Elli ile yetmiş arasında evlerini ve işlerini çocuklarına bırakıp İsviçre, ya da Riviyera’da oturan İngilizler pek akıllı insanlar; kitap ve gazete okurlar, ağır ağır hiç bir iddia gütmeden biraz spor yaparlar ve akşamları briç oynarlar. Onlardan biri olmağı ve hiç bir çekiciliği kalmıyan işimi bırakmayı pek isterdim.
Hissetmeğe başladığı ve zaman zaman gelen tedirginlikleri, değişik durumlarla besleniyor, gittikçe sıklaşıyor ve güçlükle atlatılıyordu. Ünlülük madalyasının öteki yüzü, gittikçe artan tedirginliklerdi ve ünün en yükseğine ulaştığından ayak uydurmakta güçlük çekiyordu. Bir yandan da, sanatçı sorumluluğu duygusu artıyor ve bunun sonucu elinde olmadan acı çekiyordu. Değişikliğe kavuşmak için gittikçe artan bir istek duymaktaydı
Friderike Zvveig’in notu.
Stefan Zweig’in Noele kızması ve o günlerde çok kere evden uzaklaşmasının, gençliğinde bu
sevinçlerden yoksun kalmasından ileri geldiğini sonraları anladım (Friderike Zvveig’in notu.)