Oytun Erbaş

Oytun Erbaş

Yazar
8.3/10
209 Kişi
·
543
Okunma
·
89
Beğeni
·
3.762
Gösterim
Adı:
Oytun Erbaş
Unvan:
Yazar
"Kadınların alkol ve sigarayı bırakması erkeklere göre çok daha zor. Bunun nedeni erkekler bağımlı oldukları maddeleri zevk ( hedoni ) için kullanırken , kadınlar bağımlı oldukları maddeleri başka bir stresi yatıştırmak için kullanmakta.Bu nedenle kadınlarda stres faktörünü ortadan kaldırmadıkça bağımlılığı tedavi etmek oldukça zor."
"Çocukluk çağında şiddete maruz kalıp kafa travması geçirmiş çocuklarda prefrontal korteks hasarına bağlı psikotik kişilik, suça meyil ve seri katil olma ile sonuçlanan bir süreç meydana getirebilmektedir."
Hayat bir seçimdir ve seçimlerini en çok haz aldığın her ne ise ondan yana kullanırsın. Freud bir defasında " insanlar bir birilerinin hayatını kolaylaştıran eşler seçerler" demiştir. Bu son derece doğru ve yerinde bir tespittir.
Kilo konusu, kültürlerin dayattığı estetik ölçütlerin baskısı ve deyim yerindeyse tıp palyaçolarının sahte beslenme önerileri neticesinde bir fobi haline geldi.
Adrenalin ve noranrenalinin içinde bulunan tirozin aminoasiti aromatik bir aminoasittir. Yani, kendi kokusu ve rengi vardır. Bu koku ter ve deri aracılığıyla hemen yayılır. İnsanlar tarafından bu koku algılanabilir, ancak koku bilince aktarılmaz. Bu kokunun oluşturduğu bizdeki duyguların tamamına 6. his denir. Böylelikle, siz bilinç seviyesinde hiç anlamasanız bile, beyninin bu insanın kötülük yapabileceği konusunda size bir ön uyarıda bulunur ve o insandan hoşlanmazsınız.
Uyku sırasında beynin Prefrontal Korteksi çalışmaz. Aktif olan, Oksipital lob ve bir miktar da "hayvan beyni" olarak anılan limbik sistemdir. Saçma sapan rüyalar görmemizin nedeni, Oksipital loba hükmeden beyin bölümünün akıl ve muhakemeden sorumlu Prefrontal Korteks değil, animal brain, yani limbik sistem olmasıdır. Bunun için rüyalarda ahlak yoktur.
"Eskimolar kutuplarda karbonhidrata erişemedikleri için tüm kalori ihtiyaçlarını avladıkları foklardan ve diğer balıklardan karşılamak zorundadırlar. Yağ ve protein ağırlıklı beslenme Eskimoların erken yaşlanmasına ve 45-50 yaş civarında ölmelerine neden olur. "
220 syf.
·6/10
Kısa bir inceleme yazacağım. Aslında zorunluluktan (bir sınav için) okuduğum bir kitaptı. İçerisinde beynin çalışma prensibinden, nörotransmitterlerden, psikiyatrik hastalıkların biyolojisinden ve tedavi yöntemlerinden her insanın anlayabileceği düzeyde bahsedilmiş. İçerisinde ilgi çekici bilgiler var epey, eğer bu alana uzaksanız tabii. Sağlık alanında lisans okumuş insanlar için (örneğin eczacı, doktor, fizyoterapist, diş hekimi iseniz) aslında pek fazla yeni veya etkileyici bilgi içermiyor. Nörolojiyle içli dışlıysanız daha bilimsel yazılmış kitaplar okuyabilirsiniz. Ancak beyinle ilgili pek fikriniz yoksa kötü bir tercih sayılmaz diye düşünüyorum.

