Philip Pullman

Philip Pullman

Yazar
8.2/10
186 Kişi
·
420
Okunma
·
21
Beğeni
·
1.660
Gösterim
Adı:
Philip Pullman
Unvan:
İngiliz yazar
Doğum:
Norwich, Norfolk, İngiltere, 19 Ekim 1946
19 Ekim 1946’da İngiltere, Norwich’te doğdu. Hem babası hem üvey babası Kraliyet Havayolları’nda çalıştığından çocukluk yılları dünyayı dolaşarak geçti. Çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Avustralya’da çizgiroman dünyasıyla tanıştı. Özellikle Superman ve Batman’in tutkunu oldu. On bir yaşında tekrar İngiltere’ye döndü. Exeter Üniversitesi’nde İngiliz dili eğitimi aldı.
Bir süre değişik işlerde çalıştıktan sonra öğretmenlik yapmak için Oxford’a döndü. On iki yıl boyunca pek çok ortaokulda öğretmenlik yaptıktan sonra Westminster Üniversitesi’nde okutman olarak göreve başladı. Öğretmenlik yaptığı bu yıllarda kitap yazmaya başladı ancak yazarlık tüm zamanını almaya başlayınca öğretmenliği bıraktı.
İlk basılı romanı yetişkinler için olmasına rağmen Pullman ağırlıkla çocuklar için yazdı. Yirmiye yakın romanı olan Pullman’ın bazı romanlarının konusu okul çocukları için yazdığı piyeslere dayanmaktadır (Sisteki Yakut gibi). En bilinen çalışması Karanlık Cevher Serisi’dir. Seri, aralarında Carnegie Nişanı, Guardian Çocuk Kitapları Ödülü, Whitbread Yılın Kitabı Ödülü, Eleanor Farjeon Çocuk Edebiyatı Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül kazanmıştır.
432 syf.
·6 günde·6/10 puan
Fantastik kitap sevenler için güzel olabilir ancak ben çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim, karakterlere bir türlü ısınamadım . Oysa oğlum okumaya başladığımda çok seveceğimi söylemişti. Sanırım gençlere göre bir hikaye..
428 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Dizisini izlediğimden beri kitaplarını hemen okumak istediğim bir seriydi. Yeni baskısı çıkar çıkmaz aldım ve şu sıralar ne kadar meşgul olsam da okumadan edemedim.
Öncelikle dizi kitaplara beklediğimden çok daha fazla sadık kalmış. Bu yüzden olanları bilmeme rağmen kitabı yine aynı heyecanla sonunu bilmiyormuş gibi okuyabildim.
Kesinlikle muhteşem bir kitaptı. Başından sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Özellikle II. ve III. kısımlar o kadar heyecanlıydı ki elimden düşmedi kitap.
Serinin konusu kesinlikle çok orijinal ve ilgi çekici. Hem yarattığı evren hem de olaylar dizisi insanı içine çeken türden.
Öncelikle tüm kitaba hakim olan insanlar ve cinlerin bağı kesinlikle çok etkileyici ve bu bağın ne kadar özel olduğu size hissettiriliyor. Yeri geldiğinde bu bağ hakkındaki şeyler karşısında kanınız donuyor resmen.
Mekanlar, karakterler çok güzel anlatılıyor. Dizideki oyuncu seçimleri de çok iyi olduğu için izlerken de karakterlerden çok etkilenmiştim. Aynı hissiyatı okurken de tatmin edici bir şekilde aldım.
Kuzeyde geçen yerlerde yeri geldiğinde soğuğu ben bile hissettim. Burada çevirmenin de kesinlikle çok iyi bir iş çıkarmış olduğunu görebiliriz.
Kitap boyu tam olarak açıklanmayan bazı şeyler özellikle sonlarda açıklığa kavuşuyor ve yazarın kurgusunu döndürdüğü ana fikrin ne kadar etkileyici olduğunu fark ediyorsunuz.
İlk kitaptan sonra hem dizinin hem serinin olması gerekenden daha az bilindiği gerçeğine tekrardan şaşırıyorum. Böyle bir seriyi fantastik, bilim kurgu seven herkes mutlaka okumalı bence.
Arka kapaktaki övgülerin abartı değil de doğru çıktığı nadir kitaplardan diyebilirim. Okuyun, okutturun.
432 syf.
Bu evrenle BBC'nin uyarladığı aynı isimli His Dark Materials dizisi sayesinde tanıştım. Dizi başarılı bir şekilde evreni anlattığı ve bu evren son derece ilgimi çektiği için kitapları okumaya karar verdim.

