Yao dünyaya hükmettiği zamanlarda bile kendisini asla altınla, inci ile gümüşle yemiş taşıyla donatmadı. Nakışlı, işlemeli ya da abartılı tasarlanmış kıyafetler giymedi. Değişik, sıradışı, garip, nadir şeylerle ilgilenmezdi. Gösterişe değer vermez ve şehvetli müzikler dinlemezdi. Saray duvarlarını ve binaları beyaza boyatmadı;dahası kirişleri, daire yada kare şeklindeki çatıları ve sütunları dekoratif bir şekilde oymalarla süsletmedi. Hatta avlu'daki kamışları bile budatmıyor, onlar kendi kendilerine büyüyerek tüm avluyu kaplıyorlardı. Soğuktan korunmak için sıradan kıyafetlerinin üzerine güderi bir kaftan giyerdi.Pişmemiş darı ve tahıl yer, posalı karışık sebze çorbaları içerdi. Zamansız dayatmaları ile asla insanların tarım ve ipek sezonlarını baltalamazdı. Kanunlar ve tedbirlerle hileli ve kötülüğü yasakladı.
Eğer birinin hak ettiğini görürse, ondan nefret bile etse hemen ödüllendirdi. Sevdiklerinin içerisinde eğer biri suçluysa onu kesinlikle cezalandırırdı., Dul ve yetimleri, yaşlı askerleri korur, talihsizlik ve kayıplar yüzünden acı çeken ailelerin geçimlerine yardımcı olurdu.
Kendisi için tahsis ettiği özel toprağı oldukça zayıf ve gösterişsizdi. Çok sayıda insan açlık ve soğuktan acı çekmediği için mutlu ve huzurlu görünüyordu. Yüzlerce aile hükümdarlarına sanki güneş ve aymışcasına saygı duyuyor, kendi ana - babaları kadar duygusal anlamda bağlılık gösteriyorlardı.