Selena Erkızan

Selena Erkızan

Çevirmen
7.8/10
114 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
72
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
288 syf.
·10/10 puan
Okuduğum en eğlenceli felsefe kitabı olduğunu söyleyebilirim. Erasmus, yazdıklarının her satırından zekâ fışkıran müthiş bir yazar. Dostu Thomas More’u eğlendirmek adına kaleme aldığı Deliliğe Övgü adlı bu kitapta, bilerek veya bilmeden, insanlığın sinir uçlarına dokunmuş. Çocukluk, dostluk, aşk gibi kavramlar üzerine düşünmeye davet ediyor. Nefis bir klasik.
288 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Erasmusun dostu Tomas Mora hədiyyə olaraq yazdığı bu kitab cəmiyyətdəki problemləri, siyasi, dini məsələləri dəliliyin dilindən çatdırır. Dəlilik insanların həyatını asanlaşdırdığını, o olmasa həyatın nə qədər kədərli olacağını deyib özünə təriflər yağdırır.

Dediyim kimi kitab Tomas Mor üçün yazılıb və görünür, yazılanda Tomas Morun yüksək intellektual səviyyəsi nəzərə alınıb. Kitabın az qala yarısı qədər açıqlamalar var idi. Qısa bir kitabdı, amma tez bir zamanda adi roman oxuyurmuş kimi oxumaq olmur. Əsərdən maksimumu almaq üçün gərək bir gözün vikipediyada olsun.
288 syf.
·7 günde·Beğendi
Alem benim hakkımda ne derse desin,en deliler arasında bile DELİLİĞİN kötü bir ünü olduğunu bilmez değilim,buna rağmen iddia ediyorum,ilahi gücüyle hem Tanrıları hem de insanları neşelendiren tek varlık benim,sadece ben.

Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerinden Erasmus'un ilk olarak 1511’de yayımlanan "Deliliğe Övgü" eseri güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.Eserde şu soruyu sorar bizlere "İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?"
İçinde ki epeyce dipnota bakarken arada paragraflardan koptuğum,mitoloji bilgimin eksikliğinden kaynaklı kimi zaman okurken zorlandığım eser.Anladığım kadarıyla kitap daha çok zıtlıklar ve ikilikler üzerinden ifade ediyor delilik kavramını.Erasmus deliliğin bilge yanından bahsederken aynı zaman da deliliğin çılgın,ipe sapa gelmez yanından da bahsetmektedir.Delilik üzerinden özellikle din adamları başta olmak üzere toplumun bir çok kesimi de benzetmelerinden nasibini almaktadır.Kitap aynı zamanda felsefi tartışmaların yanında epeyce gülmece öğeleri de barındırmaktadır içinde.Ve bazı cümleleri okurken beni güldürebilmeyi başarmış bir eserdir.Erasmus'un kitabında delilikten nasibini almayan hiçbir kesim neredeyse yoktur.Delilik üzerinden yaptığı bilgelik yorumu bence takdir edilesidir.
Okunması gereken belki de,beni açımdan daha net kavranılabilmesi için tekrarlanılması gereken bir eser.
288 syf.
·2 günde·6/10 puan
Delinin ruhunda ne varsa yüzünde yazılıdır, ağzı bunu gizlemeden söyler; oysa, aynı Euripides'e göre, bilgenin iki dili vardır, biri gerçeği söylemek, öteki gerekirse gizlemek için. Bilge, beyazı siyaha, siyahı beyaza çevirmek hünerine sahiptir; ağzı, hem soğuğu hem sıcağı üfler, sözleri de genellikle düşüncelerinden pek uzaktır.

Genel olarak Erasmus'un bu şekilde deliliği övüp bilgeliği yeren düşüncelerinden oluşan, oldukça yavaş ilerleyen, yer yer hemfikir olduğum değişik bir kitap kendileri. Deliliği bu kadar sayfa nasıl övmüş diye düşünenler için okunabilir bir kitap..

Keyifli okumalar..
288 syf.
·6 günde·6/10 puan
Deliliğe övgü, ya da asıl olması gereken Türkçe adıyla “budalalığa övgü” Desiderius Erasmus’un yakın arkadaşı Thomas More’a hitaben yazdığı bir eser. Bu eser nüktedan ifadeler barındırması, sarkastik yapısı ve döneminin eserlerine göre ince oluşu sebebiyle insanda rahatça okunacak bir kitap imajı yaratıyor ki bu imaj sadece bir aldatmaca.

Öncelikle oldukça zor okunan bir kitap. Kitap içerisinde sürekli diğer eserlere ve yazarlara atıflar var ve siz atıf yapılan eser ve yazarın olayını bilmeden o atıfları hakkıyla anlayamıyorsunuz. Ütopya’dan Adagia’ya Yunan’dan Roma mitolojisine ve tarihine çok yoğun bir entelektüel bilgi gerektiriyor.

