Shirley Jackson

Shirley Jackson

Yazar
7.7/10
62 Kişi
·
126
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.093
Gösterim
Adı:
Shirley Jackson
Unvan:
Yazar
Doğum:
ABD -, 14 Aralık 1916
Ölüm:
ABD -, 8 Ağustos 1965
Amerikalı yazar Shirley Hardie Jackson, kendi zamanında oldukça popüler olan ve edebiyat çevrelerince romanları son yıllarda oldukça dikkat çeken gizem-korku yazarıdır. Neil Gaiman, Stephen King, Nigel Kneale ve Richard Matheson kendisinden esinlenmişlerdir. Kısa hikayesi "Piyango" (1948) ünlü kısa öyküsüdür. Tepedeki Ev ise bugüne dek yazılan en iyi hayalet hikayeleri olarak tanımlanmaktadır.
"Zihin ortadaki tüm kanıtlara karşın kendi tanıdık, sabit modellerini korumak için canla başla mücadele eder."
Huzur, diye düşündü Eleanor tüm varlığıyla; bu dünyada istediğim tek şey huzur. Uzanıp düşünebileceğim, çiçeklerin arasında yatıp hayal kurabileceğim ve kendime tatlı masallar anlatabileceğim sakin bir yer.
Öyle uzun zamandır bekledim ki
neşeyi hak ettim; hayatım boyunca mutluluğa isim koymanın onu sonlandırmak anlamına geldiğine inanmıştım, artık bu inancımdan vazgeçtim.
Hiçbir canlı organizma, mutlak gerçeklik koşulları altında akıl sağlığını koruyarak yaşamayı sürdüremez.
232 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayalet hikayelerine bayılıyoruz. Bunu inkar edemeyiz, insanlık tarihine adım attıklarından beri bu hayaletler deli gibi para kazandılar. Bir zamanın kurgularının temel dayanağı olan hayalet hikayeleri genel olarak birbirine benzemelerine rağmen nasıl anlatıldıklarına veya yerine göre nasıl gösterildiğine bağlı olarak oldukca zıt yönlü olabiliyorlar. Yani aslında branşlara ayrılmış hayaletler var bile diyebiliriz. Bazıları sinemanın gözdesi olan vurdulu kırdılı muhabbetlerle uğraşırken bir diğer kısmı da direkt olarak kafaya oynuyor. Ki, "Tepedeki Ev" ile bunun ne kadar etkileyici olduğunu anlayabiliyoruz.

"Değerli yazarlar ülkemizde okunmuyor" demekten ben bıktım, eminim sizler de benden aynı lafları duymaktan sıkılmışsınızdır. Emin olun o sözleri sarf etmemeyi en çok ben istiyorum fakat ne yapayım, okunmuyorlar. "Biz Hep Şatoda Yaşadık" incelememde de aynısını söylemiştim. Shirley Jackson Stephen King'den Neil Gaiman'a kadar birçok alanında en iyi yazarları etkilemiş bir şahsiyet. Ama bakıyoruz ki dilimize sadece iki romanı çevrilmiş. Daha önceden çevrilen varsa da ben denk gelmedim. Denk gelen varsa lütfen bildirsin bana.

Shirley Jackson'ın kalemini kıskanabilirsiniz. Ben kıskandım çünkü. Daha önce de bu durumu yaşadım, şöyle ki; ne olduğunu anlamadan elinizdeki sayfalara kapılıp gidiyorsunuz. Jackson'ın kalemini kullanma şekli sizlere öyküyü benimsetmiyor, adeta damarlarınıza enjekte ediyor. "Tepedeki Ev" ve "Biz Hep Şatoda Yaşadık" birbirinden anlatım konusunda çok farklı iki kitap. Atmosfer ve olay örgüsünün kalitesi ve birbirine benzeyiş yönleri değişmiyor fakat anlatım konusunda birbirinden başarılı iki bambaşka anlatım görüyoruz.