Dizinin ilk sezonunu soluksuz izlemiştim ve ilk kitapta da evrene dair çok daha fazla şey göreceğimi düşünüp heyecanlanmıştım fakat aksine, dizide biraz daha fazla olaya yer verilmiş ve kitaba da son derece sadık kalınmış. Yine de olacakları bilerek ilerlemek okuma zevkimi hiç köreltmedi çünkü yazarın yarattığı evrenin yanı sıra, bu kez de anlatım diline hayran kaladım. Ayrıca karakterler çok bağlayıcı ve ilgi çekici, oldukça iyi yaratılmışlar.

İlk kitapta Lyra'nın kuzeye yolculuğunun sebebi ve maceraları anlatılıyor. Her bölüm, her sayfa dolu dolu; buna rağmen yazar o kadar güzel ve kendi ayağı üzerinde duran bir evren yaratmış ki, sanıyorum ilk kitaptaki olaylar sadece bir başlangıç. Philip Pullman cinleri, insanlarla aralarındaki bağları ve gerekli temel bilgileri çok güzel aktarmış, dolayısıyla okurken eksiklik hissetmiyorsunuz. Ayrıca bu evrendeki nispeten farklı toplumsal alışkanlıkları da bağlam içerisinde çok güzel yedirdiği için okumanın hiçbir anında "çiğ kalmış" hissiyatı oluşmadı bende. Yazarın anlatımı ve betimlemeleri yerli yerinde, sizi hiç sıkmadan kolaylıkla o anı gözünüzde canlandırabilmenizi sağlıyor.

Sonuç olarak karakterler son derece bağlayıcı, olaylar heyecanlı, anlatım çok güzel ve evren de sağlam temeller üzerine kurulmuş. Dolayısıyla her fantastik-macera severe hitap eder.
352 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Serinin ikinci kitabı evreni bir hayli genişletiyor ve belli şeylere açıklık getirirken aynı zamanda iyice kafa karışıklığına neden oluyor.
Lyra'nın dünyasına çok alıştığım için farklı dünyalarda geçen bu kitabı okumaya buruk başlamıştım ama sonra kurgu ve heyecan açısından ilk kitabı aratmadığını fark ettim.
Bu seri için çocuklara göre olduğunu söyleyenlere bir kez daha şaşırıyorum. O kadar derin konular ele alınmış ki etkilenmeden okumak mümkün değil.
Bazı bölümler okültik bir hava bile yaratıyordu. Özellikle bizim dünyamıza denk geldiğini düşündüğüm yerdeki kutup araştırmasının anlatıldığı yerler Lovecraft'ın Deliliğin Dağlarında kitabındaki havasını yarattı bende. Bunun dışında şamanizm unsurlarının kullanılması da benim için beklenmedik ve şaşırtıcıydı. Yazar aklına ne geliyorsa kullanmış ama öyle bir kullanmış ki her şey birbiriyle muntazam bir dengede.
Fantastik kurguların bilim kurguyla harmanlanması her zaman çok hoşuma gitmiştir, bu da başından beri bu çizgide ilerleyen bir seri ve gittikçe bu ikili daha çok birbirine giriyor.
Yeni karakter Will'e hemencecik alıştım, zaten dizi uyarlamasındaki ilk sezonda tanıtmışlardı. Kesinlikle çok farklı bir karakter. Burada yaş konusu benim biraz şaşırtıyor, çok küçükler. Onca olay için 12 yaş çok ilginç geliyor bana, o yüzden aklımda 15-16 yaşlarında iki çocuk canlandırıyorum elimde olmadan.
Bunun dışında yazarın kitabın sonunda yaşattığı iki kalp kırıcı olay için çok kırgınım resmen. İkisi de bir anda oluverdi. Yazarın bir özelliği de zaten çok önemli şeyleri birden açıklaması ya da olayların hiç beklenmedik bir anda gelişmesi gibi görünüyor. Bitişiyle sarsan bir kitap oldu.
Sonraki kitabı hiç bekletmeden okumaya başlayacağım
559 syf.
Araya giren bütünlemelerim okuma süremi uzattı ve ilk kez okuma süremin uzaması beni üzmedi. Çünkü bu seriden kopmak, okuyup bitirmek istemedim.

