Nihat Yunuseli

Nihat Yunuseli

Çevirmen
8.0/10
51 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
35
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitapta anlaşma, dayanışma,mektuplaşma,bağlanma,terkediş,fakirlik...bu duyguları sonuna kadar hissediyorsunuz.Ve ince ayrıntısına kadar psikolojik tasvirler çok güzel işlenmiş.Kitabın ismi işleyişiyle uyumlu olmuş.Gerçekten iki tane insancık.
144 syf.
·3 günde·9/10
Dostoyevski okumaya yazarın ilk kitabı olan İnsancıklar ile başlayarak verdiğim doğru kararın gururunu yaşıyorum. Kitaba kalbimi bırakıyorum okuduğum en güzel kitaplar listesinde 1. sırayı almış bulunmaktadır. Derin psikolojik analizleri barındıran kitapta insanların hayatlarına mal olacak denli yoksulluk ve sefaleti okuyoruz. Kitapta ciddi toplumsal eşitsizlik konusu baş rolü almış bulunmakta. En acı olansa dünyada hala bu durumu yaşayan insanlar olması. Kitapta baş kahramanlarımız Varvara ve Makar'ın çektiği maddi ve psikolojik sorunları birbirlerine yazdıkları mektuplardan okuyoruz. Mektup türü okumak bana her zaman farklı bir haz vermiş olsa da böylesini daha önce hiç okumamıştım. Bittiğinde kitabın kapağını üzüntüyle kapatıp artık bir Dostoyevski hayranı oldum. Okunası ve üzerinde uzun uzun düşünülesi bir kitap.
144 syf.
·2 günde·7/10
Yıllardır okumak istediğim, sürekli ertelemelerim ve araya giren bi dünya kitap yüzünden bir türlü giriş yapamadığım, Dostoyevski evrenine; yazarın yazmış olduğu ilk kitabı olan İnsancıklar ile birlikte güzel bir giriş yapma mutluluğuna eriştim.
Bu kitap; yazarın üslübuna alışmamda ve sonraki eserlerini daha iyi idrak edebilmem amaçlı güzel bir basamak oldu diyebilirim.
İnsancıklar kitabında Dostoyevski; fakir, yaşlı bir katip olan Makar Alekseyeviç ile öksüz, genç bir kadın olan Varvara Alekseyevna arasındaki saygılı, samimi ve içtenlikle yazılan; içeriğinde de genellikle yaşam standartları, çevresinde ki insanları ve yaşayış biçimlerini, geçmişlerini, sıkıntılarını anlatan bir dize mektubu sırasıyla derleyip Anı-mektup tarzı bir kitap çıkarmış ortaya. Mektupların tarihleri düzenli ve karşılıklı olduğu için konuşmalar ve olaylarda ki karekterlerin yorumlamarında sürekliliği sebebi ile roman tadı da vermiyor değil.
Kitapta kendimce eksik bulduğum tek nokta; mektuplar arası karekterlerin, harici görüşmelerinden ve yaşadıklarından kısa notlar ile okuyucuyu bilgilendirilerek, mektuplarda konuşulan şeylerin daha anlaşılır olması ve hikayenin akıcılığı daha sağlam katkı yapılabilirdi.
Her şeye rağmen bu kitabın Dostoyevski nin de yazmış olduğu ilk kitabı olduğunu da göz önünde bulundurarak, beni tatmin ettiğini söyleyebilirim...
144 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap; tamamı mektuplardan oluşmuş, 19. yüzyılın ilk yarısında Rusya Petersburg'da birbirini seven iki hasta ve fakir insanın iç dünyalarını ortaya koyan bir klasik. Dostoyevski'nin daha 20'li yaşlarındayken yazdığı ilk romanı... Ayrıca büyük bir beğeni toplayarak yazarının geleceğin büyük yazarlarından biri olacağını hissettiren bir özelliğe sahip. İnsanın iç dünyasını acıma, yoksulluk, insan sevgisi gibi kavramlar etrafında işliyor.

Şahsen beni en çok etkileyen şey de, o dönem Rusya'sında yoksulluğun adeta dibine vurmuş, akla gelebilecek en sefil halde ama aynı zamanda onuruyla yaşam mücadelesi veren insanların, en zor zamanlarında bile hayatlarının önemli bir kısmını edebiyat eksenli yaşamaları, kitaplara ve okumaya büyük bir arzu ve istekle sarılmış olmaları. Hastalıklar, açlık, sefalet gibi sıkıntılarla boğuşurken kabusa dönen hayatlarını kitapların ışığıyla aydınlatan insanların varlığına şahit oluyoruz...
144 syf.
·Beğendi·7/10
Okuduğum kitaplarında sefaletten bahsediyor yazar. Sürekli darlık çeken insanlar... Bu kitap da öyle.. Kimsesiz iki yalnız insanın birbirlerine bağlılığını hüzünlerini sevinçlerini tüm duygularını birbirlerine yazdıkları aynı zamanda çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalıştıkları anlatilmakta.. Bu iki insan birbirlerine çok yakın oturmakta, söz olur korkusuyla yüz yüze görüşmek yerine mektuplasmaktalar. Birbirlerini görmeyi sarılmayı hasret gidermeyi istemelerine rağmen bir türlü olmadı bu. Netice itibariyle bu kitabı okuduktan sonra kendi hayatınıza fazlasıyla sukredeceksiniz ️.
144 syf.
·3 günde·5/10
Dostoyevski'nin ilk romanı ve benim de okuduğum ilk Dostoyevski romanıdır İnsancıklar. Roman Makar Devuşkin adında, yaşlı bir katip-memur ile Varvara Alekseyevna adında genç bir kızın karşılıklı mektuplaşmaları şeklinde geçtiğinden, kitap ilk başlarda biraz sıkıcı olabilir. Ancak sayfalar ilerledikçe akıcılık artıyor, konu daha bir belirginleşiyor. Yürek burkan acı, üzüntü, sevgi, ruh inceliği, fakirlik ve sefalet sarmalının içine dalıyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru özellikle yoksulluk ve çaresizliğin fotoğrafını öyle bir çekmiş mi Dostoyevski, insanın içi daralıyor, ruhu bunalıyor. Acıma duygusunu -insanın ruhunu incelten şekilde- öyle naif bir şekilde yansıtmış ki Dostoyevski...

Bu kitaptan anladığım en önemli şey: fakirlik ile sefaletin aynı şey olmadığıdır. Sefil insan her şeyini (insanı insani yapan değerleri) kaybetmiştir, fakir insan ise her şeyini (insanı insani yapan değerleri) kaybetmemiştir.
164 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Dostoyevski ; mektuplardan oluşan tüm metni romanlaştırmıştır, bunu kanımca çok güzel başarmıştır. Akışı, dönemi ve insanların hissettiklerini okuyucu başarılı bir şekilde aktarmıştır. Hatta bazı yerler de bayağı yoğun hissetim bunu, unutmadan bu eseri 24 yaşında kaleme almış olması ayrıca şaşırtıcıdır. Genel itibari ile Rus edebiyatına girmek için güzel bir eser olduğu kanaatindeyim. Tavsiye ederim...