Ruth Ware

Ruth Ware

Yazar
7.2/10
258 Kişi
·
510
Okunma
·
18
Beğeni
·
1281
Gösterim
Adı:
Ruth Ware
Unvan:
Öğretmen, Yazar
Doğum:
Doğu Sussex, Lewes,Birleşik Krallık 1977
Ruth Ware, Doğu Sussex, Lewes’ta büyüdü. Manchester Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Paris’e taşındı ve Londra’ya yerleşti.

Garson, kitap satış görevlisi, İngilizce öğretmeni ve basın sözcüsü olarak çalıştı. Kapkaranlık Ormanda, evli ve iki küçük çocuğu olan Ware’in çıkış romanı.
“Araba sürmek karaoke yapmak gibidir. Senin performansın efsaneviyken diğer insanlarınki yalnızca utanç verici ve korkutucudur."
Yirmi altı yaşına geldiğimizde olduğumuz kişinin, on altı yaşındaki halimizle alakası yoktur. Bunu en iyi bilen ben olmalıyım.
Ruth Ware
Sayfa 32 - Yabancı
"Cerrahlar insanları umursamaz, en azından duygusal açıdan. Makine tamircisi gibidirler: Sadece kesip açmak, nasıl çalıştığını görmek ve parçalarına ayırmak isterler. Genellikle karşılaştığın cerrahlar, nasıl çalıştığını görmek için babasının saatini parçalarına ayıran ve bir daha asla birleştiremeyen küçük oğlan gibidir. Becerilerimiz geliştikçe parçaları birleştirmekte de ustalaşırız. Ama ardımızda hep bir yara izi bırakırız."
376 syf.
·7 günde·6/10
Kitap çok kötü değildi ama benim beklentilerimi karşılamadı. Aldığımda paranormal-intikamcı hayalet romanı zannetmiştim. Onun hayal kırıklığını yaşadım. 100. Sayfaya kadar çok durağan bir kitap sonrasında biraz içine çekiyor. Konusu ve hikaye örgüsü güzeldi. Ama biraz dikkatli bir okursaniz finale "bilerek" gidiyorsunuz. Bence okunulabilinir bir kitap.
Eklemeden geçemeyeceğim. Nina karakteri çok zorlama ve sevimsiz.
376 syf.
·2 günde·5/10
Ruth Ware'den okuduğum ilk kitap olan 10 Numaralı Kamara, klasik bir gizem gerilim romanı. Gerilim türündeki eserleri çok sevmeme rağmen maalesef bu kitap için aynı şeyi söyleyemeceğim.
Ana karakterimiz Laura Blacklok (yani Lo), gazeteci olması sebebiyle Lux isimli yolcu gemisinin Londra-Norveç arasında yapacağı ilk yolculuğa davet ediliyor. Yolcuların hepsi kendisi gibi gazeteci ve ünlü kişiler.
Yanlış hatırlamıyorsam anksiyete hastası olan Lo, yolculuğun ilk gecesinde duymaması gereken bir sese şahit oluyor ve bunu 10 numaralı kamarada kalan kadınla bağdaştırıyor. Bundan sonra Lo, gemide polisiye bir araştırmaya başlıyor. Elbette ki bazı insanlar Lo'yu gizlice engellemeye çalışıyor.
Bazı yerleri çok gereksiz yere uzatılmıştı ve sıkıcıydı. Ağır bir eserin ardından kafamı dinlemek ve heyecanlı bir şeyler okumak için çerezlik olarak seçtiğim bir kitaptı ama maalesef misyonunu tamamlayamadı. Bazı yerlerde bırakmayı düşündüğüm bile oldu.
Özellikle kitabın gemiye gelene kadarki kısmı tamamen boş yere yazılmış ve okura hamallık yaptıran bir bölümden ibaret. Bu kısmın tek amacı ana karakterin paranoyak bir ruh halinde olduğunu okura anlatabilmekti, ama bunu yapmak için sayfalar dolusu hamallığa gerek olmadığı kanaatindeyim. Bu durum birkaç sayfada ya da gemideyken yapılacak geri dönüşlerle de yansıtılabilirdi.