Kitaptan güzel bir bilgiyle incelemeyi sonlandırayım: Hani derler ya köpekler sizin korktuğunuzu hisseder, sonra daha çok üzerinize gelir diye. Aslında olan şudur; korktuğunuzda salgılanan adrenalin tirozin aminoasidinden sentezlenen bir kimyasal. Tirozin aromatik yani kokulu bir bileşik. Siz korktuğunuz zaman bu adrenalin kokusu; burnu iyi koku alan köpek, kedi, sıçan gibi hayvanlar tarafından alınıyor. Adrenalin savaş-kaç durumlarında salgılanan bir hormon olduğu için hayvanlar bu kokuyu aldığı anda bir tehdit hissediyor ve onlar da saldırmaya hazır bir hale geliyorlar. Bu nedenle azılı bir köpeğin yanından geçerken korkmamak, aslında en güvenli yol.
244 syf.
·6/10
Öncelikle kitapta yazarın biyografisinin yer almamasına çok şaşırdım. Her yerde dillendirdiği gibi; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ikincilikle mezun olduğunu ve TUS’ta 7 kez derece yaptığını kitabında da belirtmesini beklerdim. 100’den fazla makalesi olduğunu ve AR-GE çalışmalarına yıllarını verdiğini de eklemeden geçmeyelim. Kendisiyle övünmeyi sever doktorumuz, biz de takdir edelim.

Girişten anlamışsınızdır, Oytun Erbaş’ı bu kitaptan önce tanıyordum. Aslında onu tanımayan tıbbiyeli yoktur diye düşünüyorum. Bizim camiada meşhur bir hoca. E tabi ülkede, alanında özverili ve hakkını vererek çalışan insan sayısı az olunca böyle az biraz işin ucundan tutup sesi çıkanlar dikkat çekip parlıyor.Hakkında çok da kötü konuşmak istemiyorum. Normalde yaptığım bir şey değil ama ekşi sözlükte kendisiyle ilgili girilen entry’lere göz atabilirsiniz. Çoğuna hak verdim. Ben Oytun Erbaş’ı TEDx konuşmalarından ve katıldığı TV programlarından biliyorum. Çok fazla “hak” dedim ama kendisinin hakkını yiyemem. Mesleğine yıllarını vermiş, literatüre bir sürü katkısı olmuş, çalışmalarıyla ülkemizi de güzel temsil etmiş ama beni başından beri rahatsız eden şey maalesef kibri, insanlara tepeden bakışı ve kendinden oldukça emin oluşuydu. Hâlâ özel bir tıp fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor, arkadaşımın fizyoloji derslerine giriyor. Derste konuştukları falan geliyor kulağıma, maalesef her seferinde beni doğruluyor. Çok kibirli ve annem beynime mıhlamış şunu: “Kibir en büyük günahtır.” Sevemiyorum adamı.

Kitaba gelirsek önce Allah aşkına şu kaynakça kısmına bir bakın: https://i.hizliresim.com/P1dzdN.jpg Yani yorum yapmak bile gereksiz ama arkadaşlar Google’dan görsel arattığınız zaman ve o görselin üstüne tıkladığınız zaman Google altta size görselin kaynağını veriyor. Kaynak olarak: Google Görseller yazmak ne bileyim üşengeçlik, ciddiyetsizlik gibi de değil. Amatörlükten mi diyelim bilmiyorum. Ayrıca kitap boyunca tıpın dinamik ve devamlı ilerleyip değişen bir bilim olduğunu, hekimlerin gündemi takip etmesi gerektiğini ve güncel bilgiler ışığında hareket etmek zorunda olduklarını söyleyen Ertaş 2007 tarihli bir kaynaktan faydalanıyor. Ne desem bilemedim. Tıp okumaya başladığımdan beri alanımla ilgili kitaplara bakarken özellikle dikkat ediyorum basım tarihine ki inanın 2016 tarihli bir kitap bile içime sinmiyor, bilgiler eskimiştir gibi geliyor. Bir hocamız artık güncellenme sıklığının 7 aya kadar düştüğünü söylemişti. Bakın 7 ayda bir varolan bilginin doğruluğu sınanıyor. 11-12 yıl önceki kaynak ışığında bilimsel kitap yazılır mı? Bu kısacık kaynakçada beni rahatsız eden bir nokta da şu: kendi çalışmasını kaynak olarak göstermesi. Kitaba başından itibaren önyargılı bir şekilde yaklaştığımı kabul ediyorum. Nevzat Tarhan’ın kitapla ilgili yorumunun etkisinde kaldım ama bu yaptığı ego tatmininden başka bir şey değil. Neyse içeriğe geçelim..

