Rauf Mutluay

100 Soruda Türk Edebiyatı yazarı
Yazar
Derleyen
7.5/10
7 Kişi
65
Okunma
7
Beğeni
2.451
Görüntülenme

Hakkında

Rauf Mutluay 1925 yılında Eskişehir’de doğdu. İlk ve ortaokulu annesinin ölümü üzerine babasının göç etmek zorunda kaldığı Kütahya’da okudu. 1939’da İstanbul’a geldi, İstanbul Erkek Lisesi’ni (1942) ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak okuduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1946) bitirdi. 1947’den başlayarak Antalya, Kastamonu, Edirne ve İstanbul liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1974’te emekli oldu; öğretmenliğini Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü ve Unkapanı Dershanesi gibi çeşitli kurumlarda sürdürdü. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kitaplığı’nda, çeşitli yayınevi ve ansiklopedilerde çalıştı. 14 Mayıs 1995 günü İstanbul’da öldü. Rauf Mutluay’ın ilk öyküsü (“Bir Selâm”) ve (Aldous Huxley’in Yeni Dünya romanı üzerine bir yazı olan) ilk eleştirisi 1946’da Gün dergisinde çıktı. 1957’den başlayarak Cumhuriyet, Dünya, Kim, Hür Vatan, Varlık, Türk Dili, Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Papirüs ve Milliyet Sanat gibi gazete ve dergilerde kitap tanıtma, deneme ve eleştiri yazıları ve birkaç öyküsü yayımlanan Mutluay, 1969-78 arası Cumhuriyet gazetesinde “Kitaplar” ve “Edebiyat Sohbetleri” üstbaşlıklarıyla düzenli yazılar yazdı. Özellikle eleştirmen Fethi Naci’nin Gerçek Yayınevi’nin “100 Soruda” dizisi için hazırladığı kitaplarda eleştirilerini ekonomik, toplumsal ve siyasal temeller üzerinde geliştirdiği görüldü. Eski ve yeni edebiyatın sorunlarını işleyen yazılarının yanı sıra Bende Yaşayanlar kitabında roman kişilerini kendi çağları içine oturtarak inceledi.
Ünvan:
Edebiyat Eleştirmeni, Yazar
Doğum:
Eskişehir, Türkiye, 1925
Ölüm:
14 Mayıs 1995

Okurlar

7 okur beğendi.
65 okur okudu.
5 okur okuyor.
44 okur okuyacak.
2 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 53.3
Erkek% 46.7
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Buna kar­şılık, istibdata taraftar çıkacak siyasi partiler mevcut olmasa bile siyasi müesseseler vardı. Bunların başında saray geliyordu. Kültür yönünden çok düşük ve çoğu kölelikten yetişmiş insan­ ların doldurduğu saraydan, padişahı meşrutiyet yolunda teşvik edici bir ses yükselemezdi. Sarayın yanında Babıâli, Bâb-ı Me­şihat da meşrutiyetin aleyhinde ve istibdadın lehinde idi. Halkın büyük çoğunluğuna gelince, henüz meşrutiyetin ne olduğundan habersizdi.
Reklam
Reklam