Tüm bunlara ek olarak final oldukça sönüktü. Yine bitiş kısmında neler olduğunu anlamakta biraz zorlandım. Yazarın, sırf gizemi devam ettirebilmek adına okuyucuyu muallakta bırakmaya çalıştığını düşünüyorum ama bence gereksizdi.
Kısaca, okuduğum kitaptan çok haz ettiğimi söyleyemeceğim. Hele ki yazarın Agatha Christie gibi bir yazarla kıyaslanması... Buna söyleyecek söz bile bulamıyorum, bence bu kıyaslamayı yapan Agatha Christie'yi hiç okumamış.
Söyleyeceklerim bu kadar, sevgiyle kalın :)
376 syf.
·2 günde·4/10
Yine bir bestseller yine bir hüsran.... Son bir kaç senedir neden bu kadar gereksiz kitap çoksatar oluyor? Benim zevklerim mi değişti/gelişti yoksa insanlar mı çok saçma şeyleri pohpohlamaya başladı... Trendeki Kız, Kafes şimdi de bu. Tamam Kafes sonu hariç gerilimi vermişti ama abartılacak bir kitap değildi. Kapkaranlık Ormanda'yı bir youtuber'ın paylaşımında görüp aldım. Çok gerilim dolu gibi bir şey söylemişti sanırım ama boş... Fasa fiso cidden. Korku-Gerilim desen değil, polisiye desen değil, aşk romanı desen değil. Bence yazar herkese hitap edeyim de çok satsın diye düşünmüş. Çerezlik kategorisinde belki iyi bir kitap olabilir ama bana göre edebi açıdan yetersiz bir kitap. Bunu okuyacağınıza Dan Brown'un herhangi bir kitabını alın mesela. En azından sanata, tarihe, mimariye dair bir şeyler katar size.
376 syf.
·3 günde·8/10
Ruth Ware'nin okuduğum ikinci kitabı. İlk kapkaranlık ormanda'yı okumuş ve pek başarılı bulmamıştım. Bu kitapta olay örgüsü ve gizem daha başarılıydı. Hatta kitabın yarısına geldiğimde 9 mu yoksa 10 mu versem diye düşünürken birkaç yerde mantığıma yatmayan olaylar olduğu için 8 e düşürdüm. Okunabilecek seviyede gizem ve merak unsuru var, tavsiye ederim
424 syf.
·14 günde·10/10
Ruth Ware’ın kitaplarını Türkiye’de çok bilen olduğunu sanmıyorum. Ancak ben yazarı tamamen şans eseri keşfettim. Önce “kapkaranlık ormanda” sonra ondan etkilenip yeni kitabı çıkmış diyerek tutturup “10 numaralı kamara” ve son olarak da “yalan oyunu” adlı kitabını zorla aldırdım denebilir. Her biri birbirinden etkileyici. Sürüklenip gidiyorsunuz okurken sanki siz yaşıyorsunuz anlatılan onca duyguyu. İsa baş karakter onun geçmişte arkadaşlarıyla yapmış olduğu bir hatanın aslında bildiklerinden daha da kötü olduğunu anlatıyor. Onca okumama rağmen sadece tek bir kısmı düşündürüyor insanı o kadar kısa süreli tanışıklıklar insanın hayatında nasıl bu kadar büyük bir hatayı yapmaya sürükleyebilir insanı dedirtti. İsa’nın Freya’yı savunma şekli onu kötü dünya algısından koruma içgüdüsünü anlatıyor bence. İçinde Müslümanlığa bakıştan da inciler barındırıyor kitap Fatima adlı karakterimiz sayesinde. Onca farklı bireyin nasıl da birbirine tutundurunu da görmüş oluyor insan okudukça. Kitapta sürekli tahminler yürüteceksiniz ama sonuna gelince şaşıracaksınız.
376 syf.
·18 günde·5/10
Agatha Christie ile karşılaştırmayı kesinlikle istemezdim ama yazar resmen karşılaştırmamı istemiş gibi görünüyor.