Kitap yabancı olan ve daha önce beyinle ilgili kapsamlı pek bir şey okumamış veya izlememiş birini etkileyebilir ki etkilemiş de. Okuyan herkes bir aydınlanma anı yaşamış gibi duruyor. Aslında internette arayıp bulamayacağınız hiçbir şey yoktu kitapta. Yani tabii ki çalışıp çabalamış o kadar, bir kitap koymuş ortaya. Emeğini takdir ediyorum ama çok da güncel veriler içermiyordu bunu kabul edelim. Bu azönce saydıklarımı ben de yapmış olmasam yani beyinle ilgili okumasam etmesem ve geçen sene kapsamlı bir nöroloji dersi görmüş olmasam ben de etkilenebilirdim belki ama işin mutfağında sayılırım. Psikiyatrik bozukluklara da, beyinle ilgili bilinen bilinmeyen tüm durumlara da, yapılan deney ve araştırmalara da yabancı değilim. Hatta aynı şeyleri o kadar çok gördüm ki deneyin ismini görünce paragrafı atlayasım geliyor çünkü tüm girdileri çıktıları ezbere biliyorum artık.

Sınav çıkışı kendimi kütüphaneye attım, bu kitaba saatlerimi verdim, inat edip çok kısa molalarla gün içinde bitirdim. Boş bir okumaydı diyemem. Yeni şeyler öğrendim mi? Öğrendim ama bunun yerine daha nitelikli bir kitap okuyabilirdim ve sizin de beyine, nöroanatomiye veya psikiyatriye ilginiz varsa size daha nitelikli birkaç kitap önereceğim:

1- Yaratıcı Beyin

2- Incognito - Beynin Gizli Hayatı

3- Beyin

Kitapları ayrı ayrı tanıtmayacağım. İlk iki kitaba zaten inceleme yazmıştım. Kendiniz de araştırıp bakarsınız zaten. Üçüncü kitaba da yarın başlamayı düşünüyorum. David Eagleman benim çok sevdiğim ve örnek aldığım bir nörobilimcidir. Bende bu beyine olan ilgi geçen sene uyandı. O dönem kendisinin kitaplarından ve 6 bölümlük beyin belgeselinden haberim oldu. Çok değerli ve saygı duyduğum bir bilim insanı. Kalan kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

Aslında Beyin kitabını da okuyup ikisini karşılaştırmayı düşünmüştüm ama mukayese edilecek tarafları yok ne yazık ki. Oytun Hoca beni şaşırtsın isterdim. Kendi ülkemden bir bilim insanının bu alanda nitelikli ve doyurucu bir çalışma ortaya koymuş olmasını isterdim.

Kitapla da yazarla da ilgili daha tonla şey yazabilirim ama ben kendisine biraz tepkili olduğum için diğer yorumlarım da çok objektif olamayacak sanırım.

