Eylül 1960, mahkemeler daha başlamamış. Bir gece rahmetli Bayar'ın odasında nöbetçiyim, gece saat 01.00'i biraz geçmiş, Bayar kitap okuyor.
Bayar bana baktı, 'Üsteğmen bey, burada akide şekeri bulunur mu?' dedi.
Ben şaşırmıştım, kantinde de yoktu, koridordaki müracaat nöbetçi subayına sordum, o da yok dedi.
Birden bende bir şeyler yapabilme arzusu uyandı.
Müracaat nöbetçi subayına, 'J-12 hücumbot komutanı olan deniz yüzbaşısına haber verin' dedim.
Heybeli adaya telefon edildi. Zaman sıkı yönetim zamanı, dükkân açtırılmış, akide şekeri hazırdı.
J-12'nin karanlığı ve denizi yırtan sesi duyuldu.
Bir saat sonra akide şekeri Bayar'ın önündeydi. Susamlı, fındıklı akide şekerini yerken çok mutlu idi.