Samet Çoban

Kambur Balinanın Midesindeki Adam yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
3
Okunma
2
Beğeni
597
Görüntülenme

Hakkında

Biyografi denemesi; Doğum; 16 Aralık 1994 yılı - ölüm; hala yaşamaktayım. Annemin anlatmasına göre Gebze'de tombul bir çocuk olarak doğmuşum. Fakat bu tombul tatlı şey daha bebek yaşlarında, dişleri kaşınır kaşınmaz tuttuğunu ısırmaya, çocukların kabusu olmaya başlamış. Bu ileride karakter özelliği olarak evrimleşecek bir davranış olabilir, bilmiyorum. İlk yazma denememe 17 yaşlarımda sıkı bir roman okuru olarak başladığımı hatırlıyorum. Yazma konusunda bir problemim yoktu fakat bir yerlere bağlama ve hikayeyi genişletme konusunda çok eksiktim. İkinci denemem 25 yaşımda proje ismi "Çamurlu Kız" olan bir kısa romandı. O da benzer sebeplerden dolayı genişleyemedi ve dağıldı. Üçüncü denemem "Kambur Balinanın Midesindeki Adam" bir buçuk senelik sürüncemeli bir zaman dilimini atlattıktan sonra, bu kısa romanı bir nihayete erdirdim. Yazarken birçok büyük yazarın deneyimlerini, tekniklerini kullanmaya, sonuç almaya çalıştım. Fakat kitabın son versiyonunda bu tekniklerin yanında, kendimce yeni keşfettiğim bir yöntemi de uyguladım. "Bunun hikayeye bir katkısı var mı?" ya da "Adam burada ne düşünüyor, ne hissediyor?" gibi kendime sorular sorarak karakterleri çok boyutlu ve daha derin bir anlatımla yaşatmayı denedim ve deniyorum.
Doğum:
16 Aralık 1994

Okurlar

2 okur beğendi.
3 okur okudu.
26 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Yaşama Tutkusu ve Ölüm İstenci Arasında Gidip Gelen Bir Sarkaç
Adam’ın iç seslerinden biri “Artık tek yol, bir tek yol kaldı geriye. Açılmaması gereken kapıların, kapanmaması gereken yolların başlangıcı. Doğmuş olanın sonu, sonun başlangıcı. Dünya, istediği kadar dönebilir artık. Zaman dilediği hızla akabilir. O da ne! Bir reddediş mi! Sonun şefkatli, sıcak kucaklayaşını geri çevirmek mi! Ne için doğruluyorsun be Adam çürümüş parmaklarının üzerinde. Çoktan bitti bu hikâye, vazgeç direnmekten, teslim ol sonun sonsuz karanlığına. Orada acı olmayacak, orada bilinç farklı frekans aralıklarında tekrar bütünleşecek. Vazgeç kendini yormaktan, nedir bu savaş hali! Nedir bu yaşam tutkusu ve sevgisi! Bırak gitsin. Bırak ve rahatla” Adam’ın iç seslerinden diğeri “Savaşmalısın en ufak yaşam kırıntısı için. Dinleme şu densizin hadsizliğini! Vazgeçme iyi olandan, yaşamdan. Elbette bir gün bitecek hikayen ve hikayemiz. O zamana kadar kırma kalemini, yakıp yırtma sayfalarını. En ufak mürekkep damlanı koru, muhafaza et. Gerekirse saçma şeyler yaz, çiz, karala. Ölmesine izin verme ruhunun. Bedenin yaşarken gömmelerine yumma göz, tıkama kulak. Aç tüm duyularını, bırak dağıtsın içindeki çocuk etrafı biraz. Kısacık yaşamını daha da kısaltmadan kalk ayağa tekrar. Yeterince düştüğün yerde kaldın, dinlendin. Daha bitmedi davamız. Daha bitmedi hikayemiz.” Adam dirseklerinin üzerinde doğruldu. Tüm bedeni bir nöbet halinde sarsılıyor, tir tir titriyordu. Hissettiği acıdan güç aldı. Ayağa fırlar gibi yerden kalktı.
Edebiyat & Roman
Kalp Atışları Arasına Giren Dakikalar
Adam ayaklarının yerden kesildiğini çok geç fark etti. Kambur Balinadan, kıyıdan, kızıllaşmış batmakta olan güneşten uzaklaştı. Bulutların üstüne çıktığında ruhunun bedenine geri dönemeyecek kadar uzaklaştığını düşündü. Gözlerini kapadı ve bir süre öylece süzüldü. Kalp atışları yavaşladı, kanı durağanlaştı. Kalbi, Kambur Balinadan uzaklaştığı her fersah da ağırlaşıyor, her bir atış arasına dakikalar sığıyordu. Kendiliğinden “Gerçekten de... Öldüm mü?” sorusunu fısıldamasıyla birlikte süzülmesi bıçak gibi kesildi. Artık süzülmüyor, düşüyordu. Sürtünme kuvveti yüzünü geriyor, nefes almasını güçleştiriyordu. Bulutları geçer geçmez vedalaştığı kızıllığa, kıyıya geri döndü. Kambur Balinanın sonuna kadar açılmış ağzının içine son sürat düşüyordu. İçerisi karanlıktı ve Adam her mili saniyede bu karanlığa daha da yaklaşıyordu. Ağzın içinde dalgalanan, köpüren karanlığa bir göz kırpması aralığında daldı. Mideye geri dönmüştü. Gözlerini tekrar açtığında kalbi değil dakikada 8, 800 kez göğsünü yumrukluyordu.
Sayfa 17 - Kdy·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Reklam
Reklam