Karakterler, evren(ler) duyguların yerli yerinde oluşu ve müthiş bir denge ve gerçeklik içerisinde yansıtılması... Seriye her açıdan bağlanmak mümkün. Philip Pullman Altın Pusula serisinde hem hayal gücü hem de edebi anlamda sınırları zorlamış ve ortaya gerçekten de -hak ettiği değeri pek de görmeyen- kilometre taşı niteliğinde bir fantastik seri çıkarmış. Ana karakterler Lyra ve Will yolculuklarının sonuna geldiklerinde sayı olarak çok büyümemiş olsalar da içsel olarak onyıllarca yaşlanıyorlar ve okur olarak bu duygusal yıpranma süreçlerini hüzünle izlemekten başka çareniz olmuyor.

Üçleme hem çok iyi hem de çok üzücü bitiyor. Çok iyi bitiyor çünkü Pullman başından beri titizlikle işleyerek inşaa ettiği Altın Pusula evreninde sonu inanılmaz bir tutarlılıkla getiriyor. O yüzden okur olarak iyi bir tatmin yaşadım ben, havada kalmışlık hissi olmadı. Üzücü bitmesinin sebebi ise... bitmesi işte. (Spoiler vermemeye çalışırken ben)

Sonuç olarak Philip Pullman son derece akılda kalıcı karakterler yaratmış ve hikaye evreni de oldukça ilgi çekici olduğu için bu üçleme her açıdan çok keyifli bir okuma sunuyor. Ana karakterlerin çocuk oluşu ise kitabı çocuk kitabı kategorisine sokmak için yeterli bir nitelik değil kesinlikle. Lyra ve Will 12 yaşlarında olsalar da hikaye yer yer o kadar karanlıklaşıyor ve felsefi anlamda o kadar derinleşiyor ki, her yaştan insanı düşündürecek ve ürepertebilecek bir hal alıyor. Dolayısıyla Altın Pusula, -varsa- çocuk başkarakter önyargısını da bir kenara koyan her fantastik severin ilgiyle okuyabileceği bir kendini bulma macera yolculuğu.
516 syf.
·50 günde·8/10 puan
Bana kitap okuma alışkanlığını kazandıran Pullman’ın “Kuzey Işıkları” hatırladığımdan daha farklıydı. Kitabın ilk 230 sayfasının sadece bilgi yağmuru olması, ve başlarda yaşanan olayların arka planda kalması baya can sıkıcıydı. Fakat hikaye sonradan kendisini toparlayıp, baya hızlı bir şekilde ilerledi. İlk yarısı ne kadar yavaş ise ikinci yarısı da o kadar sürükleyiciydi. Belki de uzun süre sonra tekrar okuyor olmamdan da kaynaklı olabilir.
Hikayenin olay örgüsü başta biraz karışık ve çok fazla detay var fakat bu verilen bilgiler kitap ilerledikce daha da derinleşip, hikaye ile daha iç içe bir halde bize veriliyor.
Ana karakterin 11 yaşında bir kız olması arada, ama bu çocuk hani, gibi dememe neden olup, ana karakterin gelişimi için çok yer bırakmıyor olması da kitabın bir başka eksiği. Doğru ile yanlışı ayırt edebilen beyaz bir karakter fakat verdiği kararlar yer yer Lyra’yı gri tarafa itiyor gibi olsa da, günün sonunda tekrar “mutlak iyi” bir tarafta olcağını biliyorsunuz.
Yan karakterler de çoğunlukla aynı kaderi paylaşıyor, Mrs Coulter ve Lord Asriel hariç ki bu kitaplarda çoğunlukla başka karakterlerin gözlerinden tanıyoruz ve derinliğini hissediyoruz.
Gelelim kitabın olaylarına. Başta aşırı politik bir olay karmaşası ile karşılaşsak da kitabın sonuna doğru bu politik hikaye arkaplan da beklemeye giriyor. Ana hikaye ise tatmin edici bir şekilde bize sunuluyor. Olayları daha fazla anlatmak spoiler olabileceğinden burada bırakıyorum.
Kitap okumaya değer, fakat yaş grubu dikkate alınmalı çünkü çenesi kopan dili sarkan, parçalara ayrılan fok balıkları küçük okuyucuları biraz fazla etkileyebilir.
İthaki kitapları tekrar basacakmış, HBO da gelen dizisi olduğu için ama ne zaman matbaya girer bilmiyorum, fakat sahafları bi didikleyin derim.
352 syf.
Finallerimden dolayı uzun bir süre okuyamadım ama Karanlık Cevher evreni öyle güzel ki uzun süre ardından okumaya devam ettiğimde beni direkt içine çekmeyi başardı. Zaten hikayenin çok hararetlenen ve karışan kısmı olduğu için kitap bir çırpıda bitiyor, inanılmaz sürükleyici.

