Özer Ravanoğlu; 1938 yılında Silifke’de doğdu. İlkokula Silifke’de
başlayıp, Adana’da tamamladı. Ortaokul’u Adana’da tamamladıktan
sonra başladığı lise eğitimini İstanbul Vefa Lisesi’nde tamamladı.
1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlı Maç-
ka Teknik Okulu’ndan mezun oldu. 1963-1964 yıllarında Elektrik
İşleri Etüt İdaresi’nde; 1966-1967 yıllarında İstanbul Yol, Su,
Elektrik Müdürlüğü’nde; 1968’de Adana Elektrik İşletmesi Fen
Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. EMSA A.Ş.’de beş yıl çalışarak,
sanayi projelerinin yapılmasına katkıda bulundu ve EMSA Export
A.Ş.’de ithalat-ihracat işlerinin yürütülmesinden sorumlu oldu.
1968’den 1980 yılına kadar siyasetle aktif olarak uğraştı. İstanbul
Milliyetçiler Derneği’nde ve Türk Ocakları Genel Merkezi’nde
muhtelif görevlerde bulundu. 1994 yılından itibaren Kazakistan
ve Kırgızistan’da çalıştı. Türk Yurdu ve Kardeş Kalemler dergilerinde
bazı yazıları ve hikâyeleri yayımlandı. 2011 yılından beri
AVRASYA Yazarlar Birliği üyesidir.
Ünlü bir Özbek şairi "Birileri cıktı. Bizi böldü, parçaladı. Uluğ Türkistan'ı ; Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan yaptı. Benim asırlardır beraber yaşadığım aziz milletim de bu bölünmeye uyarak geçmiş yıllarda yaşayan atalarını paylaştılar. Türk dünyasının tartışmasız en büyük evliyası, Anadolu Türklüğünün gerçek banisi Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri Kazakların, Mahdumkulu Türkmenlerin, Manas Ata Kırgızların, Ali Şir Nevai Özbeklerin oldu. Halbuki bu ulu insanlar, bu topraklarda yaşayan insanların hepsinin müşterek atasıdır" diyor. Bu kutlu insanlar yalnız bu topraklarda yaşayanların değil, bütün Türk Dünyası'nda yaşayan insanların müşterek atasıdır. Anadolu' nun Türkleşmesinde Ahmet Yesevi Hazretlerinin tesirlerini kim yok sayabilir??
Bu kutlu insanları tanırsak ve onları yeni nesillere tanıtabilirsek bu topraklar bizim için vatan olur. Bu kutlu insanlardan da Kırgızistan topraklarında yaşamış nice mümtaz şahsiyetler var. Bir fert için hafıza kaybı nasıl bir felaket ise milletler için daha büyük bir felakettir. Hafızasını kaybeden bir insan evinin yolunu bulamaz. Geçmişini bilmeyen bir milletinde geleceği karanlıktır. Rotasını kaybetmiş meçhule giden bir gemi gibidir...