Ruth Ware

Ruth Ware

7.1/10
112 Kişi
·
186
Okunma
·
11
Beğeni
·
846
Gösterim
Adı:
Ruth Ware
Unvan:
Öğretmen, Yazar
Doğum:
Doğu Sussex, Lewes,Birleşik Krallık 1977
Ruth Ware, Doğu Sussex, Lewes’ta büyüdü. Manchester Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Paris’e taşındı ve Londra’ya yerleşti.

Garson, kitap satış görevlisi, İngilizce öğretmeni ve basın sözcüsü olarak çalıştı. Kapkaranlık Ormanda, evli ve iki küçük çocuğu olan Ware’in çıkış romanı.
"Cerrahlar insanları umursamaz, en azından duygusal açıdan. Makine tamircisi gibidirler: Sadece kesip açmak, nasıl çalıştığını görmek ve parçalarına ayırmak isterler. Genellikle karşılaştığın cerrahlar, nasıl çalıştığını görmek için babasının saatini parçalarına ayıran ve bir daha asla birleştiremeyen küçük oğlan gibidir. Becerilerimiz geliştikçe parçaları birleştirmekte de ustalaşırız. Ama ardımızda hep bir yara izi bırakırız."
Her zaman umut vardır.
Belki sende yok, belki burada yok
ama bir yerde birilerinde var ..
Canımın yanmasından daha fazla nefret ettiğim bir şey varsa o da canımın yandığının fark edilmesiydi.
"Düşüncelerimizi içimizde tutmanın bir nedeni vardır;onları insanların içinde paylaşmak hiç güvenli değildir."
“İnsanlar değişmez,” dedi Nina acı acı. “Sadece benliklerini saklamak konusunda daha titiz davranırlar.”
“Şimdi ne olacaktı? Yalnızca iki olasılık vardı; ya bir noktadan sonra gitmeme izin vereceklerdi ya da beni öldüreceklerdi. İlk olasılık artık bana pek mümkün gibi görünmüyordu. Çok fazla şey biliyordum.“

Bir incelemeden daha herkese merhaba.
Huh. Uzun zamandır inceleme yapmıyordum ve şu anda nasıl başlayacağımı bilmiyorum; ama kitabı üç yönden inceleyeceğim: kurgusu, dili, artı ve eksi yönleri.

1-) KİTABIN KURGUSU
Kitabın kurgusunu genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim; zekice bir kurgusu var ama tabi eksik yönleri de var. Ruth Ware asla bir Grange olamaz. Neden? Karakterlere çok yüzeysel değinilmiş; iç dünyalarına nüfuz edemiyoruz. Birçok karakter üzerine yoğunlaşılmış, gereksiz betimlemeler yapılmış ve okuyucuyu herkesten şüphelendirilmeye çalışılmış. Bu noktada kimse bir Agatha olamaz; kitabı okurken yazarın zaten Agatha'yı taklit ettiğini fark ettim. Agatha her kitabında okuyucyu herkesten şüphelendirir; bu kitapta da öyle yapılmaya çalışılmış ama şöyle, birinci tekil şahısdan dinlediğimiz hikayede, diğer karakterleri tanımlarken sürekli 'esrarengiz' , 'soğukkanlı' , 'şüpheli' vb. sıfatlar kullanılmış. Ayrıca yazarın Agatha Christie'den de bolca ilham aldığını söyleyebilirİm, çünkü bu kitapta arada bir Agatha tadını aldım.
Olay örgüsüne gelirsek... giriş, gelişme bölümleri güzel, hatta cinayetin işlenişi vb. de zekice, kurguya güzel oturmuş, ama son sahneden eksik bir şeyler vardı, bu da kurguyu pürüzlü yapıyor; ama kurgu genel olarak beni tatmin etti.