İlk kitap evrene giriş niteliğinde ve direkt Lyra'nın maceralarına odaklıyken bu sayıda hemen herkesin bakış açısından olayları takip etme şansımız oluyor ki bu da karakterlerle bağ kurma açısından önemli bir adım. Her karakter o kadar şahsına münhasır ki okurken hepsi tek tek her görünüşe ve her ruh haline kadar detaylı bir şekilde ve kolaylıkla zihinde beliriyor. Bu anlamda Philip Pullman son derece usta bir yazarlık koymuş ortaya.

Kitabın son çeyreğine kadar ayıla bayıla, çok heyecanlanarak ve çok çok hoşuma giderek okuduğum hikaye son bölümlerde artık üzücü, ciddi ve fazlasıyla vurucu olmaya başlıyor ki bu da hikayeyi biraz ağırlaştırdı. Hatta kitabın yarısından itibaren sık sık "Bu seriye çocuk kitabı demek çok doğru bir tercih değil." diye düşündüm. Genç-yetişkin kitaplarına lafın gelişi sık sık çocuk kitabı da denebiliyor ama bu seriye çocuk kitabı demek pek de doğru değil bence.
(spoilerımsı)
Sonuç olarak üçüncü kitabı okumak için son derece sabırsızlansam da bir yandan da elim hiç gitmiyor çünkü seri bitecek. :) İlk kitaptaki ikonik çinganların bu kitapta olmayışı ve vu kitaptaki bazı karakterlerin da son kitapta olmayacak oluşu çok üzücü.
432 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabın yeni basımlarını gördüğümde hemen almak istedim çünkü kapak tasarımları çok hoşuma gitmişti. Gelelim hikayeye hikaye Lyra adlı yetim bir kızın başından geçen olayları anlatıyor kitabın beni en çok kendine çeken durumu hikayenin Lyra adlı karakter üstünden gitmesi yani Lyra bir anlamda siz oluyorsunuz Lyra neler yaşıyorsa onları yaşıyorsunuz Lyra ne kadar şey biliyorsa siz de o kadar şey biliyorsunuz ne eksiğini ne fazlasını. Gelelim konuya kitabın konusu Oxford Üniversitesi'nde alimlerle yaşayan Lyra'nın bir gün amcası Lord Asriel'in ziyarete gelmesiyle beraber hayatı değişiyor. Amcası Oxford'daki alimlerden kuzey ışıklarında ki alternatif bir evrene ait olan şehri ve Toz adı verilen büyülü maddeyi araştırmak için maddi destek istemeye gelmiştir. Aradığı desteği bulan Lord Asriel'in zırhlı ayıların hüküm sürdüğü kuzeye yolculuğu başlamıştır. Amcasının kuzeye yolculuğu başladıktan kısa bir süre sonra Lyra Bayan Coulter adında bir kadının yanına asistan olarak verilir fakat bu sırada Lyra'nın en yakın arkadaşı Rogers Hamhumlar denilen bir örgüt tarafından kaçırılmıştır bunu öğrenen Lyra'nın arkadaşını kurtarmak için yollara düşecektir bu yolculukta çeşitli olaylar yaşayıp şok edici gerçeklerle karşılaşır. Kitabı okurken öğrendiğiniz şeyler sizi etkiliyor kuzey kısımlarında gerçekten oradaymış gibi üşüyüp içiniz ürpertiyle doluyor. Kitap fantstik bir eser olmasına karşın içinde çeşitli bilimsel öğelerde yer almaktadır. Fantastik eser sevenlere öneriyorum benim gibi fantastik edebiyata yeni giriş yaptıysanız ideal bir başlangıç olacaktır bu kitap iyi okumalar.