Tepedeki Ev, içinde barındırdığı gerçekçi karakterlere yaptığı gibi biz okurların da kafasına oynuyor. Deliliğe adım attığınızı hissettiğiniz an, geri dönüşün de olmadığını fark ediyorsunuz. Tepedeki Ev'de her ne varsa zaten çoktan etkisi altına girmiş oluyorsunuz ve belki de yaşadığınız en ürkütücü tecrübelerden birini yaşıyor halde buluyorsunuz kendinizi.

Shirley Jackson okurken klasik bir hikaye beklenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar "perili ev" klişesi üzerine kurulu bir romanın incelemesini okuyor da olsanız bu dediğime inanın. Kalemi ile bambaşka bir atmosfer çizebilen bir yazar Shirley Jackson. Ayrıca kendisi gotik korku türünün en başarılı eserlerinin altına imzasını atıp, yazdıklarıyla sinemaya da büyük katkılar sağlamış bir şahsiyettir. Büyüleyici güzellikte olan "Tepedeki Ev" de okunacak bir kitap olmanın ötesine geçip, adım atılacak bir gerçeklik, yaşanması gereken bir macera oluyor böylelikle.
183 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Mistik efsaneler ve lanetli hikayelerin her birinin bir doğuşu vardır. Bu zamana kadar yazılmış/çekilmiş çoğu eserde genel kalıplarla bu hikayeyi gördük, elbette her şeyin bir kökeni vardır ve köküne indiğiniz olaya daha farklı bakmamak elde değil.

Kitabın konusu hakkında fazla bilgi vermek içeriğini berbat edecek buna eminim. Çünkü "Biz Hep Şatoda Yaşadık" farklı bir ilerleyişe sahip. Yalnızca konu değil, konunun istenilen gibi verilmesi için kullanılan birinci kişi anlatımı da alışılmışın oldukça dışında. Yaşanan olaylar ve karakterin iç dünyası karşılaştırılırken hedeflenilen o ikilemi yaşamak belki de romanın en kuvvetli kozu.

İstenilen atmosferi yaratmak çok zordur evet, fakat istenilen atmosferi üstü kapalı bir şekilde hissettirmek çok daha zordur. Blackwoodların evindeyken dışarıdaki ağaçların yapraklarını, kurumuş dallarını ve sarmaşıklarını görmeden hissetmeye benziyor kitabın atmosferini özümsemek. Yoğun bir gerilimi neden yok, çünkü hedeflemiyor. Shirley Jackson'ın günümüz korku edebiyatını şekillendirdiği göz önünde bulundurulunca insanlar gerilim dozunu yüksek bekleyip hayal kırıklığına uğramış gördüğüm kadarıyla. Kitap, sizi germeyi amaçlamıyor. Daha çok gotik bir hava yakalamaya çalışıyor, huzursuzluk üzerinden yürüyor, bunu da zaten başarıyor. Yüksek dozda gerilim bana göre bu hikayeyi bozacak bir unsur olurdu zaten.

Sade dil ile bunaltmayan yoğun anlatım oluşturmak muazzam bir yetenek. Bir süre önce okuduğum, Herta Müller'in Nobel ödüllü eseri olan "Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım" da yine yoğun anlatım olarak tabir ettiğim yoldan ilerleyen bir eserdi ve adını başarıyla duyurmuş olmasına rağmen benim için biraz bunaltıcıydı. Shirley Jackson daha psikolojik bir tahlil ortaya koymasını rağmen çok daha akıcı bir yoğun anlatımla karşımıza çıkıyor.