Agatha bence polisiye kitapların kraliçesi. Onu okumak bana hep keyif vermiştir ve yeri çok başkadır.

Bu kitap buram buram Agatha kokmaya çalışmış fakat becerememiş. Şimdi neden bu kitabı beğenmediğimi açıklayacağım. Yazarı asla ve asla modern Agatha Christie olarak yorumlayamam.

Agatha her kitabında katili öyle bir şekilde ortaya çıkarır ki zekasına şapka çıkartılır. Kitap boyunca katili düşündürür ve kitap sırf merak ögesi yüzünden bile hemen bitebilir. Akıcılığı bu yönden de çok başarılıdır. Ayrıca betimlemeler zaten gözde canlandırılabilecek kadar gerçekçi ve detaylıdır.

Kitap bir gemide başlıyor. Aslında öncesi var ama o kısımlar açıkçası beni pek sarmadı. Kitabı yarım bırakma alışkanlığım olsa bırakırdım belki de.

Kitabın kurgusunu beğendim. İlgi çekici ve alınmaya müsait bir konusu var. Polisiye gerilim için yazarın konu seçimini çok beğendim. Karakterlerin betimlemelerini beğendim. Konunun ilerleyişi fena değildi. Ama sonunu gerçekten hiç beğenmedim. Sanki sonu yazılmak için yazılmış gibiydi. Kitap bittiğinde "E neydi bu şimdi?" dedim. Bence sonunu daha iyi yazabilirdi. O zaman puanım daha yüksek olabilirdi.

Ayrıca bölümlerin sonundaki mail ve site yazışmalarını, haberleri beğenmedim. Kadına mailler neden ulaşmadı aklımda hala böyle bir soru var. Eğer kitapta açıklandıysa gerçekten görmemişim ve bu benim hatam olamaz. Çok dikkatli okudum puanlamada düzgün davranmak için. Ayrıca kadın da sonunda onca mailin kendisine ulaşmadığını soruşturabilirdi. Ama işte sonu yazmak için yazılmış.

Kitabın yarısına yakın katili tahmin ettim. Bahsettiği kadının da kim olduğunu anladım. Açıkçası bu, puanımı daha da düşürmemi sağladı. Kitabın devamını "Bakalım nasıl açıklayacak katili" diyerek okudum. Daha iyi açıklayabilirdi. Gerçekten beklentilerim suyu boyladı.

Polisiye gerilim konulu kitapları çok fazla severim. O yüzden bu kitap beklentimin aşağısında kaldı. Bir sıralamaya koysam son sıralarda yerini bulur.

Çerezlik bir kitaptı. Hani "Sıkıldım şöyle beni açacak bir kitap istiyorum." derseniz tercih edebilirsiniz. Beklentinizi karşılayacağına inanıyorum.
376 syf.
·5 günde·9/10
Sevgili Aslı Dağlı'nın çevirisi olunca benden kaçmazdı bu kitap. Fırsatını bulur bulmaz da yapıştım. Şu kadarını söyleyeyim, çok heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Kitap boyunca dedektiflik oynadım resmen. Gerilim dozu yüksek diyemem. Hatta beni geren sadece bir yer vardı. Ana karakteri de sevmediğimi söylemem gererek ama kitabı elimden düşüremedim. Ara vererek okuyordum. Bir noktadan sonra merakıma yenik düşüp 'son sayfayı görmeliyim' dedim artık. Sevgili Aslı'nın çevirisi yine tertemiz. Almaya niyetiniz varsa tereddüt etmeyin derim.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
"Kapkaranlık Ormanda" Ruth Ware'in okuduğum ilk kitabıydı. Aslında iki kitabı da yakın zamanda almıştım fakat 10 Numaralı Kamara'yı Ruth Ware'in yazdığını fark etmemiştim, halbuki kitaba ne kadar dikkat ediyorsam yazarına da bir o kadar dikkat ederim. Bir anlık dalgınlık veya benzetme sonucu işte... "Kapkaranlık Ormanda"nın kapağında "Instant New York Times Bestseller" ifadesini gördüğümde şaşırmıştım, kolay edinilen bir mevki değildir. İncelememde de bahsettiğim üzere akıcı ve sade diliyle rahat bir okuma sunan bir eserdi fakat olay örgüsünün gelişmesi ve sonuçlanması fazla zayıf kalmıştı. 10 Numaralı Kamara'ya bu yüzden şüpheyle başladım. Ayrıca kapağındaki "...modern bir Agatha Christie romanı..." benzetmesi de merak uyandırıcı olduğu kadar tehlikeli de bir ifadeydi.

