Necati Demir

Necati Demir

YazarDerleyenÇevirmen
9.1/10
109 Kişi
·
297
Okunma
·
30
Beğeni
·
1.038
Gösterim
Adı:
Necati Demir
Tam adı:
Necati Demir
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
Ordu, 20 Nisan 1964
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı.

Bilimsel araştırma konusu olarak; dünya bilimine ve barışına katkısı olması sebebiyle, dünya kültürleri içinde önemli bir yeri olduğuna inandığı Türk Kültürünü incelemeyi hedeflemiştir. Bir kültürün oluşmasındaki en temel unsurun dil olduğunu göz önünde bulunduran Necati Demir, ilk araştırma ve çalışmalarını dil üzerinde yapmış, Türkçe kelimelerin kökenlerine inmiştir. Araştırmasını yaptığı kelimelerden biri de, birçok yabancı dil bilimcisinin dikkatini çeken yılkı sözcüğüdür.

Türk Kültürünün binlerce yıl; önceleri Fars ve Arap; 1850’lerden sonra Avrupa; 1950’lerden sonra ise Amerikan kültürlerinden etkilendiğini; Türk toplumunun bugün kendi kültürünü unutarak başka kültürlerin gölgesinde kaldığını Gölgede kalanın gölgesi yoktur ifadesiyle vurgulayan Necati Demir, bu büyük kültürün yeniden hatırlatılması ve canlandırılmasına katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla 1984 yılında başlattığı çalışmaya arkadaşlarını da ortak etmiş ve bir bilimsel çalışma gurubu oluşturmuştur. Bu bünyede; Türkçe olduğu kadar yabancı dillerde de yayımlar yaparak, bu kültürü tekrar uluslararası bir platforma taşımıştır.

Bir ülke kültürünün oluşmasındaki önemli etkenlerden bazıları olarak; ninnileri, çocuk oyunlarını, mânileri, masalları, fıkraları, atasözlerini, tekerlemeleri, türküleri, efsaneleri, destanları, ... örnek göstermiştir. Necati Demir, ayrıca 20 yıl boyunca alan araştırması yapmış, Türk Masalları, Türk Efsaneleri, Türk Ninnileri, Türk Manileri, Türk Atasözleri ve Türk Çocuk Oyunları’nı derleyerek Sözlü Türk Kültürü’nün en büyük arşivlerinden birini kurmuştur. Bu araştırmaların birinci ciltleri yayımlanacak duruma gelmiştir.
Onlara göre sanki, mağara bir kadınmış,
İnsana vücut veren, içi de bir karınmış

Günesin atesiyle, su ile taprak pismiş
Dokuz ay süreyle de, serin bir rüzgar esmiş,

