Onur Çağlayan

Onur Çağlayan

Çevirmen
7.5/10
4 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
15
Gösterim
Adı:
Onur Çağlayan
Unvan:
Türk Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
117 syf.
Ana kahramanımız, pek kimse tarafından sevilmeyen, kimseyle iyi ilişkileri olmayan ve selam verme zahmetine bile girmeyen, çevresindekiler tarafından artık yok sayılan, maddi açıdan durumu iyi, yalnız yaşayan ve akrabalarından sadece kız kardeşinin oğlu kalan Scrooge. Kitap onun günlük yaşantısıyla başlıyor. Noel günü daha bir aksi olan yaşlı adam, tüm ısrarlarına rağmen yeğeninin evine noel yemeğine gitmeyi sert bir dille reddediyor ve hiç adeti olmadığı üzere noeli kutlamıyor. Yedi yıl önce ölmüş olan ortağından kalan ve artık kendisinin yaşadığı eve gidince önce kapının tokmağını, sonra evdeki birkaç eşyayı ölmüş ortağı Jacob Marley'e benzetiyor. Ürkse de, normal yaşantısına devam etmeye karar veriyor, ancak ilerleyen saatlerde büyük bir gürültü ile Marley'in hayaleti tam karşısında beliriyor. Scrooge, önce olanlara inanamıyor ama Marley'in hayaletinin gerçek olduğuna ikna oluyor. Marley, kendisini hayatta hata yaptığını ve o yüzden zincirlere bağlı bir ruh olduğunu, aynı hataları yapmaması için ona yardımcı olacağını, onu üç hayaletin ziyaret edeceğini ve bu konuda ona destek olacaklarını söyleyip gidiyor. İlk hayalet geçmiş noel hayaleti, ikinci hayalet şimdiki noel hayaleti ve son hayalet de gelecek noel hayaleti... Hepsinde her ne kadar çok korksa da dediklerini yapıyor ve onlarla istedikleri yere gidip, gösterdikleri her şeyi görüyor. İlk gelen hayalet ona geçmiş noelde kendisinin ve çevresindekilerin yaşadıklarını gösteriyor ki burada kötü bir çocukluk geçirdiğini birkaç cümleden anlıyoruz. İkinci hayalet kendisinin davetli olduğu halde gitmediği yeğeninin evinde o anda kutlanan noeli, çalışanının evini ve çevrede olanları gösteriyor. Tabi hepsinin konuşmalarını da duyuyor. Üçüncü hayalet ise gelecekte olacak olanları gösteriyor ve üçüncü hayaletin ziyareti ve gösterecekleri bittikten sonra, Scrooge yeni güne bambaşka biri olarak uyanıyor. Kitap sürükleyici, inandırıcılığı yüksek olmasa da etkileyici bir kitaptı.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Panait İstrati / Arkadaş .
.
Balkanlar’ın Gorki’si olarak anılan yazarın okuduğum ilk kitabı
.
.
Tutunamayanlar’da övgüyle bahsedince Oğuz Atay, mutlaka okumalıyız dedik değerli arkadaşım @1kitapdogaile
.
.
İnsanlığın unuttuğu değerler öyle yalın bir üslupla anlatılmış ki bir çırpıda okudum ve altını çizmediğim satırlar da nerdeyse yok gibi
.
.
Kitaplar vasıtasıyla tanışıp arkadaş olan Adrian ve Mihail’in hikayesiydi ve aslında gerçek arkadaşlığın kıymetini bilen tüm kalplerin de sesi oldu bu eşsiz kitap. Öyle ki dostluk “ İnsanı, tabiatı ve sanatı anlayarak kendini feda edercesine sevmek”şeklinde tanımlanıyor. Sevgi ateşine dayanacak buz yoktur diyor arkadaşının kalbine giden yolu ararken.
.
.
Okuma tutkusu bu iki arkadaşın en önemli ortak noktalarıydı. Öyle ki “ Sizce okumak nedir sorusuna, benim için bir besindir.”diyecek kadar elzem, tutkunun da ötesinde
.
.
Her konuya yer vermişti bu 160 sayfalık kitabımız: İşçi hakları, hayvan hakları, adalet, din, kadın ve erkekhakları. ( Bkz.Erkek hakları )
.
.
Kadınlara da bayağı sevgi dolu göndermeler vardı Kadınlar da kedi gibi dokuz canlıymış da bir kere evlendiniz mi hayatı zindan ederlermiş de ister papaz karısı, ister şeytan karısı olsun kadınlar hep aynıymış daçok şükür İsa evlenme bedbahtlığına uğramamış da neler neler
.