Hızla gelişen olaylar, sürüklerken sadelikten ve mantıktan ödün vermeyen anlatım okuru kısa sürede esere baglayacak nitelikte. Ware'in diğer romanında yaptığı hataları 10 Numaralı Kamara'da yapmamış olması beni fazlasıyla mutlu etti. Ana gizem unsuru ve bu gizemin devamlılığının sağlanması gayet yerinde bir şekilde sağlanmış. Karakterlerin çeşitliliği, bir Agatha Christie romanına benzerliğini artıran bir nitelik. Ve evet, Christie havası romanda genel olarak hissediliyor. Hissedilen bu hava da bence gayet başarılı.

Eserde, kötü karakterin anlatılması çoğu okurun hoşuna gidebileceği gibi bazılarını da hiç kendine bağlamayabilir. Bu konuda konuşmam kitabın sürprizini çok güzel batıracağı için sadece kendi açımdan bu anlatımın yerinde ve başarılı olduğunu söylemekle yetineceğim.

Birinci kişi anlatımı kullanırken eser ile okur arasındaki bilgi alış verişinin sınırı üzerinde başarılı bir şekilde gezinen Ruth Ware, bir önceki romanından daha kaliteli gizem unsuru ve olay örgüsü içeren gerilim dolu bir romana imza atmış. Geleneklere bağlı okurları memnun edip günümüz standartlarının da gereğini fazlasıyla yerine getiren bu eseri yakında beyazperdede de görebileceğiz.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
370 küsür sayfa olmasına rağmen akıcı ve çabuk biten bir kitap ile karşı karşıyayız. Gerilim-korku tarzında. Bir film olsaydı Imdb puanı 7 civarlarında olurdu diye düşünüyorum. Zaman zaman ters köşe yapan bir kitap. Biraz gençlere yönelik diye düşünüyorum. Bol zamanınız varsa ve fazla düşünmeden akıcı bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·5/10
Sonunu tahmin edemediğim, yer yer durağan olup sıkıldığım, bıraktığım sonra şans verip biraz okuyunca merak edip bitirdiğim kitap. Yazardan okuduğum 2.kitap 10 numaralı kamarayla olay kurgusu çok benzer bu beni üzdü. İkisinde de tel çekmiyor,maillerine ulaşamıyorlar, başrol ezik kendiyle çelişen acınası, etrafta hep hayran olunacak güzel başarılı kadın vs. O kadar kendini taklit etmiş ki okurken sıkıldım. 5 puan veriyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ruth Ware
Unvan:
Öğretmen, Yazar
Doğum:
Doğu Sussex, Lewes,Birleşik Krallık 1977
Ruth Ware, Doğu Sussex, Lewes’ta büyüdü. Manchester Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Paris’e taşındı ve Londra’ya yerleşti.

Garson, kitap satış görevlisi, İngilizce öğretmeni ve basın sözcüsü olarak çalıştı. Kapkaranlık Ormanda, evli ve iki küçük çocuğu olan Ware’in çıkış romanı.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 510 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 183 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.