Buradaki delilik, bizim anladığımız anlamda bir delilik değil, Erasmus hiciv yeteneğiyle bozuk düzene işaret ediyor ve dini sınıflardan yönetici sınıflarına, filozoflardan bilginlere, milletlerden aristokratlara her grubu bir şekilde yerle bir ediyor. Stoacıları yerden yere vuruşu ise şahsen beni oldukça eğlendirdi.

Cinsiyet ve millet ayırt etmeksizin her gruba karşı içindeki öfkeyi hicivle yansıtan Erasmus, bu eserinde Rönesans döneminin tüm özelliklerini yansıtıyor. Kadınlar,
Türkler ve batılı olmayan milletler ile ilgili yaptığı yorumlar ise tam bir Erasmus’un hümanizm (!) anlayışının bir yansıması. Bu anlayış Batılı milletlerin mevcut görüşlerinin temelini oluşturuyor, ikircikli ve çelişkili davranış ve düşüncelerini gözler önüne seriyor.

İnsanın tüm zincirlerden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir sorusunun cevabını arıyor. Bir görüşe göre gerçek bilgelik delilikken öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak gerçek deliliktir.

Bilgeliğin delilik olduğunu kabul ederek insan olmak için bilgelikten kesin olarak vazgeçmek gerektiğini iddia eder ve savunur. Onun için bir deli ile bir bilge arasındaki temel fark birincisinin tutkularına ikincisinin ise aklına boyun eğmesinden ibarettir.

Bu yüzden vaktinde edinilmeyen bilgiden ve bilginden hoşlanmıyor. “Yetişmiş bir adam kadar bilge olan çocuktan herkes nefret eder ona her yerde bir monsre gözüyle bakılır, bu sebeple çocukta vakitsiz bilgelikten nefret ederim” diyen atasözünü haklı buluyor. Aslında normal aratışını bu seviyeye getiriyor.

Normal arayışı ve her şeyi vakitli yaşamanın aslında bir ilahi düzen olduğuna da işaret ediyor. Ona göre insanlar ne kadar ihtiyarlarsa o kadar çocuğa benzer, sonunda birer gerçek çocuk gibi hayattan iğrenmeden ve ölümü görmedem bu dünyadan çıkarlar.

Hayatta hoş olan ya da sürekli olan hiçbir bağlılık göremeyeceğimizi bağlılığın bağnazlık ve aslında boyunduruk olduğunu bu bağların delilik işareti olduğunu savunur.
288 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Ben kitap üzerine felsefik ya da edebi bir açıklama yapmiycam sayafada yeterince var bunlardan. Kitabın başları sıkıcı olsada 136.sf dan sonrası bence mutlaka okunmalı, belki ya ben bunu zaten biliyorum diyeceğiniz noktalarda olucak ancak 1500’lü yıllarda Erasmus’un insanlar, makmalar,mevkiler ve bir konuda marka olmak lider olmak hakkında ki tespitleri inanılmaz yerinde ve çağının çok ilerisinde, o gün yazdıkları bugünün insanını ve zihniyetini de birebir anlatıyor.Bilim teknoloji moda vs insan ırkı gün geçtikçe daha gelişiyor değişiyor ve daha iyisine sahip oluyor! Ancak sadece şekilsel olarak, çünkü insan oğlunun zihniyetinin hiç değişmediğini okuduğunuz da anlayacaksınız 1500 lerde ne idiyse bugünde o hatta var olduğunda nerede idiyse bugünde orada.dönüşüm şekilsel olarak gerçekleşiyor ama zihniyet hep aynı yerde.çok güzel verimli ve etkileyici bir kitap bir daha okumak üzere şimdilik rafa kaldırdım.sizlere de tavsiye ederim
288 syf.
·3 günde·6/10 puan
sitedeki diğer incelemelere baktım biraz. yaklaşık 200 tane inceleme, 4000 tane alıntı var. bir din felsefesi kitabi için yoğun bir ilgi. aralarda "hayatın kendisi de zaten bir parça delilik değil midir" gibi sempatik yorumlar da var :)

ben kabalcı yayınlarından okudum. kitabın önsözü yeterli değildi. hatta Erasmus gibi bir yazar ve bu kitap için detaylı önsöz yazmak gerekirdi. aksi taktirde anlamak kolay olmayacaktır.

aslında kitap kolay. zorlaştıran ise hem yazarın kendisi hem de dönemin karmaşıklığı

1 erasmus böyle üstü kapalı yazmayı seviyor. tarzı bu. dobra dobra konuşmaktan kaçıyor.
2 Kilise'nin direkt tepkisini çekmemek için lafı döndürüyor.
3 o dönemde (reformasyon) ayaklar baş, başlar ayak olmuş. maddiyata tapan, din tacirliği yapanlar bilge olarak anılır olmuş, erasmus gibi dinin saf halini arayanlar deli.

