Boşa geçen bir yaşamdan bıkan, öteki dünya umudu taşımayan mutsuz insan, doğduğu andan itibaren hiçe eğilimlidir. Ölüm bir şeyin sonu değil, yokolma olmalıdır.
Çözüm gökyüzünde olmadığı gibi, hiçte de değildir. Çözüm, bir süt kasesi ile yaban çilekleri dolu bir tepsiyi sunan genç bir kadının hareketinde gizlidir. Yaşama ve sevme sevincini anında tatmak gerekir. Bir bebeğin ilk adımlarını izleyen birbirine bağlı bir çift, bütün haçlı seferlerinden ve papazların dayattığı öteki saçmalıklardan daha değerlidir. Mutluluk, yaşam ile sevginin dinginlik verici buluşmalarındadır. Kıyamet, aslında basit olan bu çözüme ulaşamamış olan her şeyi alıp götürecektir.