Pınar Öztamur

Pınar Öztamur

Çevirmen
8.8/10
43 Kişi
·
84
Okunma
·
0
Beğeni
·
24
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
186 syf.
Daha ilk cümleleriyle sizi bulunduğunuz mekândan koparan, zihninizde ayaklarını çatlatırcasına koşturan eserler vardır. Öyle ki her cümlede durup bir dinlenme ihtiyacı duyarsınız, sanki diğer cümleye geçerseniz benzersiz bir sanat eseri elinizden düşüp kırılacakmış gibi...

Emerson'un dehasına duyduğum ilk şaşkınlığın etkisiyle bahsetmek istediğim pek çok şeye değinemeyeceğim muhtemelen. :)

Öyle bir dil kullanmış ki; karşınıza alıp herşeyi bütün yalınlığıyla anlatabileceğiniz dostunuz olmuş. Gözlerine bakıp içtenliğinde şifa bulduğunuz anneniz olmuş.Vakarına bakıp başınızı öne eğeceğiniz babanız olmuş. 'Bırakın' diye içini dökmüş. 'Bırakalım' diye, size senelerdir duymak istediklerinizi, ifade etmek için çırpındığınız, haykırmak için beklediğiniz hakikatleri duyurmuş.

İnsanın kendine bakışına, aklının sadeliğinde gizlenen sonsuzluğa işaret ederek çeki düzen veriyor yazar.Siz başkasının ruhundakini görmekle kendinize bakarsınız, başkasının aklıyla düşüncelerinize yakınlaşır, insanlığın müşterek ve mucizevi doğasında kendi cevherinizin parladığını hissedersiniz...Bu fikri deneyimlemek muazzam bir ufuk açtı düşüncelerimde...

"Bu uyum sağlama oyununun nasıl bir kö­rebe olduğunu görmek gereklidir."

Silindiğinizi duyumsadığınız, hep bir ağızdan nefes alıp, hep bir zihinden sustuğunuzu ve hep bir övünçle, aynılaşmanın korunaklı rüyasını gördüğünüzü hissettiğiniz zamanlarda, saklandığınız şeylerin içinde aynı renge bürünmüş bir mahlukken nasıl sobeleyeceksiniz kendinizi? Bunu dert edinmeli...İşte bunun işçiliğine gönül vermeli...Herşeyin bir parçası olmanın memnuniyetsizliğinden, eriyen ve bütünleşen bir karışımın özünden bir numune olmanın hissizliğinden kurtar kendini ve lâyık olduğun saygıyı göster, kimsenin değil ama kendi doğanın karşısında ilikle düğmelerini.Çünkü kim olduğunu bilmeden, zerreden sonsuzluğa eremezsin...Yahut sende gizlenen o ışığın şiddetini bilemezsin.

Emerson transandantalist'lerin öncülerindendir. Bu nasıl bir akım diye soracak olursanız, her bireyin ruhunun dünyanın birebir bir mikrokozmozu olduğunu ve kişinin kendi iradesiyle, iç dünyasında ki hâkikâte erişebileceğini savunurlar.Bu eserde de 'özgüven' ve 'tarih' kısımlarında bu gerçeğin vurgulandığını gözlemliyoruz.

İlk kez dostluk üzerine böyle kusursuz bir deneme okuyorum, bu bölüm kendi başına bir eserdi.

"Bırakalım birbirine bakan, birbirinden korkan iki büyük ve zorlu kişilik, bu farklılıkların altındaki onları bir araya getiren derin kimli­ğin farkına varmadan bir ittifak kursunlar."

Bütün dostluk tanımlarını altüst eden bir yaklaşım bu, fakât son derece isabetli.Zira birlikte yürümek, fikirlerin birlikteliği koşulunu dâhi reddeder. 'Avatar' filminde, kâlbinden geçenleri biliyorum mânâsında bir cümle vardı; "Seni Görüyorum"

Aslolan kâlbin kâlbi görmesi ise, sözlerin, fikirlerin, bir arada, gözgöze olmanın geçerliliği de siliniyor.
Dostlukta kaybedilen bir zaman var ise, o da iki kalp atışı arasında ki zamandır.

Başladığımda geceyi yarılamıştım fakât elimden bırakamadım eseri...İnsan çözümleyemediği tasavvufi bir mevzunun etraflıca üzerinde durulduğunu farkedince sanıyorum günlerce de sürse, mutlaka son cümleleri okumak istiyor.Şaşırtıcı biçimde kader ve tevekkül, ruhun inkişafı, imanın gereklilikleri konularını, pek çok tasavvufi eserde rastlayamayacağımız bir derinlikle ele alan Emerson'a hayranlığım "İlâhi Ruh" denemesiyle zirveye ulaştı.

Ezcümle benim için tarifsiz bir tecrübe oldu...Bu tespitler kitabını mutlaka okuyun, hediye edin, hattâ koli koli dağıtın :)

Derin saygımla...

Not-1: Eserle tanışmama vesile olan Dost'a teşekkür ederim :)
Not-2: Bu bir inceleme değildir. Bilgi edinmek isteyen arkadaşlar için okuma notlarımdan ibarettir.
186 syf.
Başında ve sonunda Nietzsche’nin

“Kendimi Emerson’a o denli yakın buluyorum ki onu övmekten çekiniyorum, çünkü kendimi övmüş gibi olmaktan korkuyorum” sözü yer alıyor.