Su, ateş, toprak, rüzgar, Dört Unsur derler buna
Bunlar temel olmuşlar ilk insan vücuduna,
152 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Ulu Han Ata Kitabı
Öncelikle böyle bir çalısmayla bizleri
aydınlattığı için Prof.Dr. Necati Demir'e tesekkür ederim.
Kitapta Türk ırkına mensup ilk kişi olan Ulu Ay Ata’nın yaradılışını anlatmaktadır. Orhun Yazıtları’ndan önce Türkçe olarak kaleme alınmıs bir eserdir. Ulu Han Ata Bitiği, İslamiyet öncesinde yazılmış olmasına rağmen İslamiyet ile çok benzer yönlerinin olması eseri ilginç kılıyor.
Kitap dört bölümden oluşuyor, birinci bölümde eserin yazıldığı coğrafya ve dönemin tarihi hakkında bilgiler verilmiş. İkinci bölümde ise eserin yazarı ve eseri Dürerü't-Tican ve Gureru Tevarihi'z -Zaman tanıtılmış olup üçüncü bölümde Ulu Han Ata Bitiği metni verilmiştir. Metnin aslı Arapça olup bu çalısmayla Türkiye Türkçesine tercümesi verilmiş. Eserin son kısmında Oğuz-name, Dede Korkut, Ulu Kara Dağ, Ulu Ay Ata, Ulu Ay Ana, Altın Han, Gümüş Han, Türk Yemini, Çocuk Arslan Hikayesi gibi Türk tarihi, kültürü ve coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir.
Kitapta yer yer tekralamalar mevcuttur. Bilgi yüklü bir çalışma olmuş. Yaratılış mitleri sevenlere tavsiyemdir..
346 syf.
Öncelikle incelemeye kitabın isminden bahsederek başlamak istiyorum,felsefi propedotik kelimesi felsefeye giriş anlamındadır.Bu kelimenin kullanılma amacı Aristotelesin "propedotik" kavramına Türkçede ki giriş kelimesinden daha kapsamlı ve daha derin bir anlam yüklemiş olmasıdır.Bu kitap felsefeye ilgisi olan ama başlamak için yeterli altyapısı olmayanların zevkle okuyabileceği bir kitap.Kitapta Felsefenin mahiyeti,menşei felsefi akımlar,felsefenin temel soruları,felsefenin temel disiplinleri,günümüz felsefesi ve konuları işlenmiştir.Bu konular hakkında başlangıç bilgisi için yeterli ölçüde bilgiler mevcut.Konular sistematik felsefe disiplinin çerçevesi ve tarihi kapsamında değil problematik bağlamda işlenmiş ve detaylı bir şekilde anlatılmamış yalnızca konu hakkında bir fikir oluşmasını sağlıyacak düzeyde.Ama başlangıç için iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.Felsefe meraklılarına tavsiye ederim.
160 syf.
·4 günde·8/10 puan
Dilimiz dünya üzerindeki en eski ve donanımlı dillerden biridir, eserde dilimiz üzerine sözcük bilgilerini anlatmış ve anlatım esnasında açık ve tamamlayıcıdır. Herhangi bi konu anlatım kitabı yerine Necati hocanın bu eseri daha özetleyici ve anlaşılırdır sadece okumak için değil sınavlara hazırlanmak içinde faydalanabilinecek bir eserdir. Okumanız dileğiyle...
zafer saraç
zafer saraç Türklüğe Adanmış Bir Ömür Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'yu inceledi.
168 syf.
·9/10 puan
Kırımoğlu'yla yapılan eşsiz bir sohbetin bu güzel numunesinde 131 soruya verilen nitelikli cevaplar var. Cevaplar Kırım tarihi ve Kırımoğlu'nun mücadelesinin önemli noktalarına parmak basıyor. Kırım mücadelesini resimlerle en güzel şekilde dillendiren Kırımoğlu'nun yaşadıkları hem ibret hem örnek almak için kafi derecede etkili.
Mehmet Y.
Mehmet Y. Türklüğe Adanmış Bir Ömür Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'yu inceledi.
168 syf.
Kırım Türklüğünün yaşayan efsanesi Mustafa Cemiloğlu'nun ve Kırım Türklerinin hayat hikayeleri bu kitapta. Halkının tabiriyle Kırımoğlu olarak anılan Mustafa Cemiloğlu'nun 1943'te başlayan ve henüz 6 aylıkken Kırım sürgünüyle devam eden, hapislerde geçen çileli hayatı...

Kendisiyle farklı tarihlerde yapılan sohbet ve söyleşilerin kitap haline getirilmesiyle ortaya çıkan bu eseri Kırım'a ilgi duyan herkese tavsiye ederim. Bu bir...

