Selami Genli

Tımarhane yazarı
Yazar
7.6/10
56 Kişi
157
Okunma
8
Beğeni
2.753
Görüntülenme

Hakkında

1981 yılında İzmir’de doğdu. 2000 yılında eğitim amacıyla İstanbul’a yerleşti. İstanbul Üniversitesi SBMYO Radyo ve TV Teknolojisi Bölümü’nden 2002 yılında mezun oldu. 2011 yılında ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında on iki tane kısa film çekti. Bu filmlerle, çeşitli festival ve yarışmalarda birçok ödül kazandı. 2006 yılında “2 Süper Film Birden” in senaryosunu yazdı. Bu film, yurt içinde ve yurt dışında birçok festivalde yarıştı. 2008 yılında “Aşk Tutulması” isimli romantik komedi filmini yazdı. Aynı zamanda yardımcı yönetmenliğini üstlendi. 2009 yılında “Aşk Geliyorum Demez” isimli filmi yazdı. Bu filmin de yardımcı yönetmenliğini yaptı. 2010 yılında ise “Çakallarla Dans” isimli serinin ilk filmini yazdı. Plato MYO Sinema-TV Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak “Senaryo Yazımı Dersleri” verdi. TİMS Productions’da “Senaryo Doktorluğu” görevini üstlendi. Yapımı Boyut Film tarafından gerçekleştirilen “Benim İçin Üzülme” isimli televizyon dizisinin 32 Bölüm boyunca senaristliğini yaptı. 2014 yılında yapımını TAFF Pictures’ın üstlendiği “Güvercin Uçuverdi” isimli sinema filmini yazdı ve yönetti. 2017 yılında “İyi ki Varsın” isimli sinema filmi öyküsü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Senaryo Yazım Desteği” kazandı. 2018 Nisan’ında ilk romanı “TIMARHANE” Bilgiyayınevi tarafından yayınlandı. “APARKAT” aynı yayınevinden çıkan ikinci romanıdır. Edebiyata dair uğraşıları ve sektörün önde gelen yapım şirketleriyle, sinema ve televizyon alanındaki çalışmaları devam etmektedir.
Doğum:
İzmir, 1981

Okurlar

8 okur beğendi.
157 okur okudu.
2 okur okuyor.
49 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 80.6
Erkek% 19.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
10/10
“Dünya kurulduğundan beri kötülük vardı. Her zaman ve her yerde… Bunu engellemenin bir yolu yoktu. Sadece zor durumda olanlara yardım eli uzatabilirdik. Yani toplumsak kurtuluşlar sonsuza dek gerçekleşmeyecekti. Bencil bir yaratık olan insan her daim kendi çıkarını düşünecek ve kıçı sıkıştığı zaman da kendisini kurtaracak kahramanlara ihtiyaç duyacaktı. Herkesin sevildiği, sayıldığı, karnının doyduğu, üşümediği ve yanmadığı bir dünyada yaşamak boş bir ütopyadan başka bir şey değildi.”
Sayfa 134
“En büyük felaketler her şey yolundayken olmaz mıydı?”
Sayfa 31
Reklam
Reklam