Bu sözü gördüğümde anlamıştım okunması zor kitap dedim kendime. Çünkü Nietzsche de zordur. Severim zor kitapları çünkü anlayabilmek için tekrar tekrar okursunuz ve bu sizin aklınızda yer eder. Düşünme fırsatı verir size. Düşünme yorumlama.
Kitabı okurken günümüz dünyasını yaşıyormuş günümüzden bahsediyormuş gibi hissediyorsunuz, buda kitabın evrenselliğini gösterir.
Bir tarafı itici geldi belki tam anlayamadım kitabın adından da anlaşılacağı gibi insanın görkemine bu kadar değer katmak erdemli ve etik anlayışla çelişiyor bence.
Tavsiye ederim.
186 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Yazarı ilk defa duydum. Kitabını merak ettim ve sosyal çevrede araştırınca da beğenildiğini, olumlu yorumları hatta yazarın neden diğerleri kadar ön planda olmadığı gibi serzenişlerle karşılaşınca merak edip okudum bu eseri.
Biri 1841 diğeri 1844 yılına ait 2 bölümün birleşiminden elde edilen hikayelerden yararlanılmış bu eserde.
İlk bölümde Tarih, Özgüven, Dostluk ve İlahi Ruh üzerinde durulurken; İkinci bölümde Şair, Tecrübe ve İlahiyat Fakültesi’nde Yaptığı Konuşma paylaşılarak kitap tamamlanmış.
Metinlerde geçen sözlerden bazıları çok hoş. Anlatım tekniği de oldukça yalın ve pek fazla süslü dil kullanmamış. Aksine süslü anlatımlara da karşı olduğundan bahsetmiş. Tabi ki ara sıra süslü metinleri de yok değil ama genel tarzı bu ve hoş bir deneme olmuş. Gerçi çağımızın 1-2 sayfayı aşmayan ‘Deneme’ metinlerine göre ortalama 30 sayfalık deneme metni verilmesi de hoş bir durum olarak değerlendirilebilir. Söyleyeceklerim bu kadar.
Merak eden, geçmiş yazarlara ilgi duyan arkadaşlar için iyi bir yol alternatifi. Dün yola çıkarken okudum, bugün de yoldan dönerken bitirdim. Öyle de çabuk bitebiliyor. Şimdiden keyifli okumalar ve iyi tatiller dilerim..
186 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın başlığının üzerinde ve arka kapağında Nietzsche’nin, “Kendimi Emerson’a o kadar yakın buluyorum ki onu övmekten çekiniyorum, çünkü kendimi övmüş olmaktan korkuyorum.” sözü basılmış. Nietzsche’nin bu sözünü kitaplarının arasında okuduğumu hatırlamıyorum ve biraz şüpheyle bakıyorum. Ama Şen Bilim kitabında Emerson’ın bahsi geçtiği şöyle bir notu var Nietzsche’nin : “Bu yüzyılda dört ender, gerçekten şiirsel insan düzyazıda ustalığa erdi. Bu yüzyılın şiirsiz olmasını onlar sağladı. Onlar olmasa, benim kabul ettiğim gibi bu yüzyıl olmazdı. Goethe’yi görmezden gelerek: Giacomo Leopardi, Prosper Merimee, Ralph Waldo Emerson ve Walter Savage Waldor’u Imaginery Conversations’un yazarını düz yazının ustası olarak adlandırmaya değer sayıyorum.”(sf.101) Emerson’un toplu yazılarından seçilen altı deneme ve bir söylev kitaba alınmış. Her bir deneme dolu dolu ve erdem yüklü. Saygı duydum. Umarım daha fazla çeviriler ile Emerson’a daha çok yaklaşma ve onu daha iyi anlama fırsatını buluruz.
Emerson'un modern zamanlarda Türkçe'ye çevrilmiş ilk kitabı. Elimde 50'lerde yapılmış cep kitapçıkları da var. Emerson'un bu ülkede tanınmıyor oluşu çok büyük kayıp. Gerçi siz onu özlü sözlerinden tanıyor olabilirsiniz, zira satır aralarında muhakkak bir sözüne rast gelmiş olma olasılığınız var. Neyse benim yorumum biçare siz okuduğunuzda ancak anlayabileceksiniz dile getiremediklerimi...
186 syf.
·5 günde·9/10
Emerson'u ilk kez okudum, altı deneme ve bir söylevden oluşuyor bu kitap. Söylev, Hristiyanlık üzerine olduğu için aslında bu kitapta olmasa da olurmuş... Diğer denemelere bakalım,
. Özgüven
. Dostluk
. İlahi ruh
. Şair
. Tecrübe
. Tarih
Temel konular. Biraz Montaigne gibi yazdığını söylemek mümkün. Özellikle basit sayılabilecek bir tarz seçtiğini söyleyebiliriz. Genç okurlara daha çok hitap edeceğini düşünüyorum.
186 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın içerisinde çok etkileyici ve insana coşku veren bölümler var. İçeriği fazlasıyla doyurucu. Kitap; Din, epistemoloji ve diğer düşünce alanlarında sonsuz soruları olan, şüphecilik de zirve yapan baş yapıt.
186 syf.
·Beğendi·8/10
Burada değil kendisi,
Gördüğünüz, varlığının en küçük zerresi;
O kadar engin, o kadar azametlidir ki,
Bu damın altına sığamazdı,
Bütünüyle burada olsaydı

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 84 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 175 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.