Ross King

Ross King

Yazar
8.7/10
10 Kişi
·
34
Okunma
·
0
Beğeni
·
168
Gösterim
Adı:
Ross King
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Estevan, Kanada, 16 Temmuz 1962
Ross King 1962 yılında Kanada’da doğdu. 1992 yılında İngiliz edebiyatında akademik kariyer yapmak amacıyla İngiltere’ye geldi. 2002 ve 2003 yıllarında Domino ve Michelangelo and the Pope’s Ceiling adlıiki kitabı Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı. Michelangelo üzerine yazdığı kitabı New York Times’ın çok satanlar listesinde uzun süre yer aldı ve hayli ilgi gördü. Brunelleschi’s Dome: How a Renaissance Genius Reinvented Architecture adlı kitabı ABD çapında ses getirerek, “The 2000 Book Sense Nonfiction Book of the Year” ödülünü aldı.

Avrupa kültür tarihi üzerine hayranlık uyandıran bilgisiyle dikkat çeken Ross King, İngiltere’de, Oxford yakınlarında yaşıyor.
Machiavelli’ye gelince, onun ahirette görülecek hesaplarla işi yoktur. Hıristiyanlık öğretisini umursamaz, soğukkanlılığı ve arsızlığı elden bırakmadan kötülük yapmanın yollarını anlatır. Bu yüzden sonunda adı iblise çıkacaktır. İngiliz tarihçi Lord Macaulay’in 1827’de yazacağı gibi, korku ve şaşkınlık duymadan Hükümdar’ı okumak imkansızdır.
"...çünkü her zaman iyi bir insan olmak isteyen kişi, iyi olmayan onca insan arasında kesinlikle yıkıma uğrayacaktır" -
Machiavelli bu dönemde bir metin üzerinde titizlikle çalışmış görünüyor. Bu, Romalı filozof Lucretius’un De rerum natura’sıydı. Eserin yeniden keşfedilen tek bir el yazması vardı, o da 1417’de Floransa’ya geri getirilmişti. Lucretius’un temel savı genç Machiavelli’nin büyük ilgisini çekmiş olmalı: Lucretius, akla başvurarak ve doğanın içindeki işleyiş düzenini yakından inceleyerek korku ve dinsel bağnazlığı defetmeyi salık veriyordu.
Machiavelli, Medici ailesinin kalbine açılan kapının kilidini eline almışsa, bunu her şeyden çok Adamotu oyununa borçluydu. Hükümdar’ın başaramadığını, zina, hile ve dini istismar gibi temaların işlendiği bir kaba güldürü başarmıştı.
Sıkı bir klasik edebiyat okuruydu, ama kumar oynamak ve fahişelerle yatıp kalkmak gibi daha az ulvi uğraşlardan da geri kalmazdı. Bir arkadaşının söylediğine göre “hayli sevimli ve matraktı”, bir diğerine göreyse, şakaları ve nükteleriyle herkesi “gülmekten kırıp geçirirdi”. ‘Machia’ diyorlardı ona; iftira ya da şaibe anlamına gelen macchia ile yapılmış bir kelime oyunuydu bu; sivri dili ve kaba şakalarıyla az kişiyi gücendirmemişti.
Giovanni Pico della Mirandola’nın ilk kez 1486’da yayımlanan İnsanın Özsaygısı Üzerine Söylev’de zarif bir dille ifade ettiği düşünce ile Machiavelli’nin insana bakışı arasındaki çelişki dikkat çekiciydi. Pico insanın Yaradılış’ın en mucizevi ürünü olduğunu savunuyordu, çünkü diğer yaratıkların aksine, insan doğa yasasına kesinlikle tabi değildi. Tanrı insana kendi doğasına biçim verme yetisi ve özgürlüğü vermişti. “İnsan için ne müthiş ve eşsiz bir mutluluk ki,” diye haykırıyordu Pico, “ona seçtiğine sahip olma, istediğini olma imkanı bahşedilmiştir.” Oysa Machiavelli bu mutluluğu insana çok görüyordu: Onu zorunluluk hapishanesine mahkum ediyor ve yalnızca doğasının buyruklarına uygun şekilde davranmasına müsaade ediyordu.
Machiavelli, yaygın kanının aksine, yazılarında düşmanı kirli oyunlarla alt etmeyi öğütleyen basit bir doktriner değildir. Öyle olsaydı, hakkında bu kadar çeşitli yorum yapılamazdı. Karmaşık bir düşünür olduğu içindir ki, Isiah Berlin, 1971’de New York Review of Books’ta yayımlanan bir makalesinde Hükümdar’ın yirmi farklı okumasından söz edebilmiştir. Örneğin Bertrand Russell eseri bir gangster el kitabı olarak tanımlarken; Bolşevik bir yazar, iktidar ilişkilerinin diyalektiğini kavrayışıyla Machiavelli’yi Marx ve Lenin’in habercisi olarak görür. Berlin’in sorusu şudur: “Başka hangi yazar, amaçları konusunda bu kadar derin ve bu kadar geniş bir görüş ayrılığı yaratabilmiştir?”
Savaşı hayvanca bir kudurmuşluk olarak görüp dehasını ölümcül silahlara adayan Leonardo gibi, o da paradokslar ve tutarsızlıklar içinde yüzer.
İnsaniyete inandım, sadakate ve dürüstlüğe inandım.’ Bu sözü bir özel kişi söyleyebilir; bu yüzden bir kayba uğrayacak olursa, bu onun kendi sebep olduğu bir kayıptır. Ama, bir hükümdar böyle söyleyemez, çünkü uğrayacağı kayıp, onun kişisel kaybı olmayacaktır, o yalnız kendisi başarısızlığa uğramakla kalmayacaktır. Özel işlerinde, o, istediği kadar insaniyete inanabilir: yanılacak olursa, zarar kendi zararıdır, ama, böyle bir inanca dayanarak, bütün bir ulusu riske sokmaya kalkışmamalıdır, çünkü bu ulusun ve belki bununla birlikte başka ulusların ve yine belki bunlarla birlikte tüm insanlığın binlerce yıllık bir mücadeleyle elde etmiş olduğu en soylu başarıların, sırf o hükümdar hakkında insaniyete inanmıştı denilsin diye tehlikeye atılması doğru bir şey değildir.”
192 syf.
·9/10
Prens ten önce okunması gereken ya da kim uşbu Machiavelli diye aklınıza takılıyorsa okuyabileceğiniz harika bir biyografi. Yazarın da ellerine sağlık

Yazarın biyografisi

Adı:
Ross King
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Estevan, Kanada, 16 Temmuz 1962
Ross King 1962 yılında Kanada’da doğdu. 1992 yılında İngiliz edebiyatında akademik kariyer yapmak amacıyla İngiltere’ye geldi. 2002 ve 2003 yıllarında Domino ve Michelangelo and the Pope’s Ceiling adlıiki kitabı Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı. Michelangelo üzerine yazdığı kitabı New York Times’ın çok satanlar listesinde uzun süre yer aldı ve hayli ilgi gördü. Brunelleschi’s Dome: How a Renaissance Genius Reinvented Architecture adlı kitabı ABD çapında ses getirerek, “The 2000 Book Sense Nonfiction Book of the Year” ödülünü aldı.

Avrupa kültür tarihi üzerine hayranlık uyandıran bilgisiyle dikkat çeken Ross King, İngiltere’de, Oxford yakınlarında yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 26 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.