1903 İstanbul-Üsküdar doğumlu Şahan Şahnur, tıpkı Sessiz Ricat’ın kahramanı Bedros-Pierre gibi 1920’lerin başlarında Paris’e yerleşti. Genç yaşta kaleme aldığı eserlerle, diaspora koşullarında yeniden filiz verme arayışındaki Ermenice edebiyatın en önemli yazarlarından biri haline geldi. Özellikle Sessiz Ricat, olay örgüsü, anlatımı, Ermeni kimliğine yönelik özeleştirileri ve cesaretiyle büyük ilgi gördü. Aras'ın yayın programında yer alan ve bir öykü derlemesi olan ikinci kitabı Haraleznerun Tavacanutyunı 1933'te yayımlandı. 1930'lardan itibaren yirmi yılı aşkın bir süre hastalıklarla boğuşan ve bu dönemin çoğunu yatağa bağlı olarak geçiren Şahnur, yine de edebi çalışmalarını sürdürdü. Uzun bir süre Ermenice eser vermese de, Armen Lubin takma adıyla yazdığı Fransızca kitaplarla da büyük başarı kazandı, Max Jacob Ödülü gibi prestijli armağanlara layık görüldü (1952). 1950'li yıllarda, sağlığının da görece elvermesiyle Ermenice yazmaya yeniden başladı ve sanat, siyaset gibi konularda makaleler kaleme aldı, kitaplar yayımladı. 1974'te Paris'te hayatını kaybetti ve Pere Lachaise Mezarlığı'na gömüldü.
İnsanlık yaşayanlardan ve ölülerden oluşur. Ölüler bizden katbekat daha kalabalık. Ve bütün yaptıklarıyla onlar bizden daha güçlüler. Onlar bizden üstünler bizi yönetiyorlar. Ölmüş bir mimarın yaptığı bir evde yaşıyor, bir yazarın üzüldüğü gibi üzülüyor, bilmediğimiz bir vatanperverin nutkundan slogan haline gelmiş sözleri yaşıyor ve onlar bizi her ne yapıyorsa o oluyoruz.