2-) KİTABIN DİLİ
Huh. Denizi, gemi yolculuklarını çok severim. Denizle rüzgarın birleşiminden oluşan tuzlu rüzgarın tenime değişi ve kokusu... Huzur bulduğum nadide yerlerden biridir deniz. Bu kitapta da ana mekan deniz ve yazarın betimlemelerini sevdim. İnanın bana, kitabı okurken tuzlu rüzgarı tenimde hissettim, dalgaların sallanışını, geceleyin soluk ay ışığı vurmuş denizi tasvir edişini sevdim. Ne zaman dalgalar gemiye çarpsa, o sallantıyı ben de hissettim; ama yazar birkaç kelime ile anlatacağı yeri bir iki sayfada anlatmış, ve bu da beni arada bir sıktı. Dilinin edebi bir yanı yok; zaten polisiye kitaplarında edebi dil ihtiyacı da hissetmem.

3-) ARTI EKSİ YÖNLER ve KİTABA GENEL BİR BAKIŞ

Kitabı okurken beni sürekli rahatsız eden şey, yazarın Agatha'yı resmen taklit edişiydi. Olay örgüsünde bile Agatha'ya rastladım. Şöyle ki; cinayet yeri ve zamanı olarak Doğu Ekspresinde Cinayet kitabına, cinayet nedeni için Cesetler Merdiveni kitabına ; kitabın katili için de az çok 10 Küçük Zenci kitabına...
Başka ne diyeceğimi bilmiyorum ama üzerine düşünülecek kitaplardan değil bu. Bir nevi çerezlik kitap. Ha, okunmasa da olur mu, elbette olur. Genel olarak tatmin etti mi? Evet. Ama bana pek de bir şey kazandırdığı söylenemez. Övgüleri hak ediyor mu? Hayır.

En çok sevdiğim kısım, denizin derinliklerindeki zindanda baş karakterin mahsur kalışıydı. Bu bölümleri okumak çok zevkliydi. Zaten yukarıda paylaşıtığım alıntı kitabı genel olarak anlatıyor. Konusu zaten arka kapakta var. Son olarak şunu söyleyip, incelememi bitiriyorum.

Bazı kitaplar vardır, sarsar seni, üzerine düşünürsün, not alma ihtiyacı hissedersin; ama bazı kitaplar vardır, okuyup bitirir derin bir iç çekişle rafa kaldırırsın, seni bu kapitalist dünyadan alıp, kitabın kendi büyülü dünyasına getirir.Bu kitap o kitaplardan ama türünün diğer örneklerine göre bir iki tık daha aşağıda. Her kitabın bir okunma zamanı vardir ve ben doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum.