Okursanız pişman olacağınız bir kitap değil. Okumazsanız bir şey kaybeder misiniz? Beyinle ilgili başka bir kitap okumayacaksanız cevabım: Evet. Ben bu konuda nedense herkesin bilgi sahibi olmasını elzem görüyorum. Çünkü biz beynimiziz. Beynimizden ibaretiz yani hayatımızla ilgili ne olup bitiyorsa orada dönen olaylar sonucu gerçekleşiyor. Bana bu incelemeyi yazdıran da size okutan da o. Kendimizi tanımak istiyorsa beynimizi de tanımalıyız.
192 syf.
·6 günde
BİR ŞEYİ BASİTÇE ANLATAMIYORSAN, O ŞEYİ ANLAMAMIŞSIN DEMEKTİR

Tıpta uzmanlık sınavında defalarca derece yapmasıyla tanınan :) Fizyoloji ve Radyoloji alanlarında uzmanlık yapmış, çalışmalarını deneysel ilaç AR-GE çalışmaları ile devam ettiren Dr. Oytun Erbaş, kitabında popüler olup, bilimselliği olmayan, insana yarardan çok zarar veren beslenme alışkanlıklarını eleştiriyor. Sağlıklı ve dengeli yaşama dair önerilerini bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanan çalışmalara dayanarak, sansasyondan uzak bir şekilde açıklıyor.

Dört yıldır tıp fakültesinde dinlediğim onlarca hocadan, bildiklerini basit bir şekilde öğrenciye aktarıp, ezberden uzak bir eğitim veren, bilgilerimizin kalıcı olmasını sağlayan hoca sayısı bir elimin parmak sayısını geçmiyor malesef.

Oytun Hoca da o nadir hocalardan biridir. Sadece akademik kesime hitap etmeyip, halkın da anlayabileceği bir şekilde yazmıştır kitaplarını. Anlattıklarını da lafta bırakmayıp, bir öneride bulununca bunun neden böyle olduğunu mantıklı bir şekilde açıklamıştır.

Ne yazık ki, ülkemizde bildikleriyle, yeteneğiyle konuşan, ezberci olmayan, kendi yapamadığı için Oytun Erbaş gibi insanları eleştirmeyen insan sayısı da çok azdır. Böyle insanlara daha çok ihtiyacımız vardır.

Elimizde olanı eleştirip, azımsamak yerine ortaya bir şeyler koymak, insanlığa faydalı bir şeyler yapmak da okumak ve araştırmaktan geçiyor.

İYİ OKUMALAR :)
220 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Politzer ödülü almış, TUS'da 7 kez derece almış, ege aksanıyla konuşan otizimli bilim insanı Oytun erbaşı son 2 yıldı yakından takib ediyorum. TedX ve Olmaz Öyle Saçma Tıp konuşmaları sayesinde tanınmıştır. Tanıdığım en iyi science up komdenyeni ola bilir. Kitapa geldikde ise bilimsel konularla zengin olan kitabı çoçukların anlayacağı dilde anlatmasına bayıldım. Beynini yakmaya hazır olanların mutlaka okuması gerek kitaptır. Konular esesan tıp çalışmalarının sonuçlarından derlenmiştir. Motivasyon, Hırs, Mutluluk, Aşk, Bağımlılık, Eş seçimi, Homoseksüellik konularını esasen ele almış ve bilimsel açıklamalar vermiştir. Kendi beyninizin heykeltaraşı ola bilmek kendi elinizdedi, kaçırmayın.
244 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel kavramlara yer vermesine rağmen akılda kalıcı ve o kadar çok şey öğretiyor kiii anlatımı sayesinde ister istemez aklınızda kalıyor hepsi.

Psikolojiye nörolojik anlamda merakı olanlar için ekstra daha zevk alacağı bir kitap. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar dilerim..
136 syf.
·2 günde
Tıpta uzmanlık sınavında defalarca derece yapmasıyla tıp camiasında oldukça tanınan, :)
fizyoloji ve radyoloji alanlarında uzmanlık yapmış, çalışmalarını deneysel ilaç AR-GE çalışmaları ile devam ettiren Oytun Erbaş, izleyiciyi sıkmayan, bilimsel ama anlaşılabilir keyifli Tedx konuşmalarıyla da tanınan bir bilim insanıdır.

