar.
Roman desem hafif, deneme desem ağır, kişisine ve algınıza göre değişebilen
kişisel gelişim desem iddalı, ama kesinlikle kendinizden bişiler bulacağınız
çok güzel bir kitap olmuş.
Kitabın güncel olmasına çok sevindim ayrıca.
Tüm dünyanın genel sorunu olan bir çok detaya değinmiş.
Kadınlar, çocuklar ve olmaması gereken şeyler.
Ben oldukça sevdim ve tavsiye edebilirim gönül rahatlığı ile.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Barış ve Sevgi bir kitap sayesinde bir araya gelip tanıştılar. Ama hayat onları aslında daha önce bir araya getirmek için hazırlıklara başlamıştı. Uzun yıllar evli kaldılar bir çok zorluk yaşadıklar. Bir evlat sahibi olmak istediler. Ve sonunda oldu Galip dünyaya geldi çok akıllı ve başarılı bir çocuk oldu. Ama baba kısa süre sonra evi terk etti. Annesinide hastaneye yatırdı . Asıl olaylar bundan sonra başladı. Kitabı çok merak edip aldım gerçekten de okunması gereken bir kitap imiş. Tavsiye ederim.
216 syf.
·7 günde·2/10
Cok guzel konulara değiniyor ama bir birine bağlanamıyor bu sebeple kitapta kalmakta çok zorlandım okurken. Sanki yazar tüm gecmis büyük yazarların derlemesini yapmış gibi neyse hikayesi ise ; özgürlük, demokrasi ve hayaller anlasilmasi zor olan kendimizi dinlemek için pasaj pasaj bölünerek okunmalı bir butun olarak yorucu ve fazla "ozenilmis" geldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Gülen
Unvan:
Türk Yazar
Sanatın soluk almamızda en az oksijen kadar gerekli olduğunu fark eden yazar, her zaman yeni şeyler öğrenmenin peşinde koştu. Bu inanç doğrultusunda çeşitli üniversitelerin biyoloji ve felsefe bölümlerini bitirdi. Müziğe olan merakından ötürü piyano, gitar, bağlama başta olmak üzere birçok enstrümanla bağ kurdu.

Arthur Schopenhauer, Michel Foucault, Jean-Paul Sartre, Franz Kafka gibi varoluşçu yazarların etkisiyle yazmaya başladı. Belirli dönemlerde tiyatro oyunları yazıp yönetti.

Yaşamının kırılma anlarında varlığın kendine yabancılaştığını görerek hiçliği anlatmak için 2015 yılının mayıs ayında ''Bir Demlik Düş'' isimli kitabını yayınladı. Duygularını daima kaybedenlerin yanında konumlandırdı.

İnsanlara bir şey kazandırmayan, giderek yozlaşan ve bayağılaşan edebiyat kültürüne tepkisini, yeni bir üslup üreterek geliştirdi. Edebiyat sayesinde hayatımızdaki kötü insanlardan hesap sorduğunu düşündüğü için yazı yazarken kalemlerin uçlarını defalarca kırdığı söylendi. Türkiye'de değişik türdeki fanzin ve dergilerin yayın yönetmenliğini üstlendi.

Hollanda, Almanya, Belçika olmak üzere öyküleri Avrupa'da çeşitli dillere çevrildi. Aklında her zaman Oğuz Atay'ın sitemi mevcuttu: "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen nerdesin acaba?"

Kafamdaki Fillerin Hepsi Mavi, yazarın ikinci kitabıdır.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 286 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 125 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.