Tokat'ın Zile İlçesinde doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle çocukluğu çeşitli taşra kasabalarında geçti.Yazdıklarını yayınlama fırsatını Üniversite tahsili (G.Ü.M.E.F) için Ankara'ya gelmesinden sonra buldu. Mavera, ikindi yazıları, kelime, üç nokta, hatay, dolunay, düşün, itiraz, ülke, gerçek hayat, diriliş postası, değirmen gibi dergilerde yayınladı. Şiirde ikinci yeni kuşağının ve özellikle İsmet Özel'in etkisinde kaldı. Genelde toplumsal temaları işleyen Çoker aynı zamanda resim ve tiyatro ile ilgilenmektedir.
Anadolu kültürünün de sürrealist bir çok ögeyi barındırdığını, bir çeşit modern halk ozanı olduğunu
söylemektedir.
' Üretilen her sanat eseri Dünya'nın anlamlandırılmasına önemli bir katkıdır; ancak ülkemizdeki sanat sevicileri sağırlar diyaloğu içerisindedir. Kıpır kıpır ve canlı binlerce üretimi ve bu üretimin yeşerdiği alanları ısrarla görmemezlikten gelmelerinin arkasında, kendi payidar olma düzlemlerini ellerinden kaçırmak istememeleri yatmaktadır' diyen Çoker, Türk Kızılay'ında aktif olarak çalışmaktadır.Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.İzmir'de eğitim yöneticisi olarak görev yapmaktadır.
Ah! Bella
Korkmuş bedenimi taşıyamıyor artık kanatlarım
Hırçın fırtınaların içinden çıkıp
Merhametine sığınmaya geldim
Kalbimi avuçla
Bir serçenin kıpırdayışı gibi
Nasırlı ve utangaç parmaklarınla
Son savaşçıyı tutup çıkar ateşlerden
Ruhumla dans et benim
Kapılar arkasında
Kırmızı bir rüya olmaya geldim
Bakarsın Yağmur yağar bu gecede
Bakarsın 'zeytin şarabı" olur hüzün
Kelimeler fışkırır rengarenk her hecede
Toprak kokar,aşka bulaşır elin yüzün
Mahallenin tüm ışıkları söner
Yaklaşır yaklaşmakta olan
Şah damarında yeniden dirilir kader
Aç pencereni Bella
Kaybettiğim savaşları
Senden almaya geldim
Bakma çığlıklarıma
Acının dem vuruşudur şiir
Ben sende susmaya geldim
Ahh! Bella
Sen de biliyorsun, konuşunca
Kayıp uygarlıklar dökülüyor ağzından
İçime doğru yürüyen bir sancı gibi