Murat Sevinç

Murat Sevinç

YazarÇizer
8.1/10
22 Kişi
·
71
Okunma
·
10
Beğeni
·
432
Gösterim
Adı:
Murat Sevinç
Unvan:
SBF Anayasa Kürsüsü öğretim üyesi.
Doğum:
İstanbul, 1970
1970’te İstanbul’da doğdu. 1988’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Yüksek lisans yaparken, 1995 Aralık ayı sonunda Anayasa Kürsüsü asistanı oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı fakültede, siyaset bilimi alanında yaptı. Halen SBF Anayasa Kürsüsü öğretim üyesi.
Türkiye'nin zor yıllarıydı, hem ekonomik hem siyasi açıdan. Gerçi, Türkiyenin zor olmayan yılı oldu mu, hatırlamıyorum!
Murat Sevinç
Sayfa 16 - april yayınları
Londra'da dokuz ayrı lokantada çalıştım. Biri Türk, diğer sekizi yabancı mutfaklardı. Yalnızca iki lokantada akıl almaz bir biçimde, emeğinin karşılığını olan bahsisler garsonlara verilmiyordu. Türk lokantası ve patronu Mısırlı olan Fransız lokantası. Anlayacağınız 'dinde' güncelleme yapılır mı yapılmaz mi bilemem ancak 'dindarda' bir güncelleme yapılması hiç fena olmaz!
Murat Sevinç
Sayfa 40 - April Yayıncılık
Keşke bir müzik aletini çok iyi çalabilseydim. Yazık ki, İstanbul'da tamamladığım ilk orta ve lise eğitimi, bana okuma yazma dışında bir şey kazandırmadı. Hiçbir şey. Ne öğrendiysem, ablamlar sayesinde tiyatro,sinemaya giderek ve bir yaştan sonra okuyarak,şehir yollarını arşınlayarak öğrendim. Yıllarca o okullara gideceğime,okuma yazmayı dışarıda öğrenip bir de örneğin piyano ya da saz çalabilseydim ,çok daha mutlu bir insan olabilirdim. Yedi yaşım ile üniversite arasındaki eğitim yaşamım, zaman kaybından başka bir şey değil.
Daha önce de yazdım malum ,dilin parçası sayılır, 'lütfen' ve 'teşekkür.' Hani diyorlar ya,Türkler Avrupa'ya tuvalet ve hijyen öğretti filan fıstık ;keşke onlar da bize biraz 'lütfen' demeyi, 'teşekkür etmeyi' öğretseymiş.Türkiye'de ortalama müşterinin garsonlara davranışı, bana kalırsa insan onuruna aykırıdır. Bizim son derece 'zarif' ortalama, yaşamının hiç bir alanında 'eşitlik' düşüncesiyle ilişki kurmadığı için, doğal olarak garsonların da insan, zarif davranılması gereken 'yurttaş' olduğu gerçeğinin farkında değildir. Garsonlara teşekkür edilmediği için, demokrasi de olunamıyor. Nasıl analiz ama!
Tabii 'sen' meselesine hiç girmiyorum. 'sen' kim oluyorsun ki bana ' sen ' diyorsun?! Ama memlekette herkes herkese 'sen' deme eğiliminde olduğu için , böylesi hadsizliklere ister istemez alışıp katlanıyorsunuz.
“Türkiye’nin zor yıllarıydı; hem siyasi hem ekonomik açılardan. Gerçi, Türkiye’nin zor olmayan bir yılı oldu mu, hatırlamıyorum!”
104 syf.
·4 günde
Murat Sevinç'i ve kitabını geçen yıl Tüyap kitap fuarında tanımıştım, yeni okumak nasip oldu, çok geç mi, aslında değil demeyi isterim ama keşke yazarın bu tecrübelerini üniversite son yıllarımda yazmış olsaydı da veya yazdıysa da ben farkedip okumuş olsaydım, bişeyler belki bir miktar değişirdi.
Editörlüğünü Murat Menteş in yaptığı kitap, yazarın üniversiteden mezun olunca gittiği yurt dışı maceralarını, çektiği zorlukları ve kitabın isminden de anlaşılacağı üzere garsonluk anılarını topladığı bir kitap. Ufuk açıcı olabilir, ayrıca mizahi bir dille anlatmış olması okurken neşelendirdi, kitaptan sonra köşe yazılarında daha çok uğrayacağım.
104 syf.
·3 günde·10/10
Bir anayasa hocasının, 25 yıl evvel dil eğitimi için gittiği Londra'daki garsonluk macerasından günümüz Türkiye'sine uzanan insani, siyasal ve biraz da oryantalist bir kitap.

*Otobiyografik olması yönüyle ilgimi çekti. Özellikle Ünsal Ünlü sayesinde keşfetmiş olmam kitabın başka bir cazibe noktası oldu.

*25 yıl evvel bir "bilinmez" olan yurtdışı dil eğitimi için birkaç büyük badire atlattıktan sonra garson olarak giden, döndüktan sonra "yabancı dil öğrenen fakir ama gururlu asistan" unvanını taşıyıp da akademisyen olmuş bir insanın otobiyografisi olması da üçüncü etken.