Elbette her esere saygım var fakat Shirley Jackson gibi ustaların okunmayıp gerçekten başarısız kitapların bestseller olması benim sinirlerimi bozuyor, bu da dürüst bir açıklama benim için, katılmayabilirsiniz. Özellikle bir kitap örneği vermiyorum fakat gündemi takip edenler zaten az çok neyi kastettiğimi anlamışlardır. Korku edebiyatı ve gotik edebiyatının ortaya çıkış noktasından buraya kadar neler katedildiğini fark edemiyoruz ve bu üzücü. Yalnızca bu türler de değil, farklı kitaplardan bambaşka örnekler de verebiliriz. Ben düşünüyorum ki; başarılı eserler hayat değiştirir ve hayatımızı değiştirmek bizim tercihimizdir.
183 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Amerikan gotik örneği. Bu tarz seviyorsanız okuyabilirsiniz ama bu tarz beni çekmiyor. O yüzden çok sevemedim. Gotik özelliklerini barındırması açısından başarılı. Hafif gerilimli, huzursuzluk veren, kapalı, iç sıkıcı ve bunu hissettiriyor. Sürükleyici bir kitap, bir kısmı bir akşam zehirlenerek ölen bir aile. Aileden geriye kalan 3 kişi. Onların toplumdan izole olması. Bilinmeyene karşı toplumun öfkesi. Bunları barındıran güzel ama dediğim gibi bu tarza pek meraklı olmadığım için aman aman bir kitap olmadı benim için.
183 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Shirley Jackson'ın dört sene önce okuduğum ve hala unutamadığım o muhteşem Piyango öyküsünden sonra aynı yazarla tekrar karşılaştığım için bir hevesle başladım kitabı okumaya.
Piyango'daki gerilim oranı, karakterlerin belirsizliği, ana konunun anlaşılamaması ancak sonlara doğru karakterlerin ve olayların okuyucuya açılması Biz Hep Şatoda Yaşadık için de geçerli.
Anlatıcının güvensizliği hikayeyi canlı tutan en büyük etmen bence. Sürekli gerçekten öyle mi acaba ve belki de asıl sorunlu olan bizim baktığımız bakış açısıdır, diye düşünmek dingin gotik atmosferini 'ateşleyen' bir noktaydı.
Kitabın içeriği ve karakterlerin ilişkileri açısından söylenebilecek çok fazla şey olmasına rağmen bu durum okumamış birinin eline fazla ayrıntı sunmak olacağından bu kadarla bırakmak en iyisi.
183 syf.
·1 günde·8/10
Ne şahane bir gerilimdi. Bir kasabada köklü bir ailenin başına gelenler ve ailenin kalan son iki üyesi kız kardeşlerin kendilerini dış dünyadan izole etmesini kasaba halkının bu durum karşısında gösterdikleri tepkileri sizi gere gere ne güzel anlatmış yazar. Kardeşlerin yaşadığı bu agorafobiyi yazarın zamanında yaşaması da anlatımı olağanüstü gerçekçi kılmış. Açık alanda bulunamama, hep saklanma evden çıkamama harika anlatılmış. Konuyu daha fazla anlatmak istemiyorum fakat gerilim sevenler için ideal bir kitap. Ben sevdim.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Dizinin fragmanı ve Stephen Kıng’ın yapmış olduğu yorumlar dikkatimi çektikten sonra , diziyi izlemeye başlamadan önce kitabını okumaya karar verdim. Tepedeki ev ile tanışma maceram aslında bu şekilde. psişik güçlerin olduğuna inanılan bu evi araştırıp kitap yazmaya karar veren bir doktorun ve ona eşlik eden üç karakterin başından geçen doğaüstü olayları konu alıyor kitabımız. Kitabın ortalarına kadar “Harika!” diyerek okudum, hatta yer yer gerçekten korktuğum zamanlar da oldu . Konu bakımından muhteşem. Fakat kitabın sonunu hiç sevemedim. “ Yani bu kadar güzel konusu ve gidişatı olan bir kitap anca bu kadar kötü bitirebilirdi “ dedirtti . Bana göre sonu dışında korku , gerilim okumayı sevenler için keyifle okunabilecek bir kitap.
232 syf.
·Puan vermedi
Dr. John Montague, birkaç yıldır sürdürdüğü araştırmalar sonucunda psişik fenomenlerle ilgili ürettiği bazı teorileri sınama fırsatını değerlendirmek amacıyla Tepedeki Ev'i kiralar. Çünkü Tepedeki Ev'i kiralayan kişiler, birkaç gün kaldıktan sonra apar topar çıkmış, bu evin perili olduğunu iddia etmişlerdir. Dr. John Montagur, araştırmalarını bilimsellikten tamamen uzak tutarak, 'perili' olarak bilinen evdeki psişik hareketlerin etkilerini ve sebeplerini yazarak akademik bir ünvan kazanacağını düşünür.

Bu tarz kitaplarda istenilen atmosferi yaratmak çok zordur elbette, Shirley Jackson Tepedeki Ev'de unutulmaz bir mekân kurgulamış. Hatta uzun zaman geçse, aklımdan çıkmayacak şekilde. Ev gizemli ve ürkütücü. Tanımlanamayan davranışlar, derinden gelen fısıltılar, geceleri meydana gelen anlaşılamayan olaylar, çocuk odasının diğer odalardan çok soğuk olması, bir şeyin kapılara vurması, ahşap kapıların titreyip sarsılması, nerden geldiği belli olmayan hafif ve delice bir gülüş, kısık sesle atılmış bir kahkaha vs.
Kitap kısa yani sayfa sayısı az ama yoğun, yoğun fakat boğucu da değil. Kıvam çok iyi ayarlanmış. Ayrıca her karakterin iç dünyasına ışık tutmuş yazar. Bir de inandırıcılık yönünden oldukça başarılı. Havada süzülmek yerine, toprağa tüm ağırlığıyla basan bir hikâyesi var kitabın. Filmini yıllar önce izleyip pek sevmesem de tekrar izlemeyi düşünüyorum...
183 syf.
·Puan vermedi
Yer, Amerika Birleşik Devletleri. Tarih, 26 Haziran 1948. Gazete, New Yorker. Yayınlanan öykü, The Lottery (Piyango). Sonraki haftalarda gazetenin posta servisi oldukça hareketli; öykü hakkında sorular var. İnsan ruhunun karanlık yönleri mevzu bahis olunca tepkiler türlü türlü, övgülerse çoğunlukta. Yazar öyküyü açıklama taleplerini geri çeviriyor; eserinin kendi kendisini ifade edeceğini belirtmekle yetiniyor. Bazıları ya yazarın açıklamasını yeterli bulmuyor ya da öyküden anladıkları hoşlarına gitmemiş; mesela Güney Afrika Birliğince yasaklanıyor öykü. Ondan sonrası? Takdir ve ilgiyle karşılanan yazarın resmi kariyeri başlıyor.

Cemalettin Sipahioğlu

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...da-yasadik-inceleme/
232 syf.
·2 günde·3/10
kitapta beklediğimi bulamadım. beklenen gerilimi vermiyor. konuda kopukluklar var. karakterler derinlemesine kurgulanmamış hissi veriyor. pek sevemedim.
232 syf.
·4 günde·8/10
Shirley Jackson severken birden surata yumruk çakan bir yazar. Tepedeki Ev bir grup insanın eski ve ünlü bir evdeki bilinmeyen varlıkları deneyimleme için toplanarak kendi korkularını yaratmasını anlatıyor. Hani evde yalnızken gecenin bir vakti eve kulak kabartarak bir ses yahut hareket yaratarak kendimizi korkutma durumunu çok güzel yaşatmış. Kitabın ağır ilerleyişi, devamlı hayaletlerin çıkmasını bekleme sabırsızlığı ile sıkabilir fakat sonunda nabzınızın yükseldiğini göreceksiniz. Ben gecenin bir vakti okudum ve bir arkamı dönüp bakmadan yapamadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Shirley Jackson
Unvan:
Yazar
Doğum:
ABD -, 14 Aralık 1916
Ölüm:
ABD -, 8 Ağustos 1965
Amerikalı yazar Shirley Hardie Jackson, kendi zamanında oldukça popüler olan ve edebiyat çevrelerince romanları son yıllarda oldukça dikkat çeken gizem-korku yazarıdır. Neil Gaiman, Stephen King, Nigel Kneale ve Richard Matheson kendisinden esinlenmişlerdir. Kısa hikayesi "Piyango" (1948) ünlü kısa öyküsüdür. Tepedeki Ev ise bugüne dek yazılan en iyi hayalet hikayeleri olarak tanımlanmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 126 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 139 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.