Kagan, mağara duvarlarındaki resimlerin, bellekten yapıldığını belirtir ve bu durumu sanatsal açıdan önemli bir aşama olarak görür:
"Hiç kuşkusuz, imgesel düşünme yeteneği doğa vergisi değildir. Çünkü, sanatsal-imgesel şekilde bir kayıt, doğrudan doğruya görsel ya da işitsel bir algı olmayıp, insan bilincine duyumlar işlemesinin karmaşık bir sürecinin sonucudur. (...) Erken -paleolitik- çağdaki mağara resimleri ile heykellerin 'doğaya bakılarak' değil, bellekten yapıldığını bilim saptamış bulunmaktadır. Demek ki, sanatçının doğrudan doğruya gözüyle gördüğü somut nesnelerin basit bir kopyasını yapması, bunları sert bir madde üstüne geçirmesi söz konusu değildir burda. Bu çizimler ile heykeller, belli bir hayvanın ya da insanın tikel, yinelemez yanıyla verilişi olmayıp, tüm sanatın temel belirtisi olarak, genelleştirilmiş tasarımlardır." (*)
(*) Moissej Kagan, Güzellik Bilimi olarak Estetik ve Sanat, Çev. Aziz Çalışlar, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1982, s. 239.