Okunmasa da olur diyebileceğim bir kitap; ama bilim kurgu kitaplarımın yerini dolduramadı.
Kitap yaşanılan olayların en sonundan başlıyor. Bir ormanın içinde cam evde toplanıp bekarlığa veda partisi yapan kızların başına gelen olaylar üzerine. Daha sonra başa dönüyor ve yavaş yavaş neler yaşandığını görüyoruz. Heyecanlı ve sonunu merak ettirdi gerçekten.Herkesten şüphelendim ama sonunda tatmin oldum. Şaşırttı, merak ettirdi, heyecanlandırdı. İçinde her şey vardı diyebilirim.Korku -gerilim severler için ideal,ürpertici bir eserdi.Kapağı bile içimi ürpertmeye yetti.Ayrıca çok titiz ve sorunsuz bir çeviriye sahipti.Hem yazara,hem yayına,hem çevirmene ve kitaba emek veren diğer herkese kocaman bir alkış!
Yine bir bestseller yine bir hüsran.... Son bir kaç senedir neden bu kadar gereksiz kitap çoksatar oluyor? Benim zevklerim mi değişti/gelişti yoksa insanlar mı çok saçma şeyleri pohpohlamaya başladı... Trendeki Kız, Kafes şimdi de bu. Tamam Kafes sonu hariç gerilimi vermişti ama abartılacak bir kitap değildi. Kapkaranlık Ormanda'yı bir youtuber'ın paylaşımında görüp aldım. Çok gerilim dolu gibi bir şey söylemişti sanırım ama boş... Fasa fiso cidden. Korku-Gerilim desen değil, polisiye desen değil, aşk romanı desen değil. Bence yazar herkese hitap edeyim de çok satsın diye düşünmüş. Çerezlik kategorisinde belki iyi bir kitap olabilir ama bana göre edebi açıdan yetersiz bir kitap. Bunu okuyacağınıza Dan Brown'un herhangi bir kitabını alın mesela. En azından sanata, tarihe, mimariye dair bir şeyler katar size.
"Kapkaranlık Ormanda" Ruth Ware'in okuduğum ilk kitabıydı. Aslında iki kitabı da yakın zamanda almıştım fakat 10 Numaralı Kamara'yı Ruth Ware'in yazdığını fark etmemiştim, halbuki kitaba ne kadar dikkat ediyorsam yazarına da bir o kadar dikkat ederim. Bir anlık dalgınlık veya benzetme sonucu işte... "Kapkaranlık Ormanda"nın kapağında "Instant New York Times Bestseller" ifadesini gördüğümde şaşırmıştım, kolay edinilen bir mevki değildir. İncelememde de bahsettiğim üzere akıcı ve sade diliyle rahat bir okuma sunan bir eserdi fakat olay örgüsünün gelişmesi ve sonuçlanması fazla zayıf kalmıştı. 10 Numaralı Kamara'ya bu yüzden şüpheyle başladım. Ayrıca kapağındaki "...modern bir Agatha Christie romanı..." benzetmesi de merak uyandırıcı olduğu kadar tehlikeli de bir ifadeydi.

Hızla gelişen olaylar, sürüklerken sadelikten ve mantıktan ödün vermeyen anlatım okuru kısa sürede esere baglayacak nitelikte. Ware'in diğer romanında yaptığı hataları 10 Numaralı Kamara'da yapmamış olması beni fazlasıyla mutlu etti. Ana gizem unsuru ve bu gizemin devamlılığının sağlanması gayet yerinde bir şekilde sağlanmış. Karakterlerin çeşitliliği, bir Agatha Christie romanına benzerliğini artıran bir nitelik. Ve evet, Christie havası romanda genel olarak hissediliyor. Hissedilen bu hava da bence gayet başarılı.

Eserde, kötü karakterin anlatılması çoğu okurun hoşuna gidebileceği gibi bazılarını da hiç kendine bağlamayabilir. Bu konuda konuşmam kitabın sürprizini çok güzel batıracağı için sadece kendi açımdan bu anlatımın yerinde ve başarılı olduğunu söylemekle yetineceğim.

