~ KAÇIŞ : Başı - sonu belli olmayan bir zamana hapsolmuşum sanki. Bir şeyleri yarıda bırakmışım gibi bir huzursuzluk hissi. / 7
Ne kadar çok seversem özgür olmayı, o kadar büyük, o kadar güzel bahçeler büyüteceğim gönlümde, evrene inat kansız, kavgasız. Geceye inat doğacak gün, kedere inat güller açacak yüzümüzde... / 11
~ BIRAKIŞ : Tane tane konuşup, durumu iyi analiz edebilmeme aldanmayın lütfen. Ayaklarımın üzerine dik duruşuma da. Ne olmayı istediğim kişiye varabiliyorum ne de olduğum kişiye bir yer bulabiliyorum aslında. Söyler misiniz doktor bey, kaç tane "Ben" taşır bir insan içinde? İçime yerleşmiş, ezeli bir tam olmamışlık hissi. Sabırsız bir arayış, ümitsiz bir inanış. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, hep bir uzaklara kaçma hevesi... / 13
Bitmek bilmeyen devinimler yorgunu ruhum. / 15
Çocukluğumu ben mi kurguladım sizce doktor bey? Ben mi istedim yaşattıklarını kaderimden? Söyler misiniz doktor bey, benim çocukluğum daha mı az masumdu sizinkinden? / 15
Sahi... Bir şeye tutkuyla bağlanmak ruhunu ölümden alıkoyar mı insanın? Önce ruh mu ölür doktor bey? Tutunacak bir şey kalmadığında? / 17
~ Ne tuhaftı hayat. Birilerine ha bire vurup dururken, diğerlerine bir fiske zararı dokunmuyordu. / 23
~ SARNIÇ : Geçmiş neden bu kadar güzeldi? En katıksız kendimiz, en günahsız halimizi barındırdığından belki.
Geçmiş, artık ne yapsak da erişemeyeceğimizi bildiğimizden mi bu kadar güzeldi? / 27
Zaman... Bir avuç su gibi ellerimizden kayıp gidiyor... Zaman... Acımasız düşman. Katıksız merhem. Sessiz bilge... Ah zaman! Tanyerinde ağarıp guruba sürüklenen ömür... / 31
~ Kaçamıyorum, kaçsam neye yarar. Döneceğim yer kendimden başkası değil ya!
"Aynı yüreğin yorgunlarıyız biz. Aynı kalbin odacıklarında duvar komşularıyız. Aynı hükmün mahkûmları, aynı kaderin