kitabı anlamamızı zorlaştıran şeyler bunlar. fakat bu konuların detaylarını bilirseniz anlamak kolaylaşıyor. bu ifadelerin anlamını bilmek için avrupada rönesans döneminde, dinde yaşanan "reform hareketini" bilmek lazım.

bir de bismillah deyip kitaba başladığımızda ağır bir antik yunan mitolojisi bombardımanına uğruyoruz. o ona bir şey diyor, o ona başka bir şey. ben zannetmiyorum ki, o dönemde de insanlar, bu benzetmeleri bizim bugün anladığımızdan daha iyi anlıyordu...

bu mitoloji muhabbetinin sebebi de şu. nasıl rönesansta sanatçılar, düşünürler ortaçağın karanlık yanını kırmak için antik yunan sanatını referans gösterdilerse, Erasmus da hristiyanlığın öz haline antik yunan düşünüş ve inanç tarzıyla dönüleceğini düşünmüş.

şunu da belirtmek lazım. erasmus neticede bir din adamı, asil kimligi bu. bir filozof, bir din karşıtı, bir insanları uyandırmaya çalışan hümanist lider değildi. klasikleri araştıran bir din adamı olarak arayışı yozlaşmış-hristiyanlığın karşısına saf-hristiyanlığı çıkarmak. arada din tacirliği yapan yozlaşmış papazlar vs olmadan hristiyan mü'minlerin dinini en doğru şekilde yaşaması.

dolayısıyla kitaptaki şu bölümler çok önemli ve cesur ifadeler

--> Biri, sabahleyin Christophorus'un bir tasvirini, heykelini
görmek mutluluğuna erişirse bütün gün kendine hiçbir
kötülük gelmeyeceğine inanır.
--> Papa'nın verdiği bağışlanma belgelerine rahatça bel bağlayanlara ne diyelim? Bunlar, bu belgelerin etkisinden o kadar ümitlidirler ki arafta geçirecekleri zamanı adeta kum saati ile sayar.
--> Hem tapınağa ne ihtiyacım var? Her yerinde her zaman
saygı gördüğüm bütün bu evren, az görkemli bir tapınak mı?

sonuç olarak avrupa kıtasında yaşanan bu tartışmalar sonucunda, hristiyanlık Katolik ve Protestanlık mezheplerine bölündü. Erasmus birleşik avrupadan yanaydı, birleşmenin temelini ise saf-hristiyanlık oluşturuyordu. Yani humanizma kardesligi, butun insanlar esittir vs gibi bir avrupa ülküsü yoktu. Kralliktan yanaydi, hatta belki platonun devlet teorisindeki gibi kral yonetecek, erasmus da krala akil veren otorite olacakti.

yani yanlış anlama olmaması için kitabın bu doğrultuda okunması lazım. konu hk ek bilgi için linkteki belgesele bakabilirsiniz

a- https://www.youtube.com/watch?v=NHsxQiWgyaY
b- https://www.youtube.com/watch?v=aKefXapoZUs
c- https://www.youtube.com/watch?v=b4tcJRC0ouk
d- https://www.youtube.com/watch?v=wX796f4u9Ws

bir de Stefan Zweig'in hikaye tarzında yazdığı Rotterdamlı Erasmus kitabı var.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okumak için çok çekindim ilk önce. Mitoloji bilgim yarım yamalak olduğundan ötürü tabii ama hiç de öyle olmadı baya baya okudum yani. Kitap kısa fakat yavaş yavaş ders çalışır gibi gittim. Böyle daha keyifli hale geldi ve hatta mitolojiye de merak saldım diyebilirim... Ama yeterli bilgi birikimine sahip kişi daha bi şevkle ve eğlenerek okuyacağına daha farklı ve güzel çıkarımlar yapacağına eminim. Ben araştırarak ve öğrenerek ilerlediğim için pek eğlendiğimi söyleyemeyeceğim...
Kendi çıkarımlarıma gelecek olursam kitap baştan sona yermeyle geçti diyebilirim. Hatta bence deliliğin ardına saklanarak içindeki zehri bir güzel kusmuş Erasmus sağ olsun. Derin bir kitap. Üzerinde düşünülerek okunulması gerektiğine inanıyorum öyle okuyup geçmeyin yani. Yazar kitapta Türkleri barbar olarak tasvir etmiş çok çok çok sık olarak da müslümanlığı eleştirmiş. Genel olarak herkese her şeye dağa taşa uçan kuşa eleştiri yapılmış fakat genel olarak müslümanlığa yapılan eleştiri bariz diyebilirim. İleriki senelerde tekrar okuduğumda belki daha farklı hazlar alırım bu kitaptan bilemiyorum. Sonsuz mutluluğu delilik olarak adlandırmış Erasmus. Katılıyorum da katılmıyorum da deliliği herkesin biraz içinde barındırdığına inanıyorum. Kıssadan hisse okuyacaklara keyifli okumalarrrrrr!

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.