Norman Doidge

Norman Doidge

Yazar
8.1/10
9 Kişi
·
31
Okunma
·
5
Beğeni
·
154
Gösterim
Adı:
Norman Doidge
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Toronto, Kanada
Doğum yeri: Toronto, Kanada
Filmler: The Brain That Changes Itself
Eğitim: Toronto Üniversitesi, Columbia Üniversitesi
Depresyon, yoğun stres ve çocukluk travması glukokortikoit üretimine yol açar ve hipokampüsteki hücreleri öldürür, bu da bellek kaybına yol açar. İnsanlar ne kadar uzun süre depresyon yaşarlarsa hipokampüsleri o kadar küçülür.
Feldenkreais 'in sağlam bacağının şiddetli travma geçirmesi, onu hareket etmesi halinde sakatlığının daha fazla ilerlemesinden korumak için beyninin o bacağa ait motor korteks haritalarını engellemesine neden olmuştu.
Bizim sahip olduğumuzu bilmediğimiz duygularımız vardır.
kaybedene kadar bu duyguların farkında değilizdir; denge normal olarak öylesine iyi bir şekilde işlev görür ki, öylesine sorunsuzdur ki yüzyıllar önce Aristo’nun tanımladığı beş duyu organı arasında listelenmemiştir.
Norman Doidge
Sayfa 19 - PEGASUS YAYINLARI
520 syf.
·5 günde·9/10
Kendini Değiştiren Beyin kitabının ikinci kitabı sayılabilecek ve
ara sıra Kendini Değiştiren Beyin kitabından bahseden kitapta Norman Doidge beynin yaralanmaya tepki olarak kendini yeniden yapılandırmasına nasıl yardımcı olabileceğine dair devrim niteliğinde buluşlardan bahsediyor. Doidge kitapta, “nöroplastik uzmanları” olarak adlandırdığı ikinci nesil “bilim adamları, doktorlar ve hastalar” ile röportaj yaparken eski çağlarda ki otizmli ve erken doğan hastalar gibi birçok hastalardan ve buluşlardan bahsediyor.

John Pepper gibi parkinson hastasının egzersiz yaparak iyi hale geldiğini Alfred Tomatis'in erken doğan bir Paul Madaule'yi Mozart müzik ile tedavi edip yetiştirip yanına doktor olarak aldığını Moshé Feldenkrais hareket yoluyla insanları insanları iyileştirdiğinden vb birçok yöntemle insanları iyileştiren doktorlar ve hastlarla yaptığı konuşmaları okuyucuya aktarıyor.
344 syf.
·36 günde·Beğendi·Puan vermedi
İnsan beyninin öğrenmeye ne kadar açık olduğu, plastisitesi sayesinde tek beyin lobuyla doğan bir insanın bile kendi yaşamını sürdürebileceği vakalar üzerinden anlatılmış. Tıbbi terimlerin ağırlıklı olduğu bir kitap. Bu nedenle anlaşılması güç. Okunma sayısı belki bu yüzden azdır. Ama beynimizin neler yapabileceğini, nasıl uyum sağlayıp değişebileceğini merak eden herkes okumalı
426 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
"Bir zamanlar ömür boyu değişmeden kalan bir organ olduğu düşünülen beynin aslında kendini değiştirebildiği, farklı koşullara uyum sağlayabildiği ve sanılanın aksine son derece esnek olduğu kanıtlandı."

"Nöroplastisite" denilen bu bilim dalı sayesinde, insanların ilaç tedavisine ve ameliyata başvurmadan beyinlerini değiştirebileceklerine ve geliştirilebileceklerine bu kitaptaki hikâyeler ve deneyler sayesinde inanabiliyoruz.

Okuduğunuz her hikâye ve her deney sonrası ağzınızı açık bırakabilecek etkileyici bir kitaptı. Beyni kandırarak (Ramachandran'ın ayna kutusu), yeni şeyler öğrenerek, hayal gücünüzü kullanarak beyninizi nasıl değiştirebileceğinizi, felçli hastaların bile uzuvlarını hareket ettirebilmelerinin mümkün olduğunu ve daha birçok şeyi bu kitabın içine girerek öğrenebilirsiniz

1. Bölümde kendini sürekli düşüyormuş gibi hisseden, bu yüzden de düşen bir kadının (Cheryl) hikâyesi var. Birçok alanda uzmanlaşmış olan Bach-y-Rita sayesinde kadın denge problemini çözüyor. Bach-y-Rita çok sayıda destekçisi olan lokalizasyonizme (beyin karmaşık bir makinedir düşüncesine) itiraz edip beynin plastisite (esnek) olduğunu iddia edenlerden biridir.

2. Bölümde asimetrik bir beyne sahip, hem zeka geriliği hem de müstesna yetenekleri bir arada bulunan Barbara'nın hikâyesi var. Luria isimli bir nöropsikoloğun kitabını ve Rosenzweig isimli bir filozofun makalesini okuduktan sonra beynin değiştirilebileceğini öğreniyor. Kendini dış dünyadan soyutlayıp çok sayıda yorucu haftanın sonunda birçok bozukluğunu ortalama düzeye getiriyor. Ve bir okul açarak başkalarının da iyileşmesini sağlıyor. Barbara öğrenme bozukluğu olan çocukların, sahip oldukları temel sorunu çözebileceklerini gösterdi. Kitabın asıl amacı olan nöroplastisiteyi (beyin esnekliğini) güzel örneklerle kanıtladı.

