Özkan İrman

Özkan İrman

Yazar
7.6/10
18 Kişi
·
42
Okunma
·
2
Beğeni
·
499
Gösterim
Adı:
Özkan İrman
Unvan:
Minteks Yönetim Kurulu Başkanı, Yazar
Doğum:
Bursa, 1964
1964 yılında Bursa’da doğdum. Henüz okula bile başlamadan babamın yanında ekmek parası serüveniyle tanıştım. Önceleri şunu al, şunu ver derken kendimi bulaşık yıkarken, boş toplarken, kuyruklarda beklerken buldum. İlkokula ‘kendi muhitim’ olan Hamzabey’de başladım. Okula giderken bir yandan da en küçük zamanı bile babamın üç tekerlekli arabasının yanında geçirir olmuştum.1970’li yıllar babamın yedeğinde Pirinç Hanı’na gidip gelerek geçti. Orası benim hem oyun parkım hem işyerimdi. Aslında oyun neydi, iş neydi? Onun bile ayrımında değildim tam. Çocukluk işte.

Muradiye Ortaokulu’ndan sonra, Tophane Endüstri Meslek Lisesi günlerim başladı ama Pirinç Hanı yine hep hayatımdaydı. Ben bir mezeci çırağıydım, derken işin kalfası oldum, ustası oldum. Hem lise bitti hem Pirinç Hanı. Babam emekli oldu. Ben de SKT yağ keçe ve rulman fabrikasına işçi olarak girdim. Orada çalışırken gazete ilavelerinden de üniversiteye hazırlandım. Bugünkü adıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım. O zaman adı; Dokuz Eylül Üniversitesi Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu idi. Okuldan sonra askerliğimi yedek subay olarak; Karakozak Türbesi dahil Suriye sınırında dört değişik karakolun, karakol komutanı olarak yaptım. Geceleri pusularda geçen zor günlerdi. Askerlik bitimi 1988 yılında Bursa’ya döndüm. Aynı yıl havlu sektöründe satış mümessili olarak çalışma hayatına atılmamın bir yıl sonrasında üniversiteden arkadaşım olan Selvinaz Hanım’la dünyaevine girdik.

Çalıştığım havlu sektöründe hep kendi markamı yaratmanın hayalini kurdum ve 1994 yılında ufak bir dükkanda başlayan Minteks maceramı 22 yılda yeniliğe ve kaliteye önem veren büyük bir şirket haline getirdim. Selvinaz Hanım’la evliliğimizden Irmak İrman Gazioğlu, İsmail Arda İrman ve Ali Tuna İrman isimlerinde üç çocuğumuz bulunuyor.

Bugüne kadar çevremde olup bitenleri gözlemleyerek ve hafızama kayıt ederek geçen günlerimden sonra Mezeci Çırağı Pirin Hanı, Kafamın Tasını Attıran Şeyler, Sizin Çentiğiniz Var Mı, We Are Going To Finland, Ortak Hadi Gel Batalım, Gül Ağacı Gül Beni ve Sosyal Medya Cinayetleri isimli 7 kitabımı* okurlarımla buluşturdum. Bunun yanı sıra bu yaz bir sinema filmi macerası geçti başımızdan. Laf ok gibidir derler ya bir TV programında ağzımdan dökülüveren “belki ben filme çekerim” sözü ok oldu hedefi vurdu. Pirinç Hanı Mezeci Çırağı kitabım senaryolaştırılarak beyazperdeye uyarlandı. Babam Mezeci İsmail Hakkı’ya karşı olan vefa borcumun bir kısmını da bu şekilde ödemiş oldum.

Bursa ile birlikte büyüyen ben, gözümün gördüğü yüreğimin hissettiği her şeyi kaleme almaya devam ediyorum.
Dünya denilen gezegende var olup da yenmeyen hiçbir yaratılmış yok. Yaratılan her canlı bir biçimde diğerinin menüsünde var. Bu menüye insan denilen canlı da dahil. Timsah dolu nehre kayıp düş de gör.
Ah aşk! Kalp ve kasık ağrısının birbirine karıştığı o muhteşem delişmenlik. Ah ömrümün iğneli fıçısı, ah hem gül, hem diken bahçesi ah...
"Karakterimi ve tavrımı birbirine karıştırmayınız. Karakterim benim kim olduğumu, tavrım sizin kim olduğunuzu gösterir."
Etrafımızda dolaşan, herşeyi olduğu gibi kaydeden ve büyüklerin, insanın küçüğü sandığı, oysa başka bir varlık olan çocuklar...
Tertemiz bir kayıt alanları var onların, yorum yapmadan,su katmadan depoladıkları.
Çocuklar sessiz tanığıdır, bulundukları her ortamın.
Oynuyor sanırız, uyuyor sanırız, ders yapıyor sanırız, ama onlar kayıttadırlar.
"Deveye neden binersin biliyor musun?"
Soru değişikti. Nasıl değil, neden?
Hiç beklemeden cevabı kendisi verdi.
"Binmene izin verirde ondan. Eğilir, çömelir ve bin der."
Ve sürdürdü konuşmasını:
"Sırtına bindirdi diye kendini o devenin sahibi sanman, seni sırtından atıncaya kadardır."
Etrafımızda dolaşan,
her şeyi olduğu gibi kaydeden
ve büyüklerin, insanın küçüğü sandığı,
oysa başka bir varlık olan çocuklar...
Tertemiz bir kayıt alanları var onların, yorum yapmadan, su katmadan depoladıkları.
Çocuklar sessiz tanığıdır, bulundukları her ortamın.
Oynuyor sanırız,
uyuyor sanırız,
ders çalışıyor sanırız,
ama onlar kayıttadırlar.
Ah aşk! Kalp ve kasık ağrısının birbirine karıştığı o muhteşem delişmenlik. Ah ömrün iğneli fıçısı, ah hem gül, hem diken bahçesi ah...
87 syf.
·Beğendi·10/10
Hikayenin filmi de çekildi ama okumak ayrı güzel. Bir kitap bu kadar naif bitsin, ağızda böyle bir tat bıraksın, kesinlikle tavsiye ediyorum...
87 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Özkan İrman, "Mezeci Çırağı" kitabında, Bursa'nın Pirinç Hanı'nda mezeci çırağı olarak çalışan küçük bir çocuğun tanıklığında bir avuç esnafın yaşam mücadelesine götürüyor bizi.Mahalle hayatının egemen olduğu, esnaflar arasındaki dayanışmanın gözler önüne serildiği, çok akıcı bir dille yazılmış, otobiyografik nitelik taşıyan sıcacık, kısa bir roman Mezeci Çırağı.Kitap sinemaya da uyarlanmış.
Tadımlık...
Garipsen bir esnafın artan dönerinin kalanını, tok bile olsan yiyeceksin. Sana verilen esvabı onun da göreceği şekilde, birkaç kez giyeceksin. Herkese göstere göstere verilen fitreyi hem alacak, hem de gösterişçiye çanak tutacaksın. Biri bir şey dedi mi, hemen yapacaksın. Yapılan tüm şakaları sineye çekecek, herkesten fazla güleceksin.Çocuklar kuyruk taktığında o kuyruğu görmezden geleceksin.Bunları yapmazsan, " Götü kalktı pezevengin, " derler, adamı bir dakikada gariplikten azad ederler...Garipsen her zaman 'ceksin, caksın ve cıksın...' syf 32
87 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kahramanımız küçük bir çocuk mezeci çırağı. 70'li yılların Bursa Pirinç Hanı'ndaki esnafın, Deşkel Mustafa, Kürt Kadir, Demirci Hüseyin, Kumarbaz Metin, Garip, Kula Recep, Halil, Mezeci İsmail Hakkı'nın yoksul, garip, aşk acısı dolu hayatları küçük kahramanımızın gözünden anlatılmış. Keyifle okunan bir kitap.
156 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Özkan İrman'ın okuduğum dördüncü kitabı. Bazı bölümlerde kahkahalarla güldüğüm oldu. Bazı bölümlerde de içim bulanıp bu kadar da olur mu dedim fakat o kadardan da fazlası olduğunu biliyorum. Ticarete atılmayı planlayanlara iş hayatına yeni başlayanlara satır aralarında çok ince mesajlar var. Okuyarak değilde yaşayarak öğrenen bir toplumuz...Yaşamadan önce okuyun derim.
168 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Her işletmecinin okuması gerekiyor. Basit dil ile anlatılan eğlenceli aynı zamanda oldukça öğretici hikayelere sahip. Yazarın da yaptığı gibi ara ara açıp tekrar okumak gerekli. Okumaktan çok keyif aldım fakat çok az sayıda basılmış bulunması güç olabilir.
156 syf.
·5/10
BİTTİ !! Duygu'dan sonra Alininde hikayesini kendi ağzından okudum. Güzeldi. Çocukluğu, gençliği , işi ve canından çok sevdiği eşi Aslı ile tanışma ve evlenme hikayesi. Tabi sadece Aliyi değil Duygu ve Sedatı , Bekir ve Selmayı , Levent ve Zeynep cephesinde de neler olduğunu okudum. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Özkan İrman
Unvan:
Minteks Yönetim Kurulu Başkanı, Yazar
Doğum:
Bursa, 1964
1964 yılında Bursa’da doğdum. Henüz okula bile başlamadan babamın yanında ekmek parası serüveniyle tanıştım. Önceleri şunu al, şunu ver derken kendimi bulaşık yıkarken, boş toplarken, kuyruklarda beklerken buldum. İlkokula ‘kendi muhitim’ olan Hamzabey’de başladım. Okula giderken bir yandan da en küçük zamanı bile babamın üç tekerlekli arabasının yanında geçirir olmuştum.1970’li yıllar babamın yedeğinde Pirinç Hanı’na gidip gelerek geçti. Orası benim hem oyun parkım hem işyerimdi. Aslında oyun neydi, iş neydi? Onun bile ayrımında değildim tam. Çocukluk işte.

Muradiye Ortaokulu’ndan sonra, Tophane Endüstri Meslek Lisesi günlerim başladı ama Pirinç Hanı yine hep hayatımdaydı. Ben bir mezeci çırağıydım, derken işin kalfası oldum, ustası oldum. Hem lise bitti hem Pirinç Hanı. Babam emekli oldu. Ben de SKT yağ keçe ve rulman fabrikasına işçi olarak girdim. Orada çalışırken gazete ilavelerinden de üniversiteye hazırlandım. Bugünkü adıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım. O zaman adı; Dokuz Eylül Üniversitesi Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu idi. Okuldan sonra askerliğimi yedek subay olarak; Karakozak Türbesi dahil Suriye sınırında dört değişik karakolun, karakol komutanı olarak yaptım. Geceleri pusularda geçen zor günlerdi. Askerlik bitimi 1988 yılında Bursa’ya döndüm. Aynı yıl havlu sektöründe satış mümessili olarak çalışma hayatına atılmamın bir yıl sonrasında üniversiteden arkadaşım olan Selvinaz Hanım’la dünyaevine girdik.

Çalıştığım havlu sektöründe hep kendi markamı yaratmanın hayalini kurdum ve 1994 yılında ufak bir dükkanda başlayan Minteks maceramı 22 yılda yeniliğe ve kaliteye önem veren büyük bir şirket haline getirdim. Selvinaz Hanım’la evliliğimizden Irmak İrman Gazioğlu, İsmail Arda İrman ve Ali Tuna İrman isimlerinde üç çocuğumuz bulunuyor.

Bugüne kadar çevremde olup bitenleri gözlemleyerek ve hafızama kayıt ederek geçen günlerimden sonra Mezeci Çırağı Pirin Hanı, Kafamın Tasını Attıran Şeyler, Sizin Çentiğiniz Var Mı, We Are Going To Finland, Ortak Hadi Gel Batalım, Gül Ağacı Gül Beni ve Sosyal Medya Cinayetleri isimli 7 kitabımı* okurlarımla buluşturdum. Bunun yanı sıra bu yaz bir sinema filmi macerası geçti başımızdan. Laf ok gibidir derler ya bir TV programında ağzımdan dökülüveren “belki ben filme çekerim” sözü ok oldu hedefi vurdu. Pirinç Hanı Mezeci Çırağı kitabım senaryolaştırılarak beyazperdeye uyarlandı. Babam Mezeci İsmail Hakkı’ya karşı olan vefa borcumun bir kısmını da bu şekilde ödemiş oldum.

Bursa ile birlikte büyüyen ben, gözümün gördüğü yüreğimin hissettiği her şeyi kaleme almaya devam ediyorum.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.