Giriş Yap
Tahsin Gün
@tahsingun
Sabitlenmiş gönderi
İyi ki Ortaçağda Değiliz - Evrim Kuran (2/2)
Düşünün ki, pandeminin bitmediğini, devam ettiğini veriyle ortaya koyan Türkiye Tabipler Birliği'nin Sağlık Bakanlığı'nı halk sağlığını gözetmeye, bilimsel ve gerçekçi sorumlulukla hareket etmeye davet etmesine yönelik açıklamaları bu kapsamda suç sayılabilecek ve TTB üyeleri bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek. Bu bilgiyi haberleştiren gazeteci de, haberi sosyal medyada paylaşan vatandaş da aynı kapsamda yargılanabilecek. Düşünün ki, 41 maden emekçisini kaybettiğimiz Bartın faciasındaki ihmalleri sorgulamak, fıtrat değil, kader değil ihmal demek suç konusu sayılabilecek. Hatta bunu etiket haline getirip sosyal medyada toplu olarak paylaşılmak 'örgütlü suç' da sayılabilecek. Düşünün ki, halkı paniğe sevk ettiğim suçlamasıyla kalmamak için ben bir araştırmacı olarak size Türkiye'nin gençlerinin dertlerini anlatamayabileceğim. TÜİK'in genç işsizliği verilerini sorgulayamayabileceğim. Tüm kalbimle inandığım halde "kadın cinayetleri politiktir" diyemeyebileceğim. Bir süredir sansür yasalaşırsa dezenformasyon ne demek asıl o zaman göreceğiz endişesi taşımaktaydım. İşte o zaman geldi. Göz göre göre geldi. Sansür sebepse, dezenformasyon sonuçtur.
Bavul Dergisi - Sayı 86
Evrim Kuran
Tahsin Gün tekrar paylaştı.
330 syf.
·
7 günde okudu
~172° | Denemeler
Merhaba.
Sabahattin Eyüboğlu
'nun çevirdiği Gustave Flaubert'in
Ermiş Antonius ve Şeytan
adlı kitabını ve yine onun Ömer Hayyam'ın rubailerini çevirdiği ve derlediği
Dörtlükler
adlı kitabı okumuştum ama kendisini ilk defa
Montaigne
'in
Denemeler
adlı kitabını çevirirken bu kadar heyecanlı gördüm. Öyle ki tekrar tekrar okudukça yıllar içerisinde yeni ön sözler ekleme ihtiyacı hissetmiş ve elimde tuttuğum kitapta ona ait tam 4 ön söz yer alıyor. Bu ön sözlerde bana göre dikkat edilmesi gereken iki önemli kısım var: İlki (1) dindarların Michel de Montaigne'i sevmeme nedenini, ikincisi (2) onun öfkesini tutamadığı durumları anlatıyor. (1) Denemeler'i okuyan şu iki dersi almamazlık edemez: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma. (2) Kaşlarını çatarak baktığı kişiler yalnız kendi inançları ve çıkarları için başkalarını asıp kesenler, bir de kendilerini bilmeden bilgin geçinenler, ders almasını bilmeden ders verenler. Ardından Michel de Montaigne okura sesleniyor ve ''...okuyucu, kitabımın özü benim: Boş vakitlerini bu kadar sudan ve anlamsız bir konuya harcaman akıl kârı olmaz. Haydi uğurlar olsun.'' diyor. Zaten okur yazarda sadece yazar maskesini atıp kendisini olduğu gibi aktarmışsa kendisini bulabilir. İşte ''Her konudan çok kendimi incelerim. Benim metafiziğim de budur, fiziğim de.'' diyen Michel de Montaigne bunun ilk örneğidir ve bu kitabın tek konusu da kendisidir. ''Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum. Ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum: Bana yararı olan bu işin belki başkasına da yararı olabilir.'' diyor. Bu kitapta kendimle en fazla bağdaştırdığım kısım buydu. Çünkü ben ne yapıyorsam kendimi öğrenmek için yapıyorum ve ''ruhum'' sürekli bir arayış içerisinde... yani bir ben arayışı. Zaten bu ben arayışı da en iyi, ''Herkesin gözü dışardadır; ben gözümü içime çevirir, içime diker, içimde gezdiririm. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım: Benim işim gücüm kendimledir. Hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım. Herkes kendinden başka şeylerin peşindedir; hep kendinin ötesine gitmek sevdasındadır... Bense kendi içimde yuvarlanıp gidiyorum.'' şeklinde ifade edilebilirdi. Michel de Montaigne tıpkı Arthur Schopenhauer gibi onurlu olmaktan ziyade gururlu olmayı ön plana koyuyor. Her ikisi de herkesin hunharca kullandığı ve çoğunluğun anlamlarını bilmediği sözcükler. Oysa Arthur Schopenhauer'nın da belirttiği gibi gurur korunmalıdır ama onur budalalıktır. Her insan kendi değerinin üstünlüğünün farkında olmalıdır ve bunu ne fazla ne az (çünkü bunlar da budalalıktır) ama olduğu gibi aktarabilmelidir. Geçenlerde
Gizem Demircan
'dan özenerek Zaqa üzerinden anonim soru-cevap yaptım ve uğraşmak istemediğim için bazı soruları pas geçtim ama önemli bir detayı fark ettim ki o da çoğunluğun beni ''egoist'' ya da ''narsist'' görmesiydi. İşte bunun nedeni gurur, onur, kibir ve ün gibi sözcüklerin anlamlarını bilmemeleri ve bir insan kendisini olduğundan az aktardığında onun alçakgönüllü olduğunu sanıp ama aslında budala olduğunu fark edememeleri. Dikkat! Michel de Montaigne konuşuyor: "Kendinden söz etmeyi kötü görmek, yasak etmek âdet olmuştur, çünkü kendinden söz etmek her zaman kendini övmek gibi görünür; kendini övmekse herkesin zıddına gider. Ama kendinden söz etmeyi yasak etmek, çocuğun burnunu silecek yerde, burnunu koparmak olur." Ha, bir de unutmadan: ''Kendini olduğundan az göstermek, tevazu değil, budalalıktır, kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.'' O zaman budalalığını ve korkaklığını bir kenara bırak ve olduğun gibi görün. Rahat ol. İnsanların düşüncelerini umursama. Hiç durmadan kendini analiz et. Kendinden asla kaçma. Sen busun. ''...dünyanın en yüksek tahtına da çıksak, yine kendi kıçımızla oturacağız.'' Hayatını uzun değil, iyi yaşamaya bak ve ölümden de korkma. Anladın mı evladım? Onlara de ki; ''John Searle haklıydı.'' Çünkü "Bir düşünceyi net olarak söyleyemiyorsanız, onu kendiniz de anlamıyorsunuz demektir." dedi. ''Sir William Osler haklıydı.'' Çünkü "Beyler, size şunu söylemek isterim ki, öğrendiğiniz şeylerin yarısı yanlış ve o yarının hangisi olduğunu bilmiyoruz." dedi. ''Cicero haklıydı.'' Çünkü "Olabilir desinler, ama olur demesinler." dedi. İşte bu yüzden Michel de Montaigne ''On yaşında bilginler gibi konuşacaklarına altmış yaşında öğrenci gibi kalsınlar.'' derken boş yapmıyordu. Cahil olma, bilgisiz ol. Hayatın boyunca öğrenmeye devam et. Yanlışlarını savunma ve doğrunun peşinde koştuğun bu yolculukta yanlışlarının düzeltilmesi fırsatını da kaçırma. Keyifli okumalar!
Denemeler
8.6/10 · 44,2bin okunma
·
4 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Tahsin Gün tekrar paylaştı.
Aklın ve bilimin kılavuzluğundan ayrıldığınız an, başınız beladadır, bilesiniz. Çünkü dediğim gibi tabiatın dini yok. Tabiat oy da vermiyor.
·
Tahsin Gün tekrar paylaştı.
Şarkılar ve kitaplar olmasa gerçekten yalnız kalırdık..
·
1 yorumun tümünü gör
BENERCI KENDINI NIÇIN ÖLDÜRDÜ?
- Ala... Dinle. Ferdin tarihteki rolü malum. Akışın istikametini değiştiremez. Yalnız tempoyu hızlılaştırabilir, yavaş­latabilir. İşte o kadar. Tarihte fen denilen nesne, keyfiyetin de­ğil, kemiyetin üstüne tesir edicidir. Bütün bunlar senin için, benim için, bizim için bilinen şeylerdir.
Nazım Hikmet Ran
Sayfa 336 - Nazım Hikmet Bütün Şiirleri, YKY Yapı Kredi Yayınları
Tahsin Gün tekrar paylaştı.
Eğer Tanrı gerçekten var olsaydı, onu yok etmek gerekirdi.
·
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
95
943 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14