568 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10 puan
Uzun zamandır bağlandığım bir seri okumuyordum. O yüzden bir şey bitince boşluğa düşme hissini uzun süredir yaşamamıştım.
İşte serinin son kitabını okuyup bitirince de böyle oldu. Hatta bitmesin diye yavaş yavaş okudum, elim gitmedi hemen bitirmeye.
Bir de Pullman pek yüz güldüren bir son hazırlamamış, o da tuz biber oldu.
Bu seriyi çocuk kitabı olarak indirgeyenlere bir kez daha şaşıyorum. Aslında çok cesur bir kitap, alegorilerle dolup taşan ve zamanında yasaklanan bir seri. Yeri geldiğinde kanımın donduğu yerler oldu, yeri geldi kitabın aykırılığına şaşıp kaldım.
Ama her açıdan benim için çok etkileyici bir seri olmayı başardı. Aklımda özel yer edinen ve kalıcı iz bırakan kitaplar arasına girdi.
Şimdi de istediğim iki şey var: Dizisinin de aynı çizgide ilerlemesi ve aynı evrende geçen diğer serinin de en yakın zaman tamamlanıp çevrilmesi.
Ha bir de yakın zamanda kitap ve dizi için daha fazla illüstrasyon, ya da "fan art", yapılmasını diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Philip Pullman
Unvan:
İngiliz yazar
Doğum:
Norwich, Norfolk, İngiltere, 19 Ekim 1946
19 Ekim 1946’da İngiltere, Norwich’te doğdu. Hem babası hem üvey babası Kraliyet Havayolları’nda çalıştığından çocukluk yılları dünyayı dolaşarak geçti. Çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Avustralya’da çizgiroman dünyasıyla tanıştı. Özellikle Superman ve Batman’in tutkunu oldu. On bir yaşında tekrar İngiltere’ye döndü. Exeter Üniversitesi’nde İngiliz dili eğitimi aldı.
Bir süre değişik işlerde çalıştıktan sonra öğretmenlik yapmak için Oxford’a döndü. On iki yıl boyunca pek çok ortaokulda öğretmenlik yaptıktan sonra Westminster Üniversitesi’nde okutman olarak göreve başladı. Öğretmenlik yaptığı bu yıllarda kitap yazmaya başladı ancak yazarlık tüm zamanını almaya başlayınca öğretmenliği bıraktı.
İlk basılı romanı yetişkinler için olmasına rağmen Pullman ağırlıkla çocuklar için yazdı. Yirmiye yakın romanı olan Pullman’ın bazı romanlarının konusu okul çocukları için yazdığı piyeslere dayanmaktadır (Sisteki Yakut gibi). En bilinen çalışması Karanlık Cevher Serisi’dir. Seri, aralarında Carnegie Nişanı, Guardian Çocuk Kitapları Ödülü, Whitbread Yılın Kitabı Ödülü, Eleanor Farjeon Çocuk Edebiyatı Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül kazanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 420 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 311 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.