Sibel, Kemal'in zayıflıklarını ve o melankolik yanını "düzeltilmesi gereken bir kusur" olarak görüyordu. Aralarında gerçek bir ruhsal bağdan ziyade, iyi planlanmış bir ortaklık vardı.
Füsun hiç olmasaydı bile, Kemal’in o tatminsiz yapısı başka bir yerde patlak verirdi. Sibel'in kontrolcü yapısı, Kemal gibi ne istediğini tam bilmeyen bir adamı sadece kısa süreliğine hizaya sokabilirdi.Kemal’in Sibel ile olan nişan süreci, tam bir dürüstlük ve irade sınavıydı; o ise sınıfta kaldı. Sibel her ne kadar kontrolcü biri olsa da, aralarındaki ilişki bir noktadan sonra sadece toplumsal bir projeye dönmüştü. Evlenselerdi bile o steril ve planlanmış hayatın içinde gerçek bir mutluluk bulmaları imkansızdı.
Kemal’in asıl hatası, Füsun’a olan hislerini fark ettiği an statüsünden ve konfor alanından ödün vermeyip Sibel’i serbest bırakmamasıydı. Hem cemiyet hayatındaki yerini korumaya çalışıp hem de tutkusuna tutunmak istemesi, her iki kadının da hayatından çalmasına neden oldu. Kendi kararsızlığı ve bencilliği, hikayeyi bir aşk romanından ziyade bir "seçememe" trajedisine dönüştürdü.Ayrica kitap gereksiz uzatilmis..