İbn Haldun Mukaddime'sinde, yenilen toplumların, galiplerin dil ve kültürlerini taklid ettiğinden bahsetmek tedir. Gerçekten de yenilen insanların, yenilgilerinin nedenlerini, fatihlerin kültür ve kurumlarına atfetme eğilimi vardır.
Hatırlatılması gereken şey, bu disiplinin doğduğu dönemlerde, bu bilgiler için giderek büyüyen bir ihtiyacın varolduğudur. Bu talep, yaygınlaşan fetihler ve sömürgeciliğin çıkarlarından kaynaklanıyordu. Yeni sömürge toprakları elde edildikçe sömürgeciler yeni kültürler, yeni dinler ve kendilerine yabancı olan fikirlerle karşı karşıya geliyorlardı. Batılı olmayan bu halkları kontrol edebilmek için dinleri ve kültürleri konusunda daha fazla bilgiye ihtiyaç vardı.
Edward Said, bu noktada Oryantalizmin en uygun tanımını şöyle yapar: «Fonksiyonu açıktan açığa farklı bir dünyayı anlamak, bazı durumlarda kontrol etmek yönlendirmek, hatta eritmek olan» bir disiplin
Çünkü, İslam'ı müslumanlar gibi anladığımızda reforma ihtiyaç yoktur. Bir tarihte, Muhammed Abduh'un da dediği gibi, 'eksiklik içeren şey İslam değil, müslümanlardır.
Duncan Mac Donald Müslüman toplumlarının Avrupa medeniyetiyle karşılaştıkları zaman İslam inancının çöküntüye uğrayacağına inanıyordu. «Muhammed efsanesi» çöktüğünde, yani «onun kişiliği ve hayatı hakikat ışığı altında incelendiğinde», «bütün inanç çökecekti.» «Bu insanların, Hristiyan okulları ve rahipleri tarafından kurtarılması, kazanılması gerekiyordu. Misyoner faaliyetlerinin en etkili biçimde gerçekleştirilebileceği şekil, «Muhammedizm'e cepheden saldırma değildi. «Aksine yeni fikirlerin, bu inancın temelini aşındırmasını beklemek yeterliydi.»
Said'in oryantalizm çözümlemesindeki en önemli tespit şuydu: Biz, Doğulular hakkında bilgiye sahiptik ve onlar hakkında konuşuyorduk. Oysa onlar ne kendilerini kavrayabiliyorlar ne de bizim hakkımızda konuşabiliyorlardı.
Çağımızda İslam'ın yanlış anlaşılması oryantalistlerin İslam'ı durağan ve değişmez bir varlık olarak anlamaları ile başlıyordu. Bu anlayış, safiyetini korumak ve gelişmek arasındaki çelişkiyi vurgulayarak yanlış anlamayı sürdürüyordu.