Oytun Erbaş kitabında soru cevap tarzında, aşkın kimyasalları, beyin fonksiyonlarına etkisi, mikro çevrenin, hormonların ilişkileri nasıl yönlendirdiği, eşcinsellik, aldatma, kokuların ilişkilere etkisini, kitabın da adından anlayacağınız üzere aşkın fizyolojisini ve patolojisini anlatıyor.

Aynı zamanda bir ilişkinin nasıl sağlıklı ve uzun sürdürülebileceğini, ilişkilerdeki problemlerin kaynaklarını, neden ayrılık ve aldatmaların olduğunu, çocuk yetiştirmede ilişkilerin etkilerini ve daha birçok meseleyi hem bilimsel hem anlaşılır bir şekilde okuyucuyu sıkmadan anlatıyor doktorumuz.

Okuyucuyu bilgi bakımından tatmin eden, gerçekleri bilimselliğe yakın ama sohbet tarzında anlatan kitapları çok sevdiğim için Oytun hocanın bu kitabını da çok sevdim.(Düştüm de diyebiliriz açıkçası :)))

Okuyana faydası olacağından şüphem yok.
Ayrıca Oytun Hoca'nın Tedx konuşmalarını izleyerek onu daha yakından tanıyabilirsiniz. Sonrasında kendinizi kitaplarını okurken bulmanız mümkün. :))

İlgilisine tavsiye ederim. İyi okumalar...
220 syf.
·7/10
Kitaptan birçok şey öğrenebilirsiniz fizyoloji dersi aşmışsanız terimlere aşinasınızdır zaten .Beyni merak ediyorsanız ve patolojilere ilgiliyseniz herkesin anlayacağı bir dille detaya girmeden bazı konulara değinmiş yazar.Modern psikiyatrinin yanlışlarınıza ele alıyor eleştirel ve mantıklı dille dile getirmiş.Toplumdaki etiketlemelerin yanlışlığını ve bazende psikiloji-psikiyatri ile ilgili kişilerin hatalarınıda cesurca dile getirmiş.Hala psikiyatri de bir eksikliği gösteren çıkarımları göz önüne koymuş .Hep aklınıza gelen ama söyleyemediğiniz eleştirileri bulabilirsiniz....
220 syf.
·Beğendi·10/10
Tedex konuşmalarında tanıdım kendisini... İyikilerden biri... Herkesin anlayabileceği türde kurduğu cümleler ile vermek istediği mesajı size ileten yetenekli yazarlardan biri... Birçok yeni bilgi öğrenmeyi başarabilirsiniz bu kitapla...
244 syf.
·7 günde·8/10
Öncelikle Tedx konuşmalarını dinlemenizi öneriyorum Oytun Erbaş'ın. Çok keyifli, rahat ve bir o kadar da işinin ehli bir bilim insanı.
Kitap, psikyatriden ziyade daha çok beyin fonksiyonlarıyla ilgili. Tüm psikyatrik rahatsızlıklar da beyin fonksiyonlarının aslında bir tür irregüle olması demek olduğundan aynı kapıya çıkıyor. Beyin salgıları olan nörotransmitterler ve beyin bölümleri ve işleyişleri konusunda çok hoş ve bilgilendirici veriler bulabilirsiniz.
Kısacası keyifle okuyacağınız, beyni tanıdıkça kendinizi tanıyacağınız bir eser.
244 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yazarımız Oytun Erbaş'ı gerek yazılarından gerek açık oturumlardan takip ediyor ve çok beğeniyordum. Kitabını da zevk alarak okudum ve beğendim. Yazarın dilinin aşırı bilimsel olmasından korkuyordum aksine çok anlaşılır bir seviyede. Kitap biraz daha kalın olabilirdi fakat tahmin ediyorum ki bilimsel-teknik terimlerle okuyucuyu sıkmak istememesinden bu içeriği yeterli görmüş olmalı. Diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Oytun Erbaş
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 89 okur beğendi.
  • 543 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 514 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.