Birinci kişi anlatımı kullanırken eser ile okur arasındaki bilgi alış verişinin sınırı üzerinde başarılı bir şekilde gezinen Ruth Ware, bir önceki romanından daha kaliteli gizem unsuru ve olay örgüsü içeren gerilim dolu bir romana imza atmış. Geleneklere bağlı okurları memnun edip günümüz standartlarının da gereğini fazlasıyla yerine getiren bu eseri yakında beyazperdede de görebileceğiz.
Sevgili Aslı Dağlı'nın çevirisi olunca benden kaçmazdı bu kitap. Fırsatını bulur bulmaz da yapıştım. Şu kadarını söyleyeyim, çok heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Kitap boyunca dedektiflik oynadım resmen. Gerilim dozu yüksek diyemem. Hatta beni geren sadece bir yer vardı. Ana karakteri de sevmediğimi söylemem gererek ama kitabı elimden düşüremedim. Ara vererek okuyordum. Bir noktadan sonra merakıma yenik düşüp 'son sayfayı görmeliyim' dedim artık. Sevgili Aslı'nın çevirisi yine tertemiz. Almaya niyetiniz varsa tereddüt etmeyin derim.
Gizemli konusu olan ve psikolojik gerilim tarzında yazılmış kitapları okumayı çok seviyorum. Kitabı, arka kapak yazısına göre ve gerilim tarzı olduğu için almıştım. Stephen King bir yazısında "gerilim romanlarının temel kurallarından biri, yani altın kural okuyucuyu merakta bırakmaktır." demişti. Bana göre de en basit anlatımıyla gerilim, yazıdaki duygu yoğunluğunu okuyucuya hissettirmektir. İllaki kanlı sahnelerin olduğu, insanı ürpertip acımasız sahneler yaratmak gerekmez. İnsanı içine çeken bir paragraf veya satır arasına saklanacak küçük bir detay okuyucuya gerilimin tadını yaşatacaktır. Aynen bu kitap gibi.
Uzun lafın kısası; aksiyonlu, bol koşuşturmanın olduğu kitapları seviyorsanız bu kitaptan uzak durun. Hikaye yavaş aktığı için ve kitapta geçen her bir karakter tek tek anlatıldığı için sizi sıkabilir. Benim gibi gizemli gerilimli kitaplardan hoşlanıyorsanız ve hep aynı tarz okumaktan sıkıldıysanız bu kitabı kesinlikle okuyun.
Birçok kişinin abartarak beğenmesi üzerine aldığım ama hiçbir şekilde beklentilerimi karşılamayan bir kitap oldu. Başından sonuna kadar heyecan olsun diye bekledim. Sayfa 200 den sonra birazcık hareketlenmeye başlamış olsa da beni korkutmadı veya heyecanlanmama sebep olmadı. Katil konusunda kitabın içindeki tüm karakterlerden şüphelenmeyi bekliyordum, yazarın cidden ters köşe yapacağını sanıyordum ama sonunu tahmin edebildim. Bu da ayrıca bir hayal kırıklığı oldu benim için. Kısacası kimseye önermiyorum.
Sipariş verdiğim kitaplarımın arasında elime geçen bir kitap ayracı ile başlayan merakımın sonunda alıp, bir günde heyecanla okuduğum bir kitap oldu Kapkaranlık Ormanda. Ruth Ware ilk defa okuyorum ve gerçekten anlatım tarzını çok beğendim. Kitap hem heyecan verici hem de aşırı derecede merak uyandırıcı bir konuya sahip. Leonora Shaw, on yıldır görüşmediği arkadaşı Clare aracılığıyla bir mail alır ve mailde Clare'in bekarlığa veda partisine davet edilir. Tabi ki bu davette başına geleceklerden habersizdir. Okurken tahmin yapmaktan kendinizi alamayacağınız, bir an önce sayfaları çevirip sonunu okumak isteyeceğiniz bir kitap arıyorsanız mutlaka okumalısınız.
10 yıl birini unutamamak ?Saplantı haline getirmek ?Hadi be.
Vurulma olayında direk cozdum katilin kimliğini ,o kadar ortadaydı ki.Bu kitapta olmamış
Ön okuma ile başlayan bu kitaba olan merakım sayesinde bu yaz alışverişimde aldım. Büyük beklentim vardı. Kitapta yeri geldi çok heyecanlandım yeri geldi bırakmak istedim. Kitaba duyduğum sempati yüzünden devam ettim. Şu an iyi ki de devam etmişim diyorum. Kitabı gece okumadığım için kendi adıma üzülüyorum. Aşırı gerilim doluydu ve gece okusaydım büyük ihtimal uyuyamazdım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ruth Ware
Unvan:
Öğretmen, Yazar
Doğum:
Doğu Sussex, Lewes,Birleşik Krallık 1977
Ruth Ware, Doğu Sussex, Lewes’ta büyüdü. Manchester Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Paris’e taşındı ve Londra’ya yerleşti.

Garson, kitap satış görevlisi, İngilizce öğretmeni ve basın sözcüsü olarak çalıştı. Kapkaranlık Ormanda, evli ve iki küçük çocuğu olan Ware’in çıkış romanı.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 186 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 87 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.