*Kitabın oryantalizmi realizmle başarılı şekilde örtüşüyor. Aralarda, olması gereken ülke yönetim şekline dair incelikleri şuradan alıyoruz: Bir müşterinin yemek için gittiği restoranda garsona davranış şekli.
Bu açık sembolizm, "önemsemediğimiz" o garsonlara davranışlarımızın dünya görüşümüzden, dinimizden ve tabii ki egomuzdan beslendiğini; bazen bizi canavarlaştırdığını, bazen de melekleştirdiğini gösteriyor.

*Kitap, bir internet gazetesi için yazılmış yazılardan derlenen "çitlembik" bir anlatı olmuş. Etkileyiciliğini, şikayetlendiğimiz ama değiştirmekten imtina ettiğimiz kavramlarla sağlıyor.

Velhasıl-ı kelam; her kim olursa olsun, bir hatır sormakla eksilmiyoruz. Yurtdışına gidenleri de gitmeyenleri de eleştirmek yerine anlamaya çalışın. Ayrıca ülkede değişmesi gereken "tonlarca" şey var ve bunların başında neyin geldiğini pek çoğumuz biliyoruz.

Okuru bol olsun :)
104 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
“Şubat 2017’de, bir gece ansızın, akademiden atıldı. Ankara’yı çok sevdi. Mecburen İstanbul’a döndü. Ellisine merdiven dayamışken, umulmadık bir biçimde garsonluk hikayelerini kitap haline getirdi. Yaşamın sürprizlerini sevdi. “ Biz öğrencileri de onu.
.
Mülkiye’de asistanlık sınavlarında karşısına çıkacak İngilizce engelini aşmak için İngiltere’ye giden, orada garsonluğa başlayan ve bunu bin bir zorlukla yapan bir gencin anılarını anlatıyor Murat Sevinç. Kendisinin. Muzip hikayeler bunlar ama bu muzipliğin arkasında geçim zorluğu, insanların birbirine ettikleri de var. Verilen bahşişleri kendine alan patronlar, teşekkür etmeyi bilmeyenler aksine tiyatroya ilgisi olduğunu öğrenen bir garsona bilet hediye eden ünlüler..
.
Bir akademisyenden çok daha fazlasıdır Murat Sevinç. Mülkiye’nin bana kattığı en büyük değerlerdendir. Şimdi kitabını elimde tutmak bile mutluluk veriyorsa bizlerde bıraktığı izlerin derinliğindendir. İnsan değerini bilir ve bunun önemini diğer şeylerden üstün tutar. Bahsedilen o geceyi hatırlıyorum, bilgisayar ekranında gördüğüm o uzun listeyi hatırlıyorum. Ama bunları gün gelir unuturum,çünkü insan kötülükleri unutmaya meyillidir. Ama ben Murat hocanın derslerini, insanlığa dair hala (aklım çoğunlukla almasa da) var olan umudunu, vicdan vurgusunu, adaleti sadece bir kelime ile sınırlandırmamasını, sınav sorularını ve bu sınav sorularından bile hayatıma dersler edindiğimi unutmam.
Hayatlarınıza ışık katacak kişilerin de bu denli güzellikler sunmasını dilerim size. Hem de bunu bir çıkarı olmaksızın yapmasını..
.
Umarım daha pek çok eserini okuma fırsatımız olur..Anıları, hayalleri, anayasa analizleri farketmeksizin..
104 syf.
·Beğendi·9/10
Bir kitabı ilk gördüğümde kapağına ya da ismine göre değerlendirme yapmamaya özen göstersem de arada sırada istisnalar oluyor ve inanır mısınız, bu istisnalar hep kötü sonuçlanıyor. Bu kitap onlardan birisi değildi neyse ki. Açıkçası bu kadar beğeneceğimi de beklemiyordum. Samimi bir ortamda tamamen doğal haliyle sizi güldüren sıcak kanlı bir insan gibiydi. Herbir sayfasını yüzümde büyük bir tebessümle okudum, ana vatanından uzak bu adamın arada sırada hissettirdiği yalnızlığı ise gülümsememi buruklaştırdı fakat hep vardı. Ve en güzeli de bu hikayelerin herbiri gerçekten yaşanmıştı!

Hayatın içinden olmasına karşın umut da barındıran bu kitabı omuzlarındaki yüklerden bir anlık kurtulmak isteyen herkese veya kitap okuma alışkanlığını henüz kazanamamış ince kitapseverlere şiddetle öneririm. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Sevinç
Unvan:
SBF Anayasa Kürsüsü öğretim üyesi.
Doğum:
İstanbul, 1970
1970’te İstanbul’da doğdu. 1988’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Yüksek lisans yaparken, 1995 Aralık ayı sonunda Anayasa Kürsüsü asistanı oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı fakültede, siyaset bilimi alanında yaptı. Halen SBF Anayasa Kürsüsü öğretim üyesi.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 71 okur okudu.
  • 55 okur okuyacak.