Olympos'un bu üç önemli tanrıçası ise elmanın kime verileceğinin belirlenmesi için Zeus'a giderek hakemliğine başvururlar. Zeus, üç tanrıçayı da kırmak istemediğinden tarafsız kalmayı tercih ederek
bu hakemliği bir ölümlünün yapması gerektiğini, İda dağında yaşayan Paris isimli bir Truvalı'nın en güzelin kim olduğuna karar verebileceğini belirtir.
Bunun üzerine tanrıçalar, haber tanrısı Hermes'in kılavuzluğunda, hemen İda Dağı'na giderler. Hermes ve Tanrıçalar İde dağı'na geldiğinde, Paris'i koyunlarını otlatırken görürler. Haber tanrısı Hermes, altın
elmayı ona uzatır ve tanrıçaların en güzeline vermesini ister. Ne var ki, bu tanrıçaların üçü de o kadar güzeldir ki, Paris hangisinin daha güzel olduğunu seçmekte zorlanır. Bu kararsızlıktan yararlanmak
isteyen tanrıçaların her biri, kendisini seçmesi için Paris'e rüşvet önerirler. Baş tanrıça Hera, altın elmayı kendisine vermesi halinde onu tanrısal güçle donatacağım, Avrupa ve Asya'nın en güçlü kralı yapacağını vaat eder. Akıl tanrıçası Athena, onu dünyanın
en zeki kralı yapacağını Yunanistan'la girilecek bir savaşta kendisine zafer vaat eder. Güzellik tanrıçası
Aphrodite'nin rüşveti ise daha basittir; dünyanın en güzel kadınını ona vereceğini teklif etmektedir Aphrodite.
Dünyanın en güzel kadınına sahip olmak isteyen Paris, altını elmayı Aphrodite'ye uzatır. Buna çok sinirlenen Athena ile Hera baş başa verip, Truva'yı felakete sürüklemek için plan yaparlar.
Tanrıçaların en güzeli seçilen Aphrodite ise verdiği sözü tutarak,
Paris'i, Yunanistan'ın Lakedaimon şehrine getirir ve Isparta Kralı Menelaos'un karısı güzel Helene'yle buluşturur. Menelaos ve Helene, Paris'i çok iyi karşılarlar. Menelaos, ona dilediği kadar yanlarmda kalabileceğini söyler. Ne var ki, oraya geliş amacı başka
olan Paris, bir gün Menelaos Girit'e