3. Bölümde beynin plastikliği konusunda dünyanın önde gelen araştırmacısı olan Merzenich'ın yaptığı etkileyici çalışmalar anlatılıyor. Yaptığı çalışmaları okurken ağzınız açık kalabilir. Gerçekten etkileyici bir bölümdü. Merz, beynimizi yeniden yapılandırabileceğimizi çok net bir şekilde kanıtladı.

4. Bölümde konu aşk olsa bile beyinde "kullanmazsan kaybedersin" ilkesinin geçerli olduğundan bahsediyor. Nöroplastisite ilkeleri sorunlu zevkler edinmemizi mümkün kılarken, aynı zamanda yoğun bir tedaviyle yeni ve sağlıklı zevkler edinmemizi, bazen de eski sorunlu zevklerimizden kurtulmamızı sağlar.

5. Bölümde Taub maymunlar üzerinde yaptığı deafferentasyon (duyu sinirlerinin kesilmesi) deneyiyle felçli hastaların uzuvlarını hareket ettirebilmelerinin mümkün olabileceğini gösterdi. Ayrıca Taub, zorlu şartlara ve engellere rağmen bir klinik açıp felçlileri tedavi etti.

6. Bölümde plastisiteyle, Obsesif Kompulfis Bozukluğunun nasıl tedavi edileceği açıklanmış.

7. Bölümde Ramachandran isimli nöroplastisite uzmanının hayalet uzuv sendromu hakkında yaptığı deney anlatılıyor. Hastanın beynini kandırmak için tasarlamış olduğu ayna kutusu ise gerçekten de dahice bir fikirdi.

8. Bölümde TMU'yu (beyin alanını aktive etmek veya onun işlevini engellemek için kullanılıyordu) kullanan ilk kişi Pascual-Leone'nin deneyleri anlatılıyor. Ayrıca düşüncelerimizin, beynimizin maddesel yapısını değiştirebileceği gösterilmiştir. Etkileyici bir bölümdü. Çünkü yalnızca hayal gücümüzü kullanarak beyin anatomimizi değiştirebileceğimiz anlatılıyordu.

9. Bölümde biz bir şeyler öğrenirken bireysel nöronlarımızın yapılarını değiştirdiğini ilk gösteren Kandel'ın deneyleri anlatılıyor. Ayrıca nöroplastik bir tedavi olan psikanaliz hakkında bilgiler içeriyor. Freud'un nöroplastik fikirleri anlatılıyor.

10. Bölümde 90 yaşındaki Dr. Karansky'ın yaşlı olduğu için hayatının giderek yavaşlaması gerektiğine inanmayıp beynini nasıl geliştirdiği anlatılıyor. Ayrıca beyni zinde tutmak için yeni şeyler öğrenmemizin önemine vurgu yapılıyor.

11. Bölümde yazar, beyninin sadece yarısıyla doğmuş bir kadını ziyaret ediyor. Sol yarım küresi olmamasına rağmen, sağ yarım küre eksik olan tarafın görevlerini de üstlenmişti. Bu kadın sayesinde beynin ne denli plastik olabileceğini bir kez daha anlayabiliyoruz.

UNUTMAYALIM; EĞER KENDİMİZİ GERÇEKTEN CANLI HİSSETMEK İSTİYORSAK, ÖĞRENMELİYİZ.
344 syf.
·9/10
Herkese iyi akşamlar. Başucu kitaplarımdan biri diyebileceğim bir kitaptı. Açıkçası not ala ala ve beynime kazıyarak okudum. Biyolog bir arkadaşımla beyin üzerine yaptığımız bir konuşmadan ötürü beynin geliştirilebilir olması ilgimi çekti. Evet beyin yaptığımız egzersizler, öğrendiğimiz bilgiler vs ile geliştirilebilir. Kitap sayesinde aslında her şeyin beyinde bittiğini anladım. Bir organımızı yitirdiğimizde beynimizde tuttuğu alanın diğer organların tuttuğu yere dahil olması ve bu alanların genişleyerek eksikliğin tamamlanması ayrıca ilgimi çekti. Bu alan ise o organların kullanılmasına göre daha da genişliyor. Hayatımdan bir örnek vereyim. Benim iki dayım doğuştan görme engelli. Duyma ve hissetmeleri normal kişilere göre çok gelişti. Fakat küçük dayım yemek yapmak, kişisel bakımını yapmak vb. faaliyetlerini yapabilirken büyük dayım bunları yapamıyor. Bunun sebebinin küçüklüğünden beri bu tür işlerde küçük dayımın anneanneme yardım etmesinden bu beyin motorlarını geliştirdiğini anladım. Benim için fazlasıyla yararlı bir kitap oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
344 syf.
·4 günde·7/10
Beyin plastisitesi çok güncel bir konu. Bu konuda yazılmış eserlerden biri ufuk açıcı ve bilgilendirici olduğunu söyleyebilirim ama okuması biraz yorucu ve altyapı gerekiyor herkese göre değil

Yazarın biyografisi

Adı:
Norman Doidge
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Toronto, Kanada
Doğum yeri: Toronto, Kanada
Filmler: The Brain That Changes Itself
Eğitim: Toronto Üniversitesi, Columbia Üniversitesi

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 91 okur okuyacak.