Ancak sadece bu değil. Çünkü Kırımoğlu evet bir Türk milliyetçisi lakin onun milliyetçiliği vatan sevgisi esasına dayalı, her türlü şiddet ve faşizmden uzak bir milliyetçilik. Vatanı Kırım'a kavuşmak için adanan bir ömre sahip. Bunun ötesinde evrensel standartlarda bir insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü'ne defalarca aday gösterilmiş bir barış adamı. Sovyet diktası ve Rus faşizmi altında büyük acılar çeken, küçük bir halkın susturulamayan gür sesidir Mustafa Aka...
İrfan Kılınçer
İrfan Kılınçer Türklüğe Adanmış Bir Ömür Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'yu inceledi.
168 syf.
·1 günde·10/10 puan
2021-7 Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Yaşayan Efsane , Kırım Türklerinin Çilekeş Lideri , Kırım Türklüğünün Korkusuz Savunucusu... Bir Ömür Düşünün Yarısı Kendi Doğduğu Topraklarda Yaşamak İstediği İçin Hapishanelerde Geçen, Bir Ömür Düşünün Türk'üm Türk Kalacağım Dediği İçin Doğduğu Topraklara Yıllarca Giremeyen... Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Kitapta Kendisine Yöneltilen 131 Soruya İctenlikte Cevap Veriyor. Aslında Özelliği İtibariyle Bir Biyografi Olması Gereken Kitap Mustafa Abdülcemil Kırımoğlunun Hayatının Kırım Türkleriyle Özdeşleşmesinden Dolayı Biyografi Özelliğinden Çıkıp Kırım Türklerinin Yakın Tarihini Anlatan Bir Tarih Kitabı Huvviyetine Bürünüyor... Kırım 'ı Ata Toprağı Olduğu İçin Seven İnsanlara Kırım ' ı Stratejik Öneminden Dolayı Seven Insanların Uyguladığı Asimilasyon Politikalarının Anlatıldığı Fakat Bilinçli Kırım Tatarlarının Direnişiyle Bugün Hala Kırım'da Türk Varlığının Nasıl Devam Ettiğinin Bir Göstergesi Abdülcemil Kırımoğlunun Hayat Hikayesi ...
437 syf.
·31 günde·Beğendi·10/10 puan
Dede Korkut Destanı geçmişten günümüze kadar ulaşan en güzel hediyelerden biri. Kapsamlı bir eser aradığımda karşıma çıktı ve birçok yazıttan, Oğuzname'den, iç ve dış kaynaklardan yararlanılarak hazırlanması ilgimi çekti. Hikaye anlatıcılığında başucu eserlerimizden birisi. Destanlardaki karakterler birebir gözünüzde canlanıyor ve siz de otağlarına misafir oluyor, onlarla hareket ediyorsunuz. Yazarın anlatım gücü, tasviri çok iyiydi. Sindire sindire zamana yayarak okuduğum bir eser oldu. Kitapta orjinal metinlerden de örnekler bulunmakta. Çok iyi derlenmiş bir kitap. Kütüphanenize eklemenizi tavsiye ederim. Her kitaplıkta olmalı ve okunmalı.
124 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabın isminde her ne kadar Beşikdüzü İlçesinin ismi geçse de kitap, Tokat-Arhavi arası orta ve doğu Karadeniz tarihi hakkındadır. Hoca kitapta kaynaklar ile tarihsel bilgiler vermektedir. Bölgede Malazgirt öncesi Türk yerleşimleri, Malazgirt sonrası akınlar, Çepnilerin İskanı ve kurulan beyliklerden bahsetmektedir.
Türklerin binlerce yıldır bölgede olduğunu birçok kanıt ile göstermekte, Trabzon Rum İmparatorluğunun aslında bir imparatorluk değil hatta genelde Trabzon surları içine sıkışmış bir devlet olduğunu halkının ve askerlerinin çok büyük kısmının rum olmadığını anlatmaktadır.
988 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bu kitap ağırlıklı olarak gazavatname denilebilecek hikayelerden oluşuyor. Her hikaye bağımsız olarak okunabilir. Ama hepsinin ortak yönleri var: Öncelikli olarak hepsinin baş kişisi Sarı Saltık ve hepsi de onun başta Balkanlar ve Anadolu olmak üzere muhtelif yerlerde yaptığı savaşları anlatan metinler. Sarı Saltık dışında da pek çok hikayede yer alan kişiler var. Hikayeler tahkiye tekniği açısından dönemine göre oldukça başarılı ve gerçekçi özellikler taşıyor. Bu tabiî ki bu hikayeleri derleyen Ebu'l Hayr Rumi'nin ustalığının işareti.
Metinlerin içeriğine gelecek olursak her ne kadar kahramanlık hikayeleri olarak lanse edilse de Sarı Saltık'ın bu metinlerdeki maceraları kahramanlık falan değil düpedüz eşkıyalık. Sarı Saltık'ın eylemlerimden en fazla öne çıkan tekrarlananlardan birini anlatayım. Saltık bir Hristiyan köyüne gelir, kiliseye gider kendini keşiş tanıtır, oradaki rahipleri kandırır, yeme içme faslından sonra rakipler sarhoş olur ve uykuya dalarlar, Saltık perhiz olduğunu söyleyerek şarap içmez, o yüzden sarhoş olup uyımaz, rahiplerin uykuya daldığından emin olunca hepsini uykularında kılıçtan geçirir. Şimdi bunun nesi kahramanlık? Bu anlattığım örüntü kitapta onlarca defa tekrar edilmektedir. Bir başka eylem şekli de gecenin bir vakti Hristiyan köylerini ve Kiliselerini ateşe verip kundaklamak. Sık görülen hikaye şablonların biri de düğün basıp gelini kaçırmak ve bu kaçırdığı gelinlerden bazılarına Saltık kendi el koyuyor bazılarını da adamlarına hediye ediyor yani doğrusunu söylemek gerekirse tecavüz ediyor ve tecavüz ettiriyor. Bir hikayede bir tecavüz olayı ayrıntılı olarak anlatılmış: Düğün basılmış ve gelin kaçırılır Sarı Saltık gelini adamlarından birine hediye eder fakat gelin direnir, bunun üzerine kadın bir çadıra konur adam kadına çadırda tecavüz etmek ister fakat kadın direnir ve adamı alt eder. Sarı Saltık olayı haber alınca gelir kadını bir çarmıha bağlarlar ve Saltık'ın adamı çarmıha bağlı kadına tecavüz eder.
Saltık-name kitabı tüyler ürpertici hikayelerle dolu bir metin elbette okuyalım ama buradan kahramanlık hikayeleri çıkarmak ayıptır.
437 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Dede Korkut hikayelerinin aslında Oğuzname kayıtları, Dede Korkut’un Tuğrul Sultan olduğu ve Dede Korkut hikayelerinin İslamiyetten önce olması, İslamiyet öncesi Türklerin değer verdiği iki kitaptan birinin Oğuzname diğerinin ise Uluhan Atabitiği olduğunu
Aslında Dede Korkut hikayeleri diye bir şey olmadığı Dede Korkut hikayelerinin tamamı Oğuz Name olması ....
Dede Korkut, Oğuznameleri anlatan, yaşanmış veya hikayeleştirilmiş olayları anlatan kişi. Aslında anlatılanlar Oğuz Name, anlatan Dede Korkut olduğu için Dede Korkut hikayeleri adı verilmiş. Deli Dumrul olarak bildiğimiz kişinin Tuğrul Sultan olduğunu görüyoruz. Her sayfada ayrı bir bilgi öğrendikçe daha çok okuma istediği daha çok bilme isteği derken kitabın sonuna yaklaşmışım...

Yazarın biyografisi

Adı:
Necati Demir
Tam adı:
Necati Demir
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
Ordu, 20 Nisan 1964
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı.

Bilimsel araştırma konusu olarak; dünya bilimine ve barışına katkısı olması sebebiyle, dünya kültürleri içinde önemli bir yeri olduğuna inandığı Türk Kültürünü incelemeyi hedeflemiştir. Bir kültürün oluşmasındaki en temel unsurun dil olduğunu göz önünde bulunduran Necati Demir, ilk araştırma ve çalışmalarını dil üzerinde yapmış, Türkçe kelimelerin kökenlerine inmiştir. Araştırmasını yaptığı kelimelerden biri de, birçok yabancı dil bilimcisinin dikkatini çeken yılkı sözcüğüdür.

Türk Kültürünün binlerce yıl; önceleri Fars ve Arap; 1850’lerden sonra Avrupa; 1950’lerden sonra ise Amerikan kültürlerinden etkilendiğini; Türk toplumunun bugün kendi kültürünü unutarak başka kültürlerin gölgesinde kaldığını Gölgede kalanın gölgesi yoktur ifadesiyle vurgulayan Necati Demir, bu büyük kültürün yeniden hatırlatılması ve canlandırılmasına katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla 1984 yılında başlattığı çalışmaya arkadaşlarını da ortak etmiş ve bir bilimsel çalışma gurubu oluşturmuştur. Bu bünyede; Türkçe olduğu kadar yabancı dillerde de yayımlar yaparak, bu kültürü tekrar uluslararası bir platforma taşımıştır.

Bir ülke kültürünün oluşmasındaki önemli etkenlerden bazıları olarak; ninnileri, çocuk oyunlarını, mânileri, masalları, fıkraları, atasözlerini, tekerlemeleri, türküleri, efsaneleri, destanları, ... örnek göstermiştir. Necati Demir, ayrıca 20 yıl boyunca alan araştırması yapmış, Türk Masalları, Türk Efsaneleri, Türk Ninnileri, Türk Manileri, Türk Atasözleri ve Türk Çocuk Oyunları’nı derleyerek Sözlü Türk Kültürü’nün en büyük arşivlerinden birini kurmuştur. Bu araştırmaların birinci ciltleri yayımlanacak duruma gelmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 297 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 243 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.