Yaratıcılık, yerleşik örüntülerden kopmakla ilgilidir. Yaratıcı insanlar, normal olarak tamamen farklı görünen düşünceler veya şeyler ve ifade biçimleri arasındaki yeni ilişkileri algılarlar. Görünüşe göre bağlantısı kesilmiş bağları birleştirerek onlara yeni biçim verebilirler. Oyun da yerleşik örüntülerden kopma ve eylemleri veya düşünceleri yeni yollarla birleştirmekle ilgilidir.
Yaratıcılık ve inovasyon iş dünyasında birbirinin yerine kullanmasına karşın, biz bu kavramları ayırıyoruz. Yaratıcılığı, değişik düşünceler üretmek açısından; inovasyon ise bu düşüncelerin başarılı bir şekilde uygulanması ve başkalarınca benimsenmesi olarak ele alıyoruz. Bu bağlamda yaratıcılık inovasyon açısından, başarılı bir çıktı için hammadde sağlayan gerekli bir Öncüldür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Robert Provine (2002) “ha ha” diye çıkan gülme sesinin, şempanzelerin boğuşma oyunu oynarken “ho ho” diye çıkardıkları hızlı soluma sesinden evrimleşen, eski zamanlardan kalma biyolojik bir kökeni olduğunu savunmaktadır. Sıçanların boğuşma oyunu oynarken çıkarttıkları 50 kHz yüksek frekanslı sesler de insan gülüşünün öncülü olarak kabul edilmiştir(Panksepp,2007)
İnsanlar arasındaki farklılıkların çoğu küçüklükte yaşadıklarından kaynaklanır. Dolayısıyla çocuklukta oynanan oyunların yetişkinlikteki davranışlar üzerinde etkisi olmaması